Devlerin Hedefi Büyük

8 Temmuz 2019

Avrupa’nın dev kulüpleri yeni sezona büyük hedeflerle giriyorlar. Geçen yıl tarihinin en kötü sezonunu yaşayan Real Madrid, bu sezon hem La Liga’da hem de Şampiyonlar Ligi’nde şampiyonluk hedefliyor. Bu nedenle yeni bir ‘’ Los Galacticos ‘’ projesini uygulamaya koyan eflatun – beyazlılar, ilk olarak geçen sezon renklerine bağlayamadıkları Eden Hazard’ı kadrolarına katmayı başardılar.

Luka Jovic ve Ferland Mendy gibi isimlerle transferlere devam eden Real Madrid’in en büyük kozu ise şüphesiz teknik direktör Zinedine Zidane. Şampiyonlar Ligi’ni üç sezon üst üste kazanma başarısını gösteren Zidane’dan bu sezon da beklentiler çok büyük. Fransız teknik adamın yaşayabileceği en büyük handikap ise yeni kurulan takımın uyum sorunu. Bakalım Zidane yeni bir destana imza atabilecek mi?

İtalyan devi Juventus da sezona Şampiyonlar Ligi Kupası hedefiyle giriyor. Siyah- beyazlılar bu hedef doğrultusunda Allegri ile yollarını ayırarak teknik direktörlüğe Sarri’yi getirdiler.

Juventus ile Serie A’da şampiyonluğa ambargo koyan Allegri ile alınan ayrılık kararı pek çok kimse için sürpriz oldu. Ancak, Şampiyonlar Ligi şampiyonluğu için yapılan Ronaldo transferine rağmen genç oyunculardan kurulu Ajax’a elenerek devler ligine veda edilmesi, Allegri’nin de sonunu getirdi.

Juventus’un Şampiyonlar Ligi özlemine son vermek için tercih ettiği Sarri, geçen sezon Chelsea’deki daha ilk yılında UEFA Avrupa Ligi’ni kazanmayı başardı. İtalyan teknik adam, yeni sezonda Juventus’ ta daha güçlü bir kadro ile daha büyük hedefler için mücadele edecek. Nitekim Juventus yönetimi, Şampiyonlar Ligi hedefiyle kadroya önemli takviyeler yaptı. Bu anlamda bizleri en çok ilgilendiren ise Merih Demiral transferi. Hepimizi oldukça gururlandıran Merih’e Juventus’ta da başarılar diliyorum.

Şampiyonlar Ligi’ni hedefleyen büyüklerden bir diğeri olan Barcelona ise Juventus’un aksine teknik direktör değişikliğine gitmedi. Yeni transferlerle kadrosunu güçlendirmeye çalışan ve Griezmann’ı da renklerine katmaya çalışan Katalan ekibinin Valverde ile yola devam etmesini çok doğru bulmuyorum. Şampiyonlar Ligi’nde bir önceki sezon Roma, geçen sezon ise Liverpool karşısında yaşanılan başarısızlıklar Valverde’nin hanesindeki en büyük eksileri oluşturuyor. Kazanılan La Liga şampiyonluğu da bu eksileri silmeye yetecek gibi gözükmüyor. Bu nedenle Şampiyonlar Ligi’nde alınacak olası kötü sonuçlar Valverde’nin koltuğunu sallayabilir.

Sonuç olarak bu sezon Avrupa’nın büyük ligleri ve Şampiyonlar Ligi’nde güzel bir mücadele bizleri bekliyor. Bu anlamda Premier League ekipleri ve Şampiyonlar Ligi’nin son şampiyonu Liverpool’u da göz önünde bulundurmak gerekiyor. Bakalım sezon sonu nasıl bir sahne ile karşılaşacağız?

Yazının devamı...

Tarihi Galibiyet

9 Haziran 2019

Türk Milli Takımı, Fransa karşısında tarihi bir galibiyete imza attı. Bir sene önce Dünya Kupası’nı kaldırmış, Dünya Şampiyonu kadrosundan dokuz oyuncuyla sahaya çıkan ve Avrupa’nın büyük takımlarında oynayan yıldız futbolculardan oluşan Fransa karşısında alınan galibiyet gerçekten de tarihi bir değer taşıyor. Üstelik kaleye isabetli şut çektirmeden ve de pozisyon vermeden.

