Türkiye ile İran 8 yıl sonra aynı masada

Türkiye, sınır ve kamu güvenliğinin sağlanması çerçevesinde komşuları ile güvenlik işbirliği çalışmaları yürütür.

İşbirliği çalışmaları, gelişen olaylar ışığında zaman zaman biraraya gelen iki ülke yönetimlerince resmi mutabakat zabıtlarının imzalanmasıyla sonuçlanır.

Mutabakat zabıtlarına taraf olan ülkeler ile Türkiye’nin yol haritaları belirlenir, uygulamaya konulur.

İkili güvenlik işbirliği çalışmalarının en önemli ayağından birisi İran’dır.

Türkiye, Cumhuriyet tarihinden itibaren İran ile güvenlik alanında hep karşı karşıya geldi. İlk yıllarda çift taraflı çalışan kaçakçıların faaliyetlerinin ardından İran’ın 1980’deki devrim sonrasındaki dönemde devrim ihracı girişimleri, Türk aydınlarının İranlı ajanların yönlendirdiği radikal dinci teröristlerce katledilmeleri Tahran ile Ankara’yı karşı karşıya getirdi.

Elbette PKK’nın İran topraklarında PJAK üzerinden gerçekleştirdiği faaliyetlerini unutmamak lazım.

Türkiye’nin İran ile yürüttüğü ortak güvenlik çalışmalarında kimi zaman başarı elde edildi. Çoğunlukla diplomatik krizler yaşandı.

Bir süredir İran’la güvenlik işbirliği görüşmeleri askıya alınmıştı. En son 2009’da iki ülkenin İçişleri Bakanlıkları arasında temas olmuştu. O günden bugüne kadar bir hareketlilik yaşanmadı.

Ancak, iki hafta önce Türkiye - İran arasında sıcak gelişme yaşandı. İran’la güvenlik işbirliğini yürütmekle görevli İçişleri Bakanlığı Müsteşarı Muhterem İnce, beraberindeki bir heyetle Tahran’a gitti.

Bu ziyaret, kamuoyuna pek yansımadı. Gizli bir ziyaret değildi. Ziyaretin önemi, iki ülke arasında 2009’dan bu yana yapılan ilk ortak güvenlik komisyon çalışması olmasıydı.

İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani’nin geçen yıl Ankara’ya yaptığı ziyarette alınan karar gereğince, iki ülke arasında güvenlik işbirliği çalışmaları yeniden başlatıldı.

Türk heyetinin Tahran ziyaretinde güvenlikte ortak çalışmalar yürütülmesiyle ilgili mutabakat zaptı imzalandı.

Bu zapta göre, iki ülke sınır güvenliğinin sağlanması, terörist eylemlerle mücadele, uyuşturucu, silah, alkol, insan kaçakçılığı ve yasadışı göçün önlenmesi amacıyla işbirliği yapacak.

Ayrıca, terör örgütlerinin mali gelirlerinin belirlenmesi ve engellenmesi için istihbarat paylaşımı yapılacak. DAEŞ ve PKK başta tüm terör örgütleriyle mücadelede ortak çalışmalar yapılacak. Sınır noktalarına her iki ülke yeterli güç yerleştirecek.

Türkiye, ülke sınırları içinde zarar gören İranlı kamyon sürücülerinin zararlarının ödenmesine ve güvenliklerinin sağlanmasına katkı verecek. Tahran yönetimi, üçüncü ülkelerin vizesini almak için aileleriyle birlikte Türkiye’ye gelen İranlı suçlularla mücadele konusunda Ankara’nın yardımını istedi. ve Irak’ta yaşanan gelişmeler ekseninde, Ankara ile Tahran’ın güvenlik işbirliğinde yeniden hareketlilik yaşanmasının önemi büyük.

Almanya krizine inceleme

Türk Emniyeti’nin FETÖ bağlantılı Türk firmalarının ithalat ve ihracat işlemlerine yönelik başlattığı adli soruşturmada Almanya ile kriz yaşanmıştı.

