Bir asır yaşayıp da ne yapacaksınız? İnsan gibi yaşam süresi 20 yıl

Güzellere yüzde 8 fazla maaş... Az bile!





Gecenin bir vakti belli ki. Kapkaranlık bahçede, bir kapının önünde dikiliyor adam. Bir elinde fener tutuyor. Diğer eliyle kapıyı çalıyor. Adam, gecenin bir vakti, gidecek başka bir yeri olmayanların sabrıyla ya da sabırsızlığıyla, ümitle ya da ümitsizce, kapının açılmasını bekliyor.
Oysa kapının önü çalı çırpı. Bu kapı sanki yüzyıllardır hiç açılmadı.
Çok beklese, bir ömür mesela, bu kapı açılır mı?
***
Ne çok bekliyoruz. Otobüs duraklarında, asansör kapılarında dikilip duruyoruz. Sabahları uyansak bile gözümüzü açmak için saatin çalmasını bekliyoruz. Sonra öğle yemeği zamanının gelmesini, garsonun siparişlerimizi getirmesini, derken işte kahveyi...
Mesai bitimi için dakikaları sayıyoruz sonra. Eve gitmeyi bekliyoruz. Bu sefer de yemeğin pişmesini, çayın demlenmesini, TV'de izlemek istediğimiz programının başlamasını, uykumuzun gelmesini bekliyoruz.
Biri bir konuşma açsın diye bekliyoruz. Ortaya bir mevzu atıp karşı taraftan cevap bekliyoruz. Radyolar sevdiğimiz şarkıyı çalsın diye bekliyoruz.
Bir bilet almak için sıranın bize gelmesini, bileti alınca filmin başlamasını, bir sigara içmek için filmin yarılanmasını, çıkıp bir kadeh atmak için filmin bitmesini bekliyoruz.
Terfi etmeyi, zam almayı, maaşın yatmasını, hazine bonosunun vadesinin dolmasını bekliyoruz.
Kışın yazı bekliyoruz, yazın kışı... Hep bir sonraki günü, ayı, yılı...
Sürekli bir bekleyiş sanki hayat.
Sürekli bekliyoruz.
Ama biz en çok...
Telefona gözümüzü dikip çalsın diye bekliyoruz. Kapılara gözümüzü dikip gelsin diye bekliyoruz.
Biz en çok birini sevmeyi, o biri tarafından sevilmeyi bekliyoruz.
Elinde ışıkla kapımızı çalacak birini... Elimizde ışıkla çaldığımız kapıların açılmasını...
Biz çünkü en nihayetinde ölümü bekliyoruz. Ve mümkünse ölümü, bir gece yarısı bahçenin ayazında değil, o kapının ardındaki ılık kucakta beklemek istiyoruz.
***
"The Light of the World", Londra Kraliyet Akademisi'nde sergileniyordu. Tabloyu inceleyen sanat eleştirmeni, ressama dönüp "Güzel bir tablo" dedi. "Fakat anlamını bir türlü kavrayamadım. Adamın vurduğu kapı hiç açılmayacak mı? Ona kapı kolu çizmeyi unutmuşsunuz da..."
19'uncu yüzyıl İngiliz ressamlarından William Holman Hunt "O sıradan bir kapı değil" diye cevap verdi. "O kapı, insan kalbini simgeliyor. Sadece içeriden açılabildiği için, dışarıdan kola ihtiyacı yok..."
Çok beklesek, bir ömür mesela, bu kapı açılır mı?
Açılsa, şahane olmaz mı?
Fakat... Ya açılmazsa...

manik depresif köşe
Yazarken daha bir iyi idrak ettim. Hakikaten ömür beklemekten ibaret. Başka da bir numarası yok! Bekle, bekle; nereye kadar? Bir de insan ömrü uzasın istiyorlar. Bırakınız kısa kalsın!
Sabahtan beri ilham gelsin diye bekliyorum. Geldi mi? Gelmedi! Ne yapayım, başladım ben de yazıya, bitsin diye bekledim. Bitti şimdi, sayfa yapılsın diye bekliyorum. Sayfa yapılınca basılsın diye, basıldıktan sonra da siz alın okuyun diye bekleyeceğim. Sonra eve gideceğim. Her zamanki gibi, bugün yine anahtarımı evde unuttum. Sevgilim kapıyı açsın diye bekleyeceğim. Ya açmazsa? Açar di mi? Açar açar...

