Bu bir mucize

Mucize mucize olmaktan çıkıp doğa yasalarına uygun hale gelirse, kimler kuzen çıkar?

Bu bir mucize

Hava aniden odanın bir yarısında toplanıp diğer yarıyı havasız bıraksa... Biz hava olan tarafta olalım ama. Bardağa su koyarken mesela, su aniden, damla damla ya da işte molekül molekül, sadece bardağın sağ tarafını doldursa... Ben hiç böyle bir şey görmedim.
Ama olasılık hesaplarına göre mümkün olduğu söyleniyor. Çok zaman, çok çok zaman, evrenin şu ana kadarki yaşının katrilyonlarca katından bile daha çok zaman gerektiği de söyleniyor.
Yine de mümkün mü; mümkün.
O zaman suyun bardağın sadece sağına ve soluna dağılıp ortayı boş bırakması da mı mümkün? Hz. Musa geçsin diye Kızıldeniz’in yarılması mucizesi gibi.
Kuantum Teorisi’nin mucizelerin kanıtı olarak kullanılabileceği kimin aklına gelirdi?
Benim değil.
Ben bildim bileli dinle bilim birbirine diş biler. Derslerde böyle öğrettiler. Özellikle de kilisenin bilimsel gelişmeleri nasıl baltaladığı falan ballandırılırdı. Din hocaları da Kuranı Kerim’de “açıkça yazan” -ya da ipuçları olan- bazı şeyleri, bilimin nasıl yüz yıllar sonra keşfettiğini örneklerle anlatmaya bayılırdı.
Ramazan dolayısıyla televizyona çıkan birkaç hocaya denk geldim; hâlâ hakkında konuşmayı sevdikleri bir konu.
Çoğu insan dinle bilimin asla uzlaşmayacağına inanır. Oysa inançlı bilim adamları var. Araştırmalarını yaparken dinden güç alıyor, dua ediyorlar. Ve bilimi, özellikle de kuantum teorisini kullanarak dini, özellikle Hıristiyanlığı daha “inanılır” kılmaya çalışan din adamları da var.
Din adamları Hıristiyanlıktaki Baba-Oğul-Kutsal Ruh üçlemesinin aynı zamanda tek bir Tanrı’ya tekabül etmesini kuantum teorisiyle açıklıyorlar mesela.
Ya da Tanrı’nın nasıl olup da peygamberlerine doğa yasalarına göre gerçekleşmesi imkansız şeyler (mucizeler) göstermelerine izin verdiği, bunu yaparken kendi koyduğu doğa yasalarını çiğnemiş mi olduğu tartışması, kuantumla cevaplanıyor: “Tanrı doğa yasalarını çiğnemiyor, kuantum belirsizliklerini belirliyor.”

Din-bilim kuzenliği
Geçen hafta İngiliz Kilisesi 126 yıl sonra, evrim Teorisi’ni yanlış anladıkları için Charles Darwin’den özür diledi. Vatikan da 1992’de dünyanın yuvarlak olduğunu ve güneşin çevresinde döndüğünü söylediği için zamanında “dinsiz” ilan ettiği Galileo Galilei’den özür dilemişti.
Hıristiyanlık ile bilim arayı düzeltiyor. Hatta son yıllarda Batı’da dinle bilimin kuzen olduğu bile söyleniyor.
Diyanet’e de CERN’deki deney soruldu, Ali Bardakoğlu karşı çıkmadı; “insanoğlunun yapabildiği her bilimsel deneyin yüce Allah’ın iradesi, bilgisi, onayı dahilinde” olduğunu söyledi.
Müslümanlıkla bilim arasında hısım akrabalık nasıl olacak?
Birkaç yıl evvel 30 küsur Batı ülkesinde evrim teorisiyle ilgili bir araştırma yapılmıştı, evrim teorisini en az kabul edenlerin Türkler ve Amerikalılar olduğu ortaya çıkmıştı.
Amerikalılar malum...
Türkiye?
Araştırmadaki tek Müslüman ülkeydi. 

Annesine bak, kızını izle
“Gossip Girl”e sardırdım.
New York’ta Yukarı Doğu Yakası’nda yaşayan zengin gençlerin hikayesini anlatıyor dizi.
Yaşı bari yaşıma daha uygundu, ille dizi izleyeceksem, “Lipstick Jungle”ı izleseydim en azından. 40’lı yaşlarında, kariyer sahibi kadınlar falan... Yok, onu sevmedim.
“Gossip Girl”ü izleyip “hımm iyiymiş”leyip izlemeye devam etmem bana bile tuhaf geldi ama ne yapayım, öyle oldu.
Bu arada merak etmiyor da değilim; ben niye hâlâ çoluk çocuk maceraları izlemekteyim? Gerçi bu dizide liselileri oynayan kızlar, rahat 30 gösteriyorlar; oradan kurtarıyorum galiba biraz.
I ıh, kurtaramıyorum. Büyük de gösterseler, küçükler... Çocukluğumun dizisi “Hayat Ağacı”nın Sam’i Kelly Rutherford bile büyümüş, dizideki esas kızın annesi rolünde şimdi. “Hayat Ağacı”nın orijinal adı “Generations” değil miydi?
Jenerasyon değişti...

Moda atak
Bu bir mucizeHerhalde biliyorsunuz, Melis’in (Alphan) kitabı çıktı: “Moda Moda Dedikleri”.  Kitap gazete yazılarından oluşuyor. Ben çoğunu okumuştum tabii ama kitapta hepsini bir arada görmek farklı. First lady’lerin falan kılık kıyafetinin mevzu edildiği “Dişi Siyaset Podyumu” ile magazin ünlülerinin “moda manzaraları”nı, yıllar sonra bile, hatta özellikle yıllar sonra okumak bayağı zevkli olacak.
Bu arada  hâlâ rastlamadıysanız, ben sizi haberdar etmiş olayım, bu akşam 20.15’te Habertürk’ü açın. Melis’le Rolling Stone dergisinin yayın yönetmeni Mehmet Tez bir süredir birlikte Müzik Atak diye bir program hazırlıyorlar. Müzik Atak’ta da bir “Boy Aynası” bölümü var. Ve röportajlar, listeler, en taze müzik haberleri falan.
Yaprak’ı (Aras Şahinbaş) da tanıyorsunuz. Bir süre burada birlikte çalıştık. Onun haberlerini, yazılarını da okudunuz. Şimdi bir internet sitesi açtı: www.trendometre.com.
Yaprak “Her şeyin moda olduğu ama
hiçbir şeyin ‘dönemi tanımlayacak kadar
moda olmadığı’ zamanlardan geçiyoruz”
diyor ve “Yoksa trendler ölüyor mu?” da dahil,
en yeni trend haberlerini dönemi geçmeden haber veriyor.

manik depresif köşe
Yarın başlıkta Porsche’yi “Porşe” yerine “Porş” okunuyormuş gibi yazacağım. Şimdiden söylüyorum ki “heeey hata buldum, ben buldum”
diye gaza gelmeyin.
Amerikalılar öyle okuyoooo...
Ben de işte kendi çapımda böyle küçük şeylerle eğleniyorum, ne yapayım.
Yine manik miyim, neyim?