Sanatsal Çin yemeği...

Sanatsal Çin yemeği...

Sanatsal Çin yemeği...

Haber Malezya’da yayınlanan "Perdana" adlı bir gazetede patladı ilkin. Sonra e-posta marifetiyle dünyaya yayıldı. Tayvanlılar’ın cenin yediği, Tayvan restoranlarında isteğe bağlı olarak soya ya da domates, hatta belki mantar soslu cenin servisi yapıldığı iddia ediliyordu. Habere göre "en leziz cenin", 6. ayda yapılan kürtajlardan elde edilenlerdi.
Mideniz bulandı değil mi? Hamileyseniz okumayı derhal bırakın. Zira fotoğraflar daha da tiksinç! Üzerinde cenin resmi bulunan konserveleri gösteriyor ilk kare. Bir adam evyede cenini suyun altına tutuyor. Daha sonra cenin; kafası, küçücük kolları ile bir tabakta servis ediliyor. Ve son karede, bir adam cenini ağzına götürüyor. Ceninin başı adamın elinin yanından sarkıyor. Bacakları ise tabakta duruyor. Çok fena!

Cesetlerle sanat...
Elbette Tayvan hükümeti bu haberi derhal yalanladı. Taipei Times, Tayvan hükümetinin Perdana’ya bir dilekçe ile başvurarak tekzip yayınlamasını istediğini yazdı. Buraya kadar tüm olay bir asparagastan ibaret gibi görünüyor. Ama fotoğraflar fena halde gerçek. Nasıl oluyor?
Şöyle oluyor. Biz, Çinliler hâlâ Çin restoranlarından, bir de Hollywood filmlerinden aşina olduğumuz türde erik çiçekleri, saraylar falan çiziyor, kızıl ipek drapelerle hassas ruhlara hitap ediyor sanıyoruz ya... Öyle değil.
Yaşları 25-30 arasında değişen bir grup Çinli sanatçı, ipekten falan çoktan vazgeçmiş, eserlerinde el, kol, bacak, bir de ceset kullanmaya başlamışlar. Fotoğraflarda cenin yerