Kekliği siste-pusta keklerler

Bir memlekette her şey mi gecekondu olur! Tamam arada birkaç güzel, düzgün bina da vardır belki -nerede?- ama çoğu kurum derme çatma, ayakta zor duruyor. Yine de hâlâ kat üstüne kat çıkılıyor...Bir yandan medya tüm bu gecekonduları eleştirirken, yıkım yapmaya gelmiş ekipler gibi karşılanıp taşla sopayla kovalanıyor. Diğer yandan medya da işte farklı değil. Gecekondu. Zaten özel televizyon kanalı da, hatırlayın, kanun manun yokken ortada, bir gecede kondu.En son Merkez Bankası'na başkan atanması meselesinde medyanın günlerce yanlış isim üzerinden tartışma yürütmesi "gecekondu haberciliği" değil miydi?Fakat işin tuhafı tüm bu kurumları "depremlere" karşı güçlendirmesi beklenen Başbakan; medya söz konusu olduğunda, değil başbakanı olduğu bir ülkede medyanın güvenilirliğini yitirmesinden rahatsız olmak, neredeyse bunun için çabalıyor. Artık "Tayyip Erdoğan gazetecilere yüklendi"nin haber değeri bile kalmadı, Başbakan'ın günlük sporu gibi oldu. erdoğan medyayla dalga geçiyor adeta...Merkez Bankası başkan adayının ismi niye saklanır mesela? Bu sis-pus niye?Nitekim adayın Erdem Başçı değil, Adnan Büyükdeniz olduğu öğrenildi sonunda. Tabii Büyükdeniz'in Unakıtan'la bir zamanlar ortak olduğu da... Cumhurbaşkanı da bu ismi onaylamadı.Hadi sil baştan, geldik yine başladığımız noktaya.* * *Peki medyada Erdem Başçı'nın özellikleri tartışılırken Başbakan kıs kıs gülerek Ali Babacan'a, Abdullah Gül'e falan "Ulan amma kekledik herkesi" mi diyordu?Başbakan "ulan" ve "kekledik" yerine daha orijinal argo kelimeler kullanmış olabilir tabii. Ama "herkesi" keklediği kesin. Sadece medya değil, medyayı takip eden "herkes" keklendi!Vatandaş kek mi, keklik mi? Türkiye acayip bir memleket. Demokrasi; demokrasi gibi değil. Hukuk; iddianameyi de okuduk, sonuçlarını da görüyoruz işte. Eğitim; öğrenciler mini mini 'Polat Alemdar'lar olmayı öğreniyor, birbirlerini kesip doğruyorlar okullarda. Sağlık; devası yabancı doktorlarmış. Ekonomi; iyi gibi görünüyor, enflasyon düştü ne güzel falan ama düzelen ekonominin artısı hep zaten zengin olanların cebine giriyor, geniş kesimlerde bu iyileşme bir gıdım bile hissedilemiyor. Nail Keçili, Vatan'a Hülya Avşar'la birlikte olduklarını doğrulamış: "Evet, doğru. Hatta şu anda beraber yemekteyiz."Avşar bu ilişkiyi yalanlayınca "Hülya Avşar'ın size ne dediğini bilmiyorum ama biz kaliteli bir ilişki yaşıyoruz" diyor, yine Vatan'a. Sabah'a ise "Biz iki yakın arkadaşız" demiş, "Hülya 25, Kaya 15 yıllık arkadaşım. Bu saçma bir yakıştırma."Avşar, "Nail Keçili ile ilişkisi olduğunu" yazan Vatan gazetesine dava açtı. Vatan, Keçili'nin sözleri üzerine haber yaptığına göre onlar da Keçili'ye dava açsınlar. Keçili eğer iki gazeteye birbirine zıt demeçler vermemişse, sözlerini çarpıtan hangisiyse -Vatan mı, Sabah mı?- o gazeteye dava açsın...Ki Nail Keçili büyük ihtimalle ilişkiyi doğrularken dalga geçiyordu. Tam da Avşar'la birlikte yemek yerken telefonda "Birlikte misiniz?" diye sorulunca "Evet" dedi... Ama eğer bir şekilde o "Evet" i dediyse; Avşar, Keçili'ye de dava açsın o halde.Peki bu kaosun ortasında kime, neye inanacağını bilemeyen okur kimi dava etsin? Nail Keçili de mi dalga geçti? Cuma günü Orgeneral Büyükanıt süpriz bir şekilde Başbakan'ı ziyaret ediyor. Program dışı iki saatlik görüşmenin bitiminde açıklama yapılmıyor. Sonra beş komutan bir otel odasında "mini zirve" yapıyor. Gazeteciler "heyecanla" bir açıklama bekliyorlar. Sonunda Orgeneral Özkök ve Büyükanıt gazetecilerin karşısına çıkıyor. Özkök "Heyecanlanmışsınız" diyor, "Heyecanlanmayın. Abartmayın." Tabii canım heyecanlanacak, abartacak ne var? Şemdinli iddianamesi daha yeni ortalığı birbirine katmış, Genelkurmay ağır bir açıklama yapmış; tüm bunların üzerine gündem dışı bir görüşme, komutanlar zirvesi... Maksat insanlara haber iletmek değil de, gazeteciler şahsi bir merak içindeler sanki! Ama doğru, heyecana lüzum yok esasında. Köpürtülecek bir şey olduğunda bizzat deterjanı da onlar verir medyaya nasılsa. tubaakyol@milliyet.com.tr Heyecanlanacak ne var!