Kısacası Türk Milli Takımı’nın Fransa’yı sahadan sildiğini rahatlıkla söyleyebiliriz. Kendi sahasında takım halinde iyi savunma yapan Millilerimiz, rakip sahada da etkili hücumlar gerçekleştirdiler. Özellikle de hızlı çıkışlarımız çok tehlikeli oldu.

Dünya Şampiyonu apoletiyle sahaya çıkan yıldızlar topluluğu Fransa karşısında bütün oyuncularımız canla başla mücadele ettiler. Juventus’a imza atması an meselesi olan Merih Demiral, gösterdiği performansla İtalyan devinde oynamayı hak ettiğini bir kez daha kanıtladı. Tandemdeki ortağı Kaan Ayhan da başarılı futbolunu güzel bir golle süsledi. Bu goldeki asistin Merih’ten gelmesi de ayrı bir güzellik oldu.

Hasan Ali Kaldırım, Mbappe karşısındaki başarılı müdahaleleriyle göz doldururken ileriye çıkışlarda da etkili oldu. Sağ kanatta ise Zeki Çelik ve Cengiz Ünder harikalar yarattılar. Öyle ki, Didier Deschamps ikinci yarının başında sol kanadını tamamen değiştirmek zorunda kaldı.

Orta sahada ise Mahmut Tekdemir’in harika bir performans sergilediğini özellikle belirtmek gerekiyor.

Bu tarihi galibiyete imza atan futbolcularımızı ve teknik direktör Şenol Güneş’i yürekten kutluyorum. Özellikle, Fransa’nın analizini çok iyi yapan ve oyuncularını galibiyete motive eden Şenol Güneş’i tebrik etmek gerekiyor. Öyle ki, Burak Yılmaz’ın kaçırdığı üç net gol pozisyonunu düşününce skorun çok daha farklı olabileceğini rahatlıkla söyleyebiliriz.

Esasen Şenol Güneş’i tebrik etmemiz gereken pek çok konu var. Türk Milli Takımı, 17 Kasım’da yine Konya’da karşılaştığı İsveç’e 1-0 yenilerek Avrupa Uluslar Ligi’nde küme düşmüştü. İşte Şenol Güneş enkaz halinde devraldığı Milli Takımı buralara getirdi. Son Dünya Şampiyonu Fransa’yı mağlup ederek grupta üçte üç yapan Milliler, henüz kalelerinde gol dahi görmediler. Türkiye’nin Şenol Güneş’le nereden nereye geldiği çok net bir şekilde belli oluyor.

Elbette oyunculara ve de ülkeye yeniden kazandırılan güveni de göz ardı etmemek gerekiyor.

Yazının devamı...

Kazanan Göztepe Oldu

27 Mayıs 2019Yazının devamı...

Şampiyona Rotasyon Yaramadı

25 Mayıs 2019

Sivas’ta Fatih Terim’den yoksun bir şekilde sahaya çıkan şampiyon Galatasaray, Başakşehir maçına göre kadroda dokuz farklı isimle mücadele etti. Ancak bu oyuncular beklentileri karşılayamadılar ve şampiyon, 2-0 öne geçtiği karşılaşmadan 4-3 mağlup ayrıldı.

Elbette, geçen hafta gelen şampiyonluktan sonra oyuncuların bu maça gereği kadar motive olmalarını beklemek çok zor. Tabii bir de bu rotasyonlu kadronun uyum sorunu var. Nitekim Galatasaray açısından bu iki olumsuz faktör net olarak sahaya yansıdı.

Oysa bu tür karşılaşmalar, sezon içerisinde kadroda pek yer bulamayan futbolcuların kendilerini göstermeleri için bir şans niteliği taşıyor. Ancak sarı- kırmızılı pek çok futbolcu bu şansı iyi değerlendiremedi.

Gerçekten de deplasmanda 2-0’lık bir üstünlük sağlanmasına rağmen dikiş tutmayan oyun ve arka arkaya yapılan hatalar bir anda skorun 2-2’ye gelmesine neden oldu. İkinci yarıda Onyekuru’nun oyuna dahil olması, Galatasaray’ın biraz toparlanmasını sağladı. Ancak yine acemice yapılan hatalar, ev sahibi takımın 4-2’lik üstünlüğü elde etmesine neden oldu. Muğdat’ın son golünden sonra yapılan sönük çabalar ise beraberliği getirmeye yetmedi.

