Porsche’unu satamayan bankacılar

Wall Street’in çöküşüyle 1929’da başlayan Büyük Bunalım yılları... Hisse senetleri bir gecede çöp olmuş, kriz Amerika’dan dünyaya yayılarak yıllarca sürmüş.
1987’de hisse senetleri yeniden çöp olmuş; hem de 1929 borsa çöküşünü bile gölgede bırakan, bir günde yaşanan en büyük düşüşle.
Ve 2008... Güçlü finans kurumlarının iflası falan... Şimdi ne olacak? İşler daha mı kötüye gidecek, yoksa -Porsche’unu satamayan bankacılarözellikle 1987’den sonra alınan önlemlerle- direkten mi dönülecek?

Kuaför parası...
Böyle bir kitap var. Tom Robbins’in “Sirius’tan Gelen Kurbağa”sı “borsanın yataktan düşüp de belini kırdığı gün” başlar. “Borsa 900 puan birden düşerek” kitabın esas kadınını “muhtemelen bir daha hiç değişmeyecek bir saç kesimine” mahkum edeceğe benzer.
Ece Erken “Ayda 3 bin YTL kuaförüme bile yetmez” dedi mi hakikaten, ne bileyim, ama kitaptaki borsacı kadına yetmiyor yani. Her gelirin kendine göre gideri var...
Kitapta, düşüşün ardından borsacılar hep gittikleri bir barda toplanıyor.
Hiç toplu işten çıkarmaya şahit oldunuz mu? Ben oldum. Hep birlikte bir yere gidilir, oturulur ve oturulur ve oturulur... Kimse kalkıp evine gidemez. Her an bir şey olması beklenir. Ya iyi bir haber gelirse, ya biri herkesi “kurtaracak” dahiyane bir fikir atarsa ortaya... Aslında bir şey beklendiğinden de değil. Birlikte yenir, içilir, gülünür, ağlanır ve oturulur. Kitaptaki borsacıların durumu da bu. Oturuyorlar.
Bugün yaşanan krizin şiddeti artar mı, azalır mı? Gelecekte her ne olacaksa olacak fakat olmuş olanlara bakılarak yapılan ilk tahminlere göre Amerika’da 50 bin bankacı işini kaybedecek. Yılbaşından bu yana 100 bin bankacı işsiz kalmış bile. “Bankacı özgeçmişlerinin havada uçuşmaya başlayacağı”  söyleniyor. “Bankacıların altın yılları bitti” deniyor.

Satılık Porsche
Düşünün, bir gün evvel bir Porsche sürüyorsunuz. Ne yazık ki arabanın hâlâ 30 bin dolar borcu var. Evi de ev kredisiyle aldınız tabii. Ya da daha ev almadınız. Gelirinize yaraşır, belki de birazcık da gelirinizi zorlayan lüks bir eve tonlarca dolar kira ödüyorsunuz. Çalışırken nasılsa ödeyeceğiniz miktarda da kredi kartı borçlarınız var. Niye borç yapmayasınız ki, nasılsa bir işiniz var.
Ve bir gün sonra, artık ömrünüz boyunca bir daha asla iş bulamayabilirsiniz... Elveda Porsche. 

Avrupa Birliği İran olur mu?
Porsche’unu satamayan bankacılarFransa’da bir mahkeme, oruç tutan Müslüman sanığın duruşmasını ramazan ayı sonrasına erteledi. Sanık avukatı “müvekkilinin oruçluyken kendini doğru düzgün savunamayacağını” söyledi diye...
İngiltere’de, Londra dahil beş büyük kentte şeriat mahkemeleri kuruluyor. Bundan böyle İngiltere’deki Müslümanlar boşanma, aile içi şiddet, mali anlaşmazlıklar gibi sosyal konularda “kendi” mahkemelerine gidebilecek. Eğer her iki taraf da, hem davalı hem de davacı bu mahkemeyi kabul ederse...
Müslüman bir aile, 11 yaşındaki kızlarına tecavüz edip öldürenlerin davasının şeriat mahkemesinde görülmesini ister mi mesela?
“İran Uyanıyor” diye bir kitap var; Nobel Barış Ödülü sahibi İranlı Şirin Ebadi’nin hayatını anlatıyor. Hatırlatın, bilahare kitaptan yine bahsedeyim. Kitapta çok acayip anekdotlar var...
Bu çok acayip şeylerden biri de Ebadi’nin avukatlığını üstlendiği, 1996 yılında tecavüze uğrayıp öldürülen 11 yaşındaki Leyla’nın ailesinin davası. İran’da, normal olarak, şeriat mahkemesinde görülüyor dava.
Davada tecavüz ve cinayet suçlamasıyla üç kişi tutuklanıyor. Biri kendini cezaevinde asıyor. Diğer ikisini mahkeme Leyla’ya tecavüzden suçlu buluyor ve ölüme mahkum ediyor.
Ama İran’da uygulanan şeriat yasalarına göre “bir erkeğin hayatı, bir kadının hayatının iki katı değerinde”.
Leyla’nın davasında hakim tecavüzden suçlu bulunan bu iki adamın “kan parasının” 11 yaşındaki kızın hayatından daha fazla ettiğine hükmediyor. Ve infazları finanse etmeleri için Leyla’nın ailesinden para istiyor.
Leyla’nın babası ve abisi bu parayı ödemek için böbreklerini satılığa çıkarıyor. Bir doktor baba-oğulun niye böyle ısrarla böbreklerini satmaya çalıştıklarını merak ediyor. Böylece hikayelerini öğreniyor. Şirin Ebadi de davayı o sırada duyup üstleniyor.
Bu arada hapisteki iki tutukludan biri kaçıyor ve falan ve filan.
Aile, “bari” son kalan tutukluyu duruşma sonrası öldürmeye karar veriyor, Ebadi vazgeçiriyor.
Netice?
Kitap Türkçede bu yıl yayımlandı.
Amerika’da basıldığı 2006 yılında dava henüz bir karara bağlanmamıştı.