İki mektup

İki mektup


Çok ilginç. İki mektup aldım, şimdi bunu özetleyeceğim.
"Sayın Heper, affa karşı olduğunuzu yazmışsınız. Bir mahkum olarak ben de affa karşıyım ancak istikrarsız ülkede suç oranı ne yazık ki, artmaktadır. 40 senedir ülkeyi yöneten aynı kişiler bu 40 senede sosyal adaleti sağlayamamıştır. Eğitim sistemi oturtulmamıştır. Ekonomi düzelmemiştir. Sağlık hizmetleri rezalettir. Yönetenler kendi menfaatleri doğrultusunda eşlerini, dostlarını zengin edebilmek için çıkardıkları yasalara gizli maddeler koyarak yolsuzluk, hayali ihracat imkanı tanıyıp hortumlamaya kolaylık getirmişlerdir. Daha bilinmeyen ortalığa çıkarılmayan yüzlerce yolsuzluk olayı vardır. Şimdi suç işleyen sadece bizler mi suçluyuz? Yıllardır ülkeyi yönetip düzeltemeyenler, milleti birbirine düşman edip zengin olan yöneticiler mi?
Kimse isteyerek suç işlemez, nüfusun arttığı, gelirin düştüğü, işsizliğin büyüdüğü, adaletsizliğin çoğaldığı her ülkede suç artar. Affa karşı olmadan önce eğitimsizliğe, adaletsizliğe ve açlığa karşı olunmalıdır."
Şimdi bu söylenenlerden hangisine hayır diyeceksiniz? Bu mektup bana Gümüşhane'den gönderilmiş 23 Temmuz tarihli. Benzer fikirleri içeren bir mektup da 24 Temmuz'da Kırklareli'den geldi. İlginç oluşu aynı tarihlerde Türkiye'nin iki ucundaki cezaevinden benzer görüşler ve ülkenin sorunlarına yaklaşım. Tamamen haksızlar diyebilir misiniz? Tabii hiçbir şart suçu mazur göstermez. İşin doğrusu suç işleyeni dışarı salmak değil, dışarıdaki suç işleyenleri de (adaleti sağlamak şart olduğundan) gerekli ceza ile tecziye etmek. Adalet böyle sağlanır. Ancak tabii ki, yanlış olan, suç işleyip elini kolunu sallayarak kahraman edası ile gezmek ve buna izin vermektir. Adalet sağlanamadığı sürece yukarıda mektubunu özetlediğim okuyucumun görüşleri haklıdır.