Bu arada, skor 2-2 iken yapılan Yunus Akgün- Ahmet Çalık değişikliğiyle üçlü savunmaya geçildikten hemen sonra Sivasspor’un arka arkaya iki gol bulduğunu gözden kaçırmamamız gerekiyor.

Önümüzdeki sezon yine üç kulvarda yarışacak olan Galatasaray’ın alternatifli bir kadroya sahip olması lazım. Ancak Sivasspor karşısında izlediğimiz gençler ve yedekler çok fazla umut vermediler.

Kulüplerimizin ekonomik durumları malum. Fakat Mustafa Cengiz yönetimi ekonomik açıdan da önemli işler yaptı. Nitekim sarı- kırmızılılar, UEFA’dan vize almayı başardılar. Şimdi, var olan mali sınırlar içerisinde kadroya takviyeler yapılması gerekiyor. Satışı gündeme gelecek bazı oyunculardan elde edilecek gelir de transfer açısından bir kaynak oluşturabilir.

Evet, şampiyon açısından lig sona erdi. Sarı- kırmızılılarda gözler şimdi transferlere çevrilecek. Taraftarlar da şampiyonluk kutlamalarının ardından bu konuya odaklanacaklar. Bakalım bu transfer dönemi bir takım sürprizlere sahne olacak mı?

Yazının devamı...

Şampiyon Galatasaray

20 Mayıs 2019

Öncelikle tüm ulusumuzun 19 Mayıs Atatürk’ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı’nı kutluyor ve bundan yüz yıl önce, 19 Mayıs 1919’da Samsun’a çıkarak ulusal kurtuluş mücadelesini başlatan ve Türkiye Cumhuriyeti’nin temelini atan Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarını sevgi, saygı ve minnetle anıyorum. Gerçekten de 19 Mayıs 1919’da Samsun’da yakılan meşale, 29 Ekim 1923’de Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulmasıyla taçlanmıştır. Tekrar ruhları şad olsun…

Spor Toto Süper Lig, böylesine anlamlı bir günde çok önemli bir maça sahne oldu. Galatasaray ve Medipol Başakşehir, Ali Sami Yen Spor Kompleksi Türk Telekom Stadyumunda şampiyonluk maçına çıktılar ve rakibini 2-1 mağlup etmeyi başaran Galatasaray, 22. şampiyonluğuna ulaştı.

Esasen Galatasaray maça iyi başlamadı. Nitekim sarı- kırmızılılar, 17.dakikada kalelerinde golü gördüler. Galatasaraylı futbolcular bu bölümde defansif hataların dışında çok fazla top kaybı yaptılar ve kötü bir görüntü sergilediler.

Galatasaray’ın beraberlik için yüklenmeye başladığı bölümde Emre Belözoğlu’nun sakatlanarak çıkması, Medipol Başakşehir’i çok olumsuz etkiledi. Emre’nin yerine oyuna dahil olan Mossoro, daha çok rakip oyuncularla uğraştı ve hakemi aldatmaya yönelik çabalar içerisine girdi.

Bu bölümde Medipol Başakşehir, Galatasaray baskısı karşısında daha çok kendi ceza sahası civarına çekilmek zorunda kaldı ve gittikçe alıştığımız futbolundan uzaklaştı. Lakin Galatasaray atakları da gole dönüşecek üretkenlikten yoksundu. Fatih Terim bunun üzerine ikinci yarıya Donk’un yerine Selçuk İnan ile başladı. Bu değişiklik, sarı- kırmızılıların ikinci yarıda orta sahadaki pas üretkenliklerinde ve geçişlerde daha başarılı olmalarını sağladı.

İkinci yarıya taraftarlarının yoğun desteğiyle başlayan Galatasaray açısından devrenin hemen başında Feghouli’nin attığı güzel gol, adeta muhteşem bir dirilişin gösterişli bir adımı oldu. Galatasaray’ın sahadaki en etkili oyuncusu olan Feghouli’nin bu golünden sonra gerek oyun gerekse de psikolojik üstünlük tamamen sarı- kırmızılıların eline geçti. Galatasaraylı futbolcular, adeta gardı düşen boksöre dönen rakipleri karşısında arka arkaya ataklar geliştirdiler. Bu bölümde iki golleri VAR ile iptal edilen sarı- kırmızılılar, üçüncüde öne geçmeyi başardılar. Bu arada özellikle iptal edilen ikinci goldeki ofsayt kararının tartışılabileceğini düşünüyorum.

