ByLock’ta yeni gelişmeler var

9 Ekim 2017

FETÖ davalarında yargılanan şüpheliler için en önemli suç unsurlarından birisi ByLock.

Milli İstihbarat Teşkilatı’nın (MİT) Litvanya’daki bir servis sağlayıcı üzerinde yaptığı “dijital operasyon” sonrasında ortaya çıkarılan ByLock, pek çok FETÖ’cünün yakayı ele vermesinde etkili oldu.

Siber suçlarla mücadele eden uzmanların çalışmalarıyla ByLock’un sadece FETÖ’nün akıllı cep telefonlarında kullandığı iletişim sistemi olduğu anlaşıldı.

FETÖ’nün organize ettiği başarısız darbe girişimiyle birlikte ByLock üzerindeki çalışmalar daha da yoğunlaştı. MİT ve emniyet ile savcılıkların çalışmalarıyla, ByLock kullanan binlerce FETÖ mensubu hakkında yargılama süreci başladı.

ByLock’u akıllı telefonlara indirmek ve kullanmanın FETÖ’yle bağlantılı suç olduğu yönündeki Yargıtay kararı sonrasında, ByLock’la ilgili FETÖ merkezli farklı tartışmalar yaratılarak soruşturmalar “sulandırılmaya” çalışıldı.

Tartışmalar özellikle MİT’in yaptığı operasyonda elde edilen verilerin “adli delil” olarak kullanılamayacağı yönünde yoğunlaştı. Bunun üzerine, MİT elindeki tüm verileri Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na iletti.

Başsavcılık, MİT’ten gelen yaklaşık 215 bin kullanıcı ismi ve 18 milyon dolayındaki ByLock yazışmaların adli delil olarak kullanılmasını sağlamak amacıyla Emniyet Genel Müdürlüğü (EGM) ile ortak çalışma başlattı.

Bu çalışmada, EGM’nin Siber Suçlarla Mücadele (SSM), Terörle Mücadele (TEM) ile Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Dairesi (KOM) yer aldı. Çalışmalarda, yeni bilgi ve bulgulara ulaşıldı. Elde edilen yeni delilleri şöyle açıklamak mümkün:

Yazının devamı...

O.K.'dan gelen bilgi savcılığa iletilse darbe önlenir miydi?

28 Ağustos 2017

Fırat Kalkanı Harekatı'nı yöneten Özel Kuvvetler Komutanı (ÖKK) Korgeneral Zekai Aksakallı'nın, harekatın birinci yıldönümünde görevden alınması darbe süreci tartışmalarını yeniden gündeme getirdi.

Başkent kulislerinde Korgeneral Aksakallı'nın bu önemli görevden alınmasının gerekçesi olarak darbe girişimiyle ilgili Ankara 14. Ağır Ceza Mahkemesi'ne verdiği ifadenin olduğu iddiaları var.

Darbe girişiminin başarısızlıkla sonuçlanmasında kilit rol oynayan Aksakallı, 17 Mart'ta gizli celsede mahkeme başkanının sorusunu yanıtlarken, "Türk Silahlı Kuvvetleri'nde kriz ve olağanüstü durumlarda ilk haber alınır alınmaz tedbir olarak "personel kışlayı terketmesin" emri verilir. Birlik komutanları kışlalarında mesaiye devam edilir. Her zaman uygulanan bu basit ve temel kural 15 Temmuz 2016'da ilk haber alındığı zaman uygulanmamıştır. Uygulansaydı darbe girişimi baştan açığa çıkardı" dedi.

Komutanın 4 cümlelik bu yanıtıyla rahatsızlık yarattığı ve görev yerinin değişmesinde etkili olduğu iddiaları yalanlanmadı.

15 Temmuz günü yaşanan sürece baktığımızda, O.K. adlı bir TSK mensubunun MİT'e giderek darbeyi haber verdiği konusunda artık bir şüphe yok. Alınan darbe istihbaratı sonrasında MİT Müsteşarı Hakan Fidan'ın Genelkurmay Başkanı Orgeneral Akar'la görüşmesinin ardından başlayan trafik her yönüyle biliniyor.

Akar'ın talimatıyla darbe girişiminin merkezi olacağı belirlenen Kara Havacılık Okulu'na giden Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Salih Zeki Çolak'ın, birliği teftiş sırasında okul komutanıyla yaptığı görüşmede, askeri birlikteki FETÖ'cü personel hakkında yapılan konuşmalar ortada.

Bu gelişmeler ışığında denilebilir ki; kısa saatlerde yaşanan bu gelişmeler, dar bir çevre içinde kalmayıp Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'na bildirilseydi, gidişat farklı seyredebilirdi.

Böyle bir istihbaratın alınması ve gelişmelerin yaşanması halinde başsavcılık darbe girişimiyle ilgili daha erken saatlerde bir adli soruşturma başlatabilirdi. Darbe girişimi adli bir olay nihayetinde, zaten sonrasında da Türk Ceza Kanunu'na göre adli soruşturma başlatıldı.

Yazının devamı...

FETÖ’cü askerler görev başında

21 Ağustos 2017

Türkiye’yi ipten alan 15 Temmuz darbe girişiminin üzerinden bir yıldan fazla bir süre geçti.

FETÖ’nün devletten tasfiyesinin miladı olarak tanımlanan 17-25 Aralık sürecinden sonraki 2.5 yılın iyi okunamaması, ülkeyi 15 Temmuz’la karşı karşıya getirdi.

Türk Silahlı Kuvvetleri’ndeki (TSK) FETÖ üyelerinin, örgütün sivil otoritelerinden aldıkları talimatlar ışığında gerçekleştirmeye çalıştığı darbe girişiminin başarısız olması, bürokrasinin yeniden biçimlendirilmesine neden oldu.

Soruşturmaların merkezindeki en önemli kurum TSK oldu hiç kuşkusuz. Savcılıkların koordinesinde anlık operasyonların yanısıra planlı dosyalar üzerinden de adli soruşturmalar yapılıyor.

Özellikle planlı soruşturma dosyalarının operasyona dönüşmesiyle FETÖ’nün önemli yapılanmalarının varlığı ortaya konuluyor. Bu yapılanmaların en başında “mahrem imamlar” geliyor. Şimdiye kadar varlığını bilinen ancak hiçbir şekilde delillendirilemeyen “mahrem imam yapılanmaları” yavaş yavaş gün ışığına çıkarılıyor.

Mahrem imam yapılanmalarının ortaya çıkarılması, FETÖ’nün örgütlenmesindeki en önemli icra kolunun kesilmesi anlamını taşıyor. Yapılan planlı operasyonlarda mahrem imamların, öncelikle FETÖ’nün en iyi nefes aldığı kurumlardan emniyet, adliye ve askeriyede faal olduklarının bulgularına ulaşıldı.

Bu dönemde TSK’daki mahrem imam yapılanmasına yönelik operasyonlar yapıldı. Halen muvazzaf olarak TSK’da görev yapan subaylar, astsubaylar, FETÖ mahrem üyeliğinden gözaltına alındı.

Ancak, bu noktada ters giden bir şeyler var sanki.

Yazının devamı...