Kriz, Cumhurbaşkanı Erdoğan, Başbakan Yıldırım ve İçişleri Bakanı Soylu’nun girişimleriyle aşıldı.

Yerel bir adli soruşturmanın bir anda Almanya ile büyük kriz yaşanmasına neden olmasındaki en büyük etkenin, Almanya’nın Ankara’daki polis irtibat görevlilerinin ilk elden bilgi talebine olumsuz yanıt verilmesi olduğu ifade ediliyor.

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun bu konudaki açıklamasında yer aldığı şekliyle yaşanan iletişim kazasının kimden kaynaklandığının tespit edilmesi için Emniyet Genel Müdürlüğü inceleme başlattı.

Teftiş Kurulu Başkanlığı’ndan görevlendirilen iki polis başmüfettişi, adli soruşturmanın krize dönüşmesinde kimin ya da kimlerin sorumlu olduğunu tespit etmek amacıyla Emniyet Genel Müdürlüğü’nün hem iç hem de Interpol nezdindeki dış yazışmalarını incelemeye başladı.

Müfettişlerin hazırlayacağı rapor, İçişleri Bakanı Soylu’nun yapacağı atamalarda etkili olacak.

Sakallı polis olayındaki 2. mağdur

Çanakkale’nin Bayramiç ilçesinde görevli polis memuru Kuraner Erbaş, sakallı ve cübbeli biçimde resmi görevini yürüttüğü gerekçesiyle açığa alındı.

Polis memuru Erbaş, daha önce İstanbul’daki görevi sırasında kurum kurullarına uymadığı için soruşturma geçirdi. Büyük olasılıkla “gözlerden uzak olsun” denilerek Çanakkale’ye gönderildi. Erbaş, görev başında olduğuna göre akli dengesinde herhangi bir sorun gözükmüyor. Meczup denilemez.

Erbaş’ın, bir süre önce emniyet teşkilatının kılık kıyafet yönetmeliğindeki kadın polislerle ilgili yeni düzenlemeyi kendisine göre yorumladığı anlaşılıyor.

Bayramiç’e sürgün edilen Erbaş’ın çalıştığı süre içindeki tutum ve davranışlarından birlikte çalıştığı meslektaşları ile sıralı amirlerinin bilgisinin olmaması mümkün değil. En azından sakalının uzama süresi dikkate alındığında Erbaş’la ilgili daha önce işlem yapılması gerekirken tesadüfen 155 polis ihbar hattına gelen şikayetle olayın ortaya çıkması dikkat çekici.

Bu olay, Çanakkale Emniyet Müdürlüğü’nde görev yapan ve Erbaş’la ilgisi olmayan bir polis müdürünü mağdur etti.

İhbarın geldiği gün emniyette nöbetçi müdürlük yapan polis müdürü, hemen olaya müdahale ederek tutanakların yapılmasını sağlar. Resmi işlemler yürütülür. Ardından resmi polis aracının direksiyonunda oturan polis memuru Erbaş’ın fotoğrafları çekilir. Nöbetçi müdür, bu fotoğraflardan birisini kendi devre arkadaşlarının bulunduğu sosyal medya ağında paylaşır.

Ancak, bu paylaşımdan iki gün sonra olay kamuoyuna yansıyınca ortak medya grubundaki paylaşım sorun olur. Nöbetçi müdür, bu paylaşımdan dolayı olayın medyaya yansımasında etkisi olduğu gerekçesiyle görevinden alınarak başka bir göreve atanır. Oysa, olayı medyaya ve kamuoyuna duyuran polis memuru Erbaş’ın Facebook’taki paylaşımlarıdır. Süreçte hiç kusuru bulunmayan polis müdürü, olayın mağduru haline geldi.

Şimdi, açığa alınan Erbaş’ın meslektaşlarının ve sıralı amirlerin ifadeleri alınacak.

Olay aydınlatılmaya çalışılacak. Bakalım bu süreçte nasıl ifadeler verilecek?