Fatih Terim, son bölümde Semih’i oyuna alarak stoperleri üçledi. Sarı- kırmızılılar, teknik direktörlerinin de tribüne gönderildiği bu bölümde baskı yediler. Ancak üretkenlikten uzak olan Başakşehir atakları gole dönüşemedi ve Galatasaray şampiyonluğa ulaştı.

Galatasaray çok büyük bir kazanma kültürüne sahip. Bunda en büyük pay da Fatih Terim’e ait. Nitekim bu şampiyonluk yarışını da kazanma kültürü olan ve bir camiaya, bir tarihe sahip olan kulüp kazandı. Sekiz puan geriden gelerek şampiyon olmak kolay bir iş değil. Fatih Terim, asla vazgeçmeyen karakterini oyuncularına da aşıladı ve sonucunda da bu şampiyonluk geldi. Üstelik sekiz puan geride kalmanın dışında yaşanan bir sürü olumsuzluğa rağmen.

Yazının devamı...

Gergin Final

16 Mayıs 2019

Maalesef futboldan çok gerginliğin ön plana çıktığı bir final izledik. Çaykur Rizespor maçından sonra futbol kamuoyunda Galatasaray’ın kollandığı yönünde bir algı oluşturuldu. İşte bu algı ortamında alevlenen gerginlik, Türkiye Kupası final maçında sahaya aksetti. Akhisarsporlu futbolcuların penaltı kararlarından, özellikle de ikinci penaltı kararından sonra verdikleri aşırı agresif tepkinin altında da bu vardı. Açıkçası, Galatasaray’la ilgili oluşturulan bu olumsuz algı, ikinci penaltı düdüğünden sonra patlamaya dönüştü. Lopes’in ve diğer Akhisarsporlu oyuncuların verdikleri aşırı tepkiler ve Lopes’in kırımızı kart gördükten sonra Fatih Terim’e yönelerek tepki göstermesi bu algının ve onun getirdiği gerginliğin ürünüydü.

Oysa iki penaltı da, Lopes’in iki sarı kartı dolayısıyla kırmızı kartı da doğru kararlardı. Hatta bu bölümde hakem Suat Arslanboğa otoritesini kaybettiği için başta kaleci Fatih olmak üzere pek çok Akhisarsporlu futbolcu da daha ağır yaptırımlardan kurtuldular. Ayrıca kırmızı kart ve ardından yaşananlar, Akhisarsporlu futbolcuların oyundan düşmelerine neden oldu. Nitekim bir kişi eksik kalan ve konsantrasyonları bozulan yeşil- siyahlılar, arka arkaya yedikleri gollerle maçı ve kupayı kaybettiler. Özetle Akhisarspor'a en büyük darbeyi Suat Arslanboğa değil, kendi oyuncularının gerginliği ve oyundan atılmak için neredeyse her şeyi yapan Lopes vurdu.

Kısacası bu maç, futbol dünyasında yaratılan gerginliklerin ne kadar tehlikeli olduğunu gösteren küçük bir örnek oldu. Dileğim bu gerginliklerin daha büyük tehlikelere yol açmaması. İşte bu anlamda futbol dünyasının aktörlerine büyük görevler düşüyor. Sağduyulu davranmak, futbolun ayrıştırıcı değil birleştirici yönünü ön plana çıkarmak gerekiyor. Evet, hakemlerimiz maalesef çok hatalar yapıyorlar. Galatasaray- Beşiktaş derbisinde de Çaykur Rizespor- Galatasaray maçında da hakem hataları yaşandı. Ama bunları hakem hataları olarak değerlendirmek yerine camiaları hedef alan yaklaşımlarda bulunmak tehlikeli gerginliklerin ve ayrışmaların yaşanmasına neden oluyor.

Elbette futbolun en önemli aktörlerinden olan hakemlerin de daha dikkatli olmaları gerekiyor. Özellikle bu sezon çok kötü bir performans sergileyen hakemlerimizin gösterecekleri başarı ve oluşturacakları güven, futbolumuzun gelişmesine çok büyük katkı sağlayacaktır.

