Reina saldırısı...

Terör, Türkiye’deki kanlı yüzünü bu kez yılbaşı gecesi gösterdi.

Beşiktaş ve Kayseri’deki PKK saldırılarının henüz yası bitmeden, İstanbul’da yılbaşı kutlaması yapanlara yönelik terör eylemi gerçekleştirildi.

Kimliği henüz belirlenemeyen bir terörist, Reina’da yılbaşı kutlaması yapanlara hedef gözetmeksizin ateş açtı. Saldırıda yaşamını yitirenlerin sayısı 39 şimdilik. 60’tan fazla yaralı var.

Büyük sıkıntılarla geride bıraktığımız 2016’dan sonra huzur ve sakinlik beklentilerin hakim olduğu 2017’nin ilk saatlerindeki Reina baskını, bazı soru işaretlerini beraberinde getirdi.

İlk bulgular, radikal dinci bir terör grubunu işaret ediyor.

Öncelikle söylemek gerekir ki teröristin Reina’ya gelişi, eylemin işleniş şekli, eylemin ardından saldırganın kayıplara karışması süreci biraz çetrefilli hale getirdi.

Yılbaşı gecesi İstanbul’daki kutlamaların ana merkezlerinden olan Ortaköy’deki yoğun güvenlik önlemlerinin yanı sıra eylemin yapıldığı mekanın hemen yakınında polis merkezi olmasına karşın, teröristin eylemi yapması ve soğukkanlı biçimde mekanda kıyafetini değiştirip izini kaybettirmesi IŞİD’in Türkiye’deki alışılagelmiş eylemlerinden farklılık gösteriyor.

Türkiye’de şimdiye kadar çoğunlukla canlı bomba yeleği giymiş IŞİD’çilerin gerçekleştirdiği intihar eylemlerinin, Reina baskınıyla evrimleştiğini değerlendirmek yanlış olmayacaktır.

Paris, Orlando ve Beyrut’takilere benzer bir eylemin İstanbul’da yaşanması, IŞİD’in bundan sonra Türk halkını doğrudan doğruya hedef alabileceğinin göstergesi oldu.

Zira, Türkiye’deki intihar eylemlerinde, genellikle Suriye’de kendisine muhalif gruplarla bağlantılı olduğunu düşündüğü topluluklara yönelik eylemler yapan radikal grubun, bu kez farklı bir yaşam tarzındaki kitleyi hedef alması da işin başka bir boyutu. Kaldı ki eylemin bir de turist boyutu var. Eylem yapılan mekanın seçiminde içeride yabancı müşterilerin olmasının bir etkisinin olup olmadığı bilinmiyor.

Profesyonel görüntü

Eylemi yapan terörist, toplam sayıları 100’ü geçen kişiyi silahla yaraladı ya da öldürdü. Eğlence mekanı içinde silah kullandığı sıradaki etkinliğinde hızlı biçimde yedek mühimmat kullandığı anlaşılıyor. Olay yerine yakın güvenlik güçlerinin ulaşmasına kalmadan, hızlı hareket eden eylemcinin üzerindeki kıyafeti hemen değiştirip kaçması da dikkat çekici. Bu eylemci, sıradan bir eylemci değil.

Özel eğitim almış ve çevresinde kendisine yardım eden kişi ya da kişilerin bulunması büyük olasılık. Bu nedenle radikal örgüt IŞİD’le birlikte başka olasılıkları da değerlendirmeye almak gerekir.

Ayrıca, her ne kadar yılbaşı gecesi gerçekleşmiş olsa da bu eylemi Beşiktaş ve Kayseri’deki saldırılar ile Ankara’daki Rusya Büyükelçisi Andrey Karlov’un öldürülmesi sürecinden ayrı düşünmemek gerekir.

Türk Silahlı Kuvvetleri’nin Suriye’de yürüttüğü Fırat Kalkanı Harekatı çerçevesinde son birkaç gündür özellikle IŞİD’e karşı Rusya ile birlikte yürüttüğü belirtilen operasyonları incelemek gerekir.

Hele ki bu operasyonlarda, 30 Aralık günü El Bab’ta örgütün Rakka’daki önemli isimlerinden Ebu Hasan Tunusi ve 31 Aralık günü yine El Bab’ta örgütün emiri Ebu Ensari öldürülmüşken.