IŞİD’in yeni hedefi Resulayn ve Kamışlı mı?

Koalisyon güçlerinin, Suriye’de faaliyetlerini sürdüren IŞİD’e karşı hava harekatı devam ediyor.
Buna karşın; IŞİD’ın, PYD’nin bölgede en kuvvetle olduğu alanların başında gelen Kobani’ye yönelik kuşatması da sürüyor.
IŞİD’in katliamların kaçarak Türkiye’ye sığınan Kobanililerin sayısı 170 bini bulurken, radikal İslami terör örgütünün bölgedeki hakimiyetinin azalması bir yana her geçen gün artması, kuzey Suriye’deki dengelerin Türkiye’nin aleyhine değişmesine neden oluyor.
Örgütün, daha önce Afrin, Munbuç, Carablus ve Telabyad’ın kontrolünü elinde tutmasıyla birlikte Kobani’yi kuşatması, örgütün yeni hedefleri hakkında bilgi vermesi açısından önemli.
Kobani’ye girdiği ifade edilen IŞİD’in, kısa süre içinde yeni hedefinin PYD’nin kontrolündeki Resulayn ve Kamışlı olduğu belirtiliyor.
Daha önce IŞİD, hedefini Kobani olarak açıkladığında, bu durumun gerçekleşmesi pek mümkün görülmemişti.
Ancak, silahlı kuvveti 30 bini bulan IŞİD’in Kobani kuşatması iki haftayı buldu.
Örgütün, aynı anda birden fazla bölgeyi kontrol altında tutarak sürekli ağır silah takviyesi yapmasını, hedefinin sadece Kobani ve çevresi olmadığı biçiminde değerlendirmek mümkündür.
Bölgeden gelen son bilgilerde; IŞİD’in, ÖSO’nun terk etmesinin ardından PYD’nin yerleştiği Resulayn ile Kamışlı’ya yönelik olası bir harekatı sonrasında Türkiye, Kobani’den daha büyük bir göç dalgasıyla karşı karşıya kalacak.
Resulayn ve Kamışlı’da 1.5 milyondan fazla insanın yaşadığı düşünülürse ve mevcut Kobani göçü örnek alınırsa Türkiye’nin 3. büyük göç dalgasına yakalanması kaçınılmaz olacaktır.

Akyürek’in ifadesi

Emniyet eski İstihbarat Dairesi Başkanı Ramazan Akyürek’in ifade vermesiyle, Agos gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink’in öldürülmesiyle ilgili soruşturma yeni boyut kazandı.
Akyürek, geçen hafta avukatıyla birlikte gittiği savcılıkta ‘şüpheli’ konumunda 16 sayfa ifade verdi.
Türkiye’de bir dönemin en önemli bürokratları arasında yeralan Akyürek’in, eski İstanbul Emniyet Müdür yardımcısı Ali Fuat Yılmazer’e yönelik açıklamaları medyada daha çok yer buldu.
Oysa; ifadenin bütününe bakıldığında Akyürek’in satır aralarında ilginç bilgiler verdiği anlaşılıyor.
Bu çerçevede; Savcı Yusuf Hakkı Doğan, Akyürek’e, “Erhan Tuncel’in yardımcı istihbarat elemanlığına neden son verildi? Cinayete karışacağı yönünde veya yardımcı olacağı yönünde bilgisi olan bir yardımcı istihbarat elemanının işine son verildikten sonra onun üzerindeki hakimiyet kaybedilmez mi?” sorusunu yöneltti.
Akyürek, bu soruya, “Teknik olarak söylediğiniz doğru, ancak Trabzon İl Emniyet Müdürlüğü’nün bunları düşünüp gerekli tedbirleri alması gerekir, İstihbarat Daire Başkanı’nın bu konuda yapacağı bir şey yoktur” yanıtını verdi.
Akyürek, Savcı Doğan’ın, “Daha önce Trabzon Emniyet Müdür olmanız nedeniyle ve sonrasında da İstihbarat Daire Başkanı olma sıfatıyla Dink’in konumunu gözönüne alarak Koruma Daire Başkanlığı’na neden başvurmadınız?” sorusuna, “Şahsa yönelik tehditlerin il valiliği, MİT Bölge Başkanlığı, İl Emniyet Müdürlüğü birimlerince bilindiğinde koruma tedbirlerinin, her vatandaşamızın olduğu gibi Hrant Dink için de alınmasında yerellik ilkesince İstanbul tarafından yapılması gerekir” şeklinde yanıtladı. Akyürek, benzer biçimdeki, “Dink izin istese de istemese de koruma tedbirleri alınması gerekli mi, değil mi?” sorusuna karşılık “Ben İstanbul Emniyet Müdürü olsaydım mutlaka tedbir alırdım” dedi.
İfadede, Savcı Doğan, Akyürek’e, “Yasin Hayal hakkında yapılan teknik takip (istihbari dinleme) sonuçları çözümlemesi cinayetten önce yapıldı mı?” sorusunu yöneltti. Bu kritik soruya karşılık Akyürek, “Bu konunun detayını bilmiyorum. Trabzon’dayken yapılan dinlemenin sonucunda elde edilen görüşmelerin çözülüp çözülmediği konusunda bilgi sahibi değilim” dedi.
Savcı Doğan’ın sorgusuna bakıldığında, cinayetle ilgili Trabzon Emniyeti’ndeki log kayıtlarının silindiği iddiası mercek altına alındı. Doğan, bu konuda Akyürek’e ısrarla, “Trabzon Emniyeti İstihbarat Şubesi’ndeki bilgisayar log kayıtlarının silinip silinmediğini, silme talimatı kimin verdiğini” soruyor. Akyürek, bu sorulara karşılık olarak “olaydan haberdar olmadığını, eğer silinmiş ise kendisinin talimat vermediğini” açıklıyor.
Hükümetle Gülen Cemaati arasında sorun çıkmasıydı, Akyürek bu dosyada büyük olasılıkla şüpheli konumunda yer almayacaktı.
Önümüzdeki günlerde, yine önemli bir soruşturma içinde Akyürek’e benzer biçimde önemli bir kişinin çıkması sürpriz olmayacak.