Çılgınlık bu! Üstelik de salgın hastalık gibi yayılıyor. Herkes uzun yaşamak istiyor. Biliyorsunuz artık her gazetenin bir kadrolu doktor-yazarı var. Her gün yazıyorlar. "Bunu ye. Şunu yeme. Bunu yap. Şunu yapma."
Bırakınız ömrüme ömür eklemeyi, benim ömrümden çalıyor bu yazılar. Stres yapıyor. Bir de idrak yollarımı tıkıyor bu mevzu. İnsan niye uzun yaşamak ister ki?
20 yıl nesine yetmiyor?
Çok bilinen bir hikayedir, "Ekmek Teknesi"nde de farklı bir versiyonunu anlattılar geçenlerde, oradan aklıma geldi. Şöyle bir şey işte...
Tanrı eşeği yarattı ve ona dedi ki:
"Sen güneşin doğuşundan batışına dek durmak dinlenmek bilmeden çalışacaksın, sırtında ağır çuvallar taşıyacaksın ve zekadan yoksun olarak 60 yıl yaşayacaksın. Eşek olacaksın!"
Eşek 60 yılı çok uzun buldu. "Ben durmak bilmeden çalışmaya bu kadar uzun zaman nasıl katlanırım?" dedi. "Bana 20 yıl yeter."
Tanrı maymunu yarattı ve ona dedi ki:
"Sen daldan dala atlayacaksın, saçma sapan şeyler yapacaksın, komik olacaksın ve 20 yıl yaşayacaksın."
Maymun da 20 yıl ömre itiraz etti. "Alemin eğlencesi olmak için çok uzun bir zaman bu. Benim ömrüm 10 yıl olsun" dedi.
Ve Tanrı insanı yarattı. Dedi ki:
"Sen insan olacaksın. Bu gezegenin yegane akıllı yaratığı olacaksın. Aklınla hayvanları yöneteceksin. Dünyaya egemen olacak ve 20 yıl yaşayacaksın!"
İnsan aç gözlüydü. 20 yıl ömrü az buldu. Zekasına da pek güveniyordu. İtiraz etmekle kalmadı, Tanrı'ya yol yöntem de gösterdi. "20 yıl bana çok az. Sen en iyisi eşeğin ve maymunun istemediği yılları da bana ver" dedi.
Tanrı kabul etti.
İşte bu yüzdendir; insan 20 yıl insan gibi yaşar. Sonra 40 yıl eşek gibi çalışır. Son 10 yılında da torunun-torbanın maskarası, yani maymun olur.

Güzel kadınların iş hayatında daha fazla para kazandığı ortaya çıktı. Miami Üniversitesi'nin 18-64 yaş arası 1800 kadınla yaptığı araştırma güzel kadınların, diğerlerine göre yüzde 8 fazla kazandığını gösterdi.
Peki ne kadar harcıyorlar? Kıyafet, makyaj, krem... Estetik operasyonlar var bir de. Gerdir oranı, çektir buranı, kaldır şuranı...
Hafta başında arkeologlar Londra'daki kalıntılarda 2 bin yıllık bir krem buldular. Yani kadınlar en az 2 bin yıldır güzel olmak için çabalıyor, kremlere falan para ödüyorlar.
Güzellik, iş hayatında yüzde 8 kâr getirmiş.
Çok mu?





YAŞAM


Son sürat facia
Öz be öz Türk 'kara fırtına'
Öldüren kavga kıskançlıktan
Genelkurmay minik Faruk'a sahip çıktı
Ölüme şut çekti
Sahildeki cinayetin zanlıları yakalandı
Ağlatmayan soğan piyasada!
Şehit er sanki ölümünü yazdı
Kanalizasyon çukuru can aldı
Ya kapı açılmazsa
Alan memnun satan memnun
"Dedikodu" oyunu!