Yeniden maça dönersek, Galatasaray çok iyi oynamasa da pozisyonlar bulmayı başardı. Fakat sarı- kırmızılı futbolcular, başta Diagne olmak üzere bu pozisyonlardan yararlanamadılar. Akhisarspor ise kendi istediği gibi giden oyunda golü bularak büyük bir avantaj yakaladı. Ancak Fatih Terim’in yaptığı iki değişiklik ama özellikle Donk’un oyuna dahil olması Galatasaray’ın futbolunu oldukça pozitif yönde etkiledi. Nitekim sarı- kırmızılılar bu bölümden sonra önce beraberliği yakaladılar, ardından da öne geçip sonra da farkı arttırarak kupaya uzandılar.

Galatasaray’da özellikle Diagne’ye değinmek gerekiyor. Diagne şu haliyle Galatasaray’ın santraforu olamaz. Senegalli futbolcu, Çaykur Rizespor maçından sonra bu karşılaşmada da Fatih Terim’in uyarısını dinlemedi ve penaltıyı kullandı. Kaçırdığı bu penaltı sonrasında belki de Galatasaray kariyeri sona erecek olan Diagne, attığı üçüncü golle bir anlamda kendisini de kurtarmış oldu.

Sonuç olarak Galatasaray, tarihinde 18. kez Türkiye Kupası’nı kazanma başarısını gösterdi. Başta Fatih Terim olmak üzere bu başarıda emeği geçen herkesi tebrik ediyorum. Sıkıntılı bir sezon geçirmelerine rağmen Türkiye Kupası’nı kazanan sarı- kırmızılılar, hafta sonunda da ligde Medipol Başakşehir ile şampiyonluk maçına çıkacaklar. Eğer Galatasaray o maçı da kazanırsa bir hafta içerisinde ikinci şampiyonluğu yaşamış olacak. Bakalım Pazar akşamı tribünleri dolduranlar ve ekranları başındakiler böyle tarihi bir ana şahit olabilecekler mi?

Yazının devamı...

Her Şey İkinci Planda Kaldı

12 Mayıs 2019

Şampiyonluk yarışı bakımından büyük önem taşıyan Çaykur Rizespor- Galatasaray karşılaşmasının 68. dakikasına kadar futbol açısından söyleyeceğim çok şey vardı. Ancak o dakikada saha içerisinde de dışarısında da hayat durdu.

Emre Akbaba’nın ayağının kırıldığı 68. dakikada üç puan, şampiyonluk, hakem, futbol ve futbola dair her şey bir anda ikinci planda kaldı. İki takım oyuncuları da gözyaşlarına boğuldular. Futbolun o anki ortak diliydi işte o gözyaşları…

Ayak başparmağındaki kırığı yeni atlatan ve futbola tekrar adapte olmaya çalışan Emre Akbaba’nın yaşadığı bu ikinci kırık hepimizin içini yaktı. Umarım en kısa sürede sağlığına kavuşur ve sahalara geri döner.

İnsan sağlığı her şeyden önce geliyor. Kısa bir sürede ikinci kırığı yaşayan bu genç futbolcunun durumu karşısında futbol kritiği yapmaya eli gitmiyor insanın…

Emre Akbaba’nın yürek yakan sakatlığı dışında Galatasaray’ın öne geçmesine rağmen etkisiz futbolu, Rizespor’un oyuna hakim olması ve on kişi kalmasına rağmen öne geçmeyi başarması, bir türlü efektif olamayan Galatasaraylı futbolcuların son bölümde puan için çabalamaları ve uzatma bölümünde önce beraberliğe ardından da galibiyete ulaşmaları ve hakem kararları kalacak bu maçtan akıllarda…

Geçmiş olsun Emre Akbaba. Bunun da üstesinden geleceğine inanıyorum. Kalbimiz ve dualarımız seninle…

Yazının devamı...

Galatasaray Zirvede

6 Mayıs 2019

Kadrolar açıklandığında iki teknik adamın derbiye bakışları ve amaçları da belli olmuş oldu. Altıda altı yaparak ve oldukça formda bir şekilde derbiye gelen Beşiktaş’ın teknik direktörü Şenol Güneş, kazanan kadroyu bozarak Necip tercihiyle önceliğinin rakibini oynatmamak olduğunu ortaya koydu.

Galatasaray’ın oyun kurmasını engelleyip hızlı çıkışlarla bir şeyler yapmayı amaçlayan bu anlayış, ilk otuz dakika bir ölçüde uygulandı. Ama sonrasında kazanmayı daha çok isteyen, daha doğrusu hedefi kazanmak olan taraf, yani Galatasaray, oyunda tamamen üstünlüğünü kurdu. Nitekim devrenin son anlarında da sarı- kırmızılıların golü geldi.

Galatasaray teknik direktörü Fatih Terim’in maç başı sürprizi ise Donk’tu. Ndiaye’nin yerine yapılan Donk tercihi defansif bir hamle gibi gözükse de aslında kazanmak için yapılan bir hamleydi. Beşiktaş’ın kendisini başarıya taşıyan 4-2-3-1 dizilişiyle ve santrafor Burak Yılmaz’ın arkasında Ljajic’in oynayacağını düşünen Terim, böyle bir önlem almıştı. Ama yukarıda da belirttiğim gibi Şenol Güneş, orta sahada Necip’e yer verirken Ljajic’i de sol kanada hapsetti.

Yine de Donk, oyunda kaldığı süre içerisinde mükemmel bir performans ortaya koydu. Gerçekten de orta sahada gerek Donk gerekse de Fernando harika bir maç çıkarttılar ve galibiyette oldukça etkili oldular. Nitekim Fernando, karşılaşmayı bir gol ve bir asistle tamamladı.

Orta sahayı Donk’la kuvvetlendiren ve herkesin kendi yerinde oynadığı Galatasaray karşısına bütün takım kimyasını bozan bir anlayışla çıkan ve ilk yarıyı da mağlup kapatan Şenol Güneş’in ikinci yarıya oyuncu değişikliğiyle başlaması gerekirdi. Siyah- beyazlılar ikinci yarıya Necip’in yerine Kagawa ile başlamalılardı. Hatta Quaresma bile ikinci devrenin başında sahaya sürülebilirdi. Lakin Şenol Güneş bunları yapmak yerine saha içerisinde oyuncuların yerlerini değiştirmeyi tercih ederek Necip’i sol beke, Caner’i ise sol öne aldı. Ljajic de santrafor arkasına geçti. Nitekim Ljajic’in bu bölgeye geçmesi etkisini nispeten gösterdi ve Beşiktaş oyunda hakimiyet kuramasa da ileride daha etkili olmaya başladı. Ancak yine bir taç atışında ve yine takım halinde yapılan bir hata, Galatasaray’ın ikinci golüyle sonuçlandı.

Quaresma’yı Galatasaray’ın ikinci golünden sonra, Kagawa’yı ise ancak 75. dakikada oyuna dahil eden Şenol Güneş’in oyuncularının kalan bölümlerde yarattıkları tehlikeleri de Muslera önleyince mağlubiyet kaçınılmaz oldu.

Kısacası Galatasaray, teknik direktöründen futbolcusuna kadar tüm bireyleriyle kazanmaya odaklanmıştı. Donk tercihi de dahil olmak üzere saha içerisinde tüm hamleler kazanmak hedefiyle yapıldı. Sonuçta da haklı bir galibiyet alındı. Beşiktaş ise Şenol Güneş’in derbiye bakışı ve tercihleriyle aslında maçı daha başlamadan kaybetmişti. Şenol Güneş’in son altı maçı kazanarak kendisini yeniden zirveye ortak eden kadroyu ve oyun kurgusunu bozmaması gerekirdi. Beşiktaş’ın Atiba- Dorukhan – Necip orta sahasıyla ve Lens’in sağda, Ljajic’in solda olduğu bir oyun yapısıyla Galatasaray’ı yenmesi mümkün değildi. Bu oyun yapısında Atiba, canla başla Galatasaray ataklarına karşı koymaya çalıştı. İleride ise Burak Yılmaz beslenemedi. Çünkü onu besleyecek isimlerden Ljajic solda etkisizleştirilmişken, diğerleri de kulübedeydiler. Bu arada Ljajic’in solda oynama opsiyonunun sadece Kagawa sahadayken olabileceği yönündeki düşüncemi tekrarlamak istiyorum.

Özetle takımını maça her açıdan ama özellikle mental anlamda oldukça iyi hazırlayan ve tek hedefi kazanmak olan Fatih Terim, bunların tam tersini yapan Şenol Güneş karşısında galip geldi.

Yazının devamı...