Rüşvet mi, o da ne?

Rüşvet mi, o da ne?



İzliyorsunuz değil mi, yargıda rüşvet skandalı diye bir olay çıktı. Bu olay pat diye çıkmadı. Önce altyapısı hazırlandı. Biri çıktı mahkemelere güvenmediğini söyledi, sonra bir başkası öyle bir haber vereceğiz ki dudağınız uçuklayacak kabilinden bir laf etti. Sonra Anayasa Mahkemesi üyelerinin Meclis tarafından atanması gereği ileri sürüldü. Şimdi:
Yargıda rüşvet var mı yok mu? Buna verilecek yanıt şudur: Yetmiş milyonluk bir ülkede yaşıyoruz. Bu nüfus içinde yolsuzluk yapanların oranı yüzde kaç ise aynı oran tüm meslek grupları içinde var demektir. Bir meslek grubunu toplumdan soyutlayabilir miyiz? Demek ki yolsuzluk ve rüşvet adliye hizmetlerinde de olabilir. Ancak var ise yeni mi fark edildi?
Demek ki mesele yeni fark edilmesinde değil, birtakım bahanelerle adli mekanizmayı siyasal iktidarın hakimiyetine almak. Düşünebiliyor musunuz Meclis'in tayin ettiği Anayasa Mahkemesi'ni. (Bugün Yargıtay, Danıştay, Askeri Yargıtay, Sayıştay gibi kurumların gösterdiği adaylar arasından Cumhurbaşkanı tarafından seçiliyor.)
Öyle görünüyor ki, bu operasyon yargıda rüşvet diye bir olayı ilk defa tespit edip gerekli girişimde bulunmaktan çok yargıyı denetim altına alma operasyonudur.
İşin ciddi ve iyi niyetle yapılmış, suçun üzerine gidilmekte kararlı olunduğunun ispatı vatandaşın içinde yüzdüğü, mağdur hatta perişan olduğu sair rüşvet olaylarının üzerine gidip gidilmemesi ile anlaşılacak. Vatandaş her gün feryat ediyor, eskiden yapılamayacak işleri yaptırmak için rüşvet verirdi, artık yapılması gereken işleri yaptırmak için rüşvet veriyor. Var bu rüşvet belası beyim, var, vatandaşın iliğini kemiğini emiyor, haydi bakalım başladınız madem devam edin, önleyin görelim nasıl becereceksiniz?



DİĞER YENİ YAZILAR