Yine Başbakan’a notlar

Eklenme Tarihi26.09.2008 - 0:31-Güncellenme Tarihi26.09.2008 - 0:32

TAYYİP Erdoğan karizmatik bir lider, inanmış taraftarları var. Başbakanı eleştiren, uyaran bir yazı olduğunda hemen tepki veriyorlar:
- Sen de mi satıldın?! Doğan gazetelerinde yazılanlara baksana! Başbakan’ın bir gazeteci kadar özgürlüğü olamaz mı? Sen kim oluyorsun... vs...
Bildik bağnazlık madalyonunun bir yüzü böyledir. Öteki yüzünde AKP’nin aynı bağnazlıktaki düşmanları vardır, onlar da hoşlarına gitmeyen yazıları, yazarları benzer şekilde suçlarlar.
Bunları ciddiye almam, sayıları da çok azdır zaten. Elbette medyadaki her yazarla, her habercilik üslubuyla mutabık değilim; meslek ilkelerine aykırı bulduklarım da var. Eleştirip tartıştıklarım da oluyor.
Ama başbakanların, gazeteciler, hatta muhalif liderler kadar bile ‘özgür’ konuşması düşünülemez! Çünkü başbakanların elinde kamu gücü vardır; ülkeyi iyi yönetme sorumluluğu da vardır. Gazeteciler “Kriz bekleniyor” diyebilir, başbakanlar diyemez mesela!
“Söz dokuz boğumdur” sözü en çok başbakanlar için geçerlidir.
Bu farkı göremeyecek kadar bağnazlaşmış “hayranlar” başbakanları hatalara sürükler.

Hayranlık yanıltır!
Hayranları tarafından kuşatılıp da hata yaptırılmamış siyasi lider tarihte yok gibidir! Sadece doz meselesi vardır.
Atatürk ile İnönü’nün arasının açılmasında hatta öfkeye dönüşmesinde “mutat zevat”ın rolü büyüktür. Bu konuda Kılıç Ali’nin, Hasan Rıza Soyak’ın, Yakup Kadri’nin anılarını okuyabilirsiniz.
Menderes’in hatalarında “hayranlar”ının payı büyüktür. Bu konuda Menderes’in arkadaşları Rıfkı Salim Burçak’ı, Samet Ağaoğlu’nu, Mükerrem Sarol’u okuyabilirsiniz.
Özal’ın hatalarını da “hayranlar”ı alkışlarla teşvik etmişti! Hüsnü Doğan gibi bir isim “Yanlış yapıyorsunuz” diyebilmişti, Ekrem Pakdemirli de Özal’a “Ağabey sende de iktidar zehirlenmesi başladı” diyebilmişti... Bunlar reformların beyin takımındaki isimlerdi.
Özal çok kızmış, bunları çevresinden uzaklaştırmıştı! Hüsnü Doğan, Ekrem Pakdemirli, Mehmet Keçeciler gibi “Yanlış yapıyorsunuz” diyebilen isimlerin doğru söylediklerini Özal fark ettiğinde birçok alanda iş işten geçmişti. Çankaya’daki yalnız ve tecrit edilmiş Özal’ın etrafında eski alkışçılar değil, yine bu vefalı isimler olacaktı.
Bugün Erdoğan’a “Yanlış yapıyorsun” diyen kaç kişi çıkar çevresinde?!

Tecrit ve diyalog
Ve ekonomi... MÜSİAD’ın Başbakan’a verdiği rapor uyarılarla dolu: Kabinede revizyon yapılmalı, gerilim düşürülmeli, hükümetin ekonomi politikasında “Somut üretim stratejisi eksiktir”, bu yönde bir strateji hazırlanmalı diyorlar. Yolsuzlukların üzerine gidilmesini istiyorlar.
TÜSİAD’ın, TOBB’un söyledikleri de aşağı yukarı aynı.
1932 yılında Şevket Süreyya Aydemir’in, krizi fırsata çevirmek için  “Makinaların Muhacereti” dediği ekonomik stratejinin o zamanki siyasi atgözlükleri yüzünden görülmeyip Türkiye’nin nasıl fırsat kaçırdığını bir başka yazıma bırakıyorum.
Şimdi söyleyeceğim şu: Liderler hayranlarından korkmalıdır! Başbakanlar ülkeyi germekten sakınmalı, sorun çözmeye, özellikle kriz dönemlerinde “krizi fırsata çevirme”ye odaklanmalıdır. Bunları yapabilmek için siyasi ve sosyal diyaloğu geliştirmelidir. Yoksa hayranlardan ibaret daracık bir dünyada tecrit oluyorlar, kendileri de ülkeleri de bundan zarar görüyor.

Etiketler