Adil Öksüz iddianamesi

Türk Silahlı Kuvvetleri içinde yuvalanmış FETÖ mensuplarının organize ettiği başarısız darbe girişiminin mimarı olarak tanımlanan firari akademisyen Adil Öksüz’ün gözaltına alındıktan sonra serbest bırakılmasıyla ilgili savcılık iddianamesi tamamlandı.

İddianame üzerinde inceleme süreci yürüyor.

Hatırlanacağı üzere, 15 Temmuz darbe girişimi sonrasında Öksüz, gözaltına alındıktan sonra adliyeye çıkarılmış ve 21 dakikada serbest bırakılmıştı.

İşin ilginç yönü; Öksüz, Akıncı Üs Komutanlığı çevresinde gözaltına alındıktan sonra Sincan Adliyesi’ne çıkartılan asker ve sivillerden oluşan 100 şüpheliden serbest bırakılan tek kişiydi.

Akıncı Üssü’nden çıktıktan sonra tarla içinde elinde bir küçük valiz ve bir el çantasıyla yakalanan Öksüz, bölgede tarla baktığını öne sürmüştü.

Gözaltında olduğu sırada ilk anda işler iyi gitmedi Öksüz için.

İddianameye göre, Kazan’daki Kışla Jandarma Karakolu’na gelen Ankara Emniyeti İstihbarat Şubesi ekipleri, kısa süre içinde Öksüz’ün gerçek konumunu ortaya çıkardı.

Karakola gelen istihbaratçı polis, iletişim kurduğu Emniyet Genel Müdürlüğü’nde görev yapan ve geçmişte birlikte çalıştığı bir müdürünü arayıp, “Sakın bırakmayın, Hava Kuvvetleri imamı” yanıtını aldığı anda Öksüz’ün maskesi düştü.

Bu önemli gelişmeye karşın Öksüz’ün şansı yaver gitmeye başladı. Gözaltı ve ifade sürecinden sonra Ankara Emniyeti’ne gönderilmesi beklenen Öksüz, Sincan’da adliyeye çıkarıldı. Sonrası malum. Sanki sihirli bir el sürece dokundu ve Öksüz tutuklanacakken bir anda serbest kalıverdi.

Darbe girişiminin üzerinden neredeyse bir yıl geçti ve firari Öksüz’den halen bir ipucu yok ne yazık ki.

Yine iddianamede şüpheli olarak yer bulan Başbakanlık müşaviri Ali İhsan Sarıkoca’nın gözaltındaki Öksüz’le görüşmesi ilginç.

Bir başka ilginçlik, Öksüz’ün konumunu ortaya çıkaran polis Serter Koçak’ın, Başbakanlık müşaviri Sarıkoca ile yaptığı telefon görüşmeleri.

Öksüz’ün varlığı

Bizler, yani kamuoyu Öksüz’ün varlığını 15 Temmuz sonrasında öğrendik.

Peki devlet ne zamandır biliyordu Öksüz’ü?

Bir dönem Gülen cemaati içinde yer alan ve daha sonra “müşteki” sıfatıyla ifadesi alınan Çetin Acar, Öksüz’ün adını devlete bildiren ilk kişilerdendi.

FETÖ liderinin memleketlisi olan Acar, 9 Ocak 2015’te Ankara Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şubesi’ndeki ifadesinin 32. ve 33. sayfalarında şunları söyledi:

“TSK, örgütün (FETÖ) Türkiye’de mahrem hizmetler olarak adlandırılan hizmetlerindendir. TSK’nın başında Mustafa Özcan’a bağlı imam bulunmaktadır. Bu imamlığı geçmiş dönemlere Ahmet Kara yapmıştı. Şu an açık kaynaklardan Ali Bayram isimli şahsın TSK imamı olduğunu öğrendim. TSK imamına bağlı, Kara Kuvvetleri imamı, Hava Kuvvetleri imamı, Deniz Kuvvetleri imamı, Jandarma Genel Komutanlığı imamı bulunur. Ayrıca, bunların altında TSK Askeri Okullar eğitimden sorumlu imam, Kara Astsubay sorumlu imam, Hava Astsubay sorumlu imam, Deniz Astsubay sorumlu imam, Jandarma Astsubay sorumlu imam bulunur. Şu an Deniz Kuvvetleri imamlığının Adil Öksüz tarafından yürütüldüğünü bilmekteyim.”

Keza, cemaatin uzun süre emniyet imamı olarak görev yapan Kemalettin Özdemir’in, bir süre önce katıldığı bir televizyon yayınındaki açıklamaları şöyleydi:

“Adil Öksüz ile aynı yerdeydik (Sakarya Üniversitesi). O yüzden onu tanımamam söz konusu değil. Çok iyi tanıyorum. Hava imamı olduğuyla alâkalı olarak hem Terörle Mücadele’ye, hem Milli İstihbarat’a, hem savcılığa bu konuda beyan verdim. 2012 yılında verdim bu beyanımı ben, 2013 yılında verdim.”

Darbe süreciyle ilgili soruşturmalarda anlaşıldı ki Öksüz’ün konumu Deniz ve Hava Kuvvetleri imamlığıyla sınırlı kalmayıp TSK imamlığına yükseltilmişti.

Öksüz, ABD’ye götürüp FETÖ liderine onaylattığı darbe planlarını TSK içindeki farklı kuvvet komutanlıklarındaki üst rütbeli askerlerle ayrı ayrı toplantılar yaparak TSK imamlığı görevini yerine getirdi.

Görev başındaki şüpheliler

Şimdi bu kadar önemli bir kişinin nasıl olup da elden kaçırıldığıyla ilgili bir iddianame hazırlandı.

Aynı şüpheliler hakkında yurt dışına çıkış yasakları var.

Şüphelilerden 10’u İçişleri Bakanlığı müfettişlerinin soruşturması kapsamında açığa alınmış durumda. Ancak, iddianameye göre Öksüz’ün kayıplara karışmasında ihmali olduğu belirtilen bazı şüphelilerin halen görev başında olması dikkat çeken başka bir nokta.

Son olarak şunu hatırlatmakta fayda var.

Gazeteci Hrant Dink’in öldürülmesi olayıyla ilgili süreç, 10 yıl sonra çok farklı bir boyuta geldi. Bu çerçevede, Öksüz’ün firarıyla ilgili süreç de bu aşamada kalmaz. Önümüzdeki dönemde çok farklı bir durum alabilir.

Zira, halen akıllarda soru işaretleri var.

(ŞEKER / RAMAZAN BAYRAMINIZ KUTLU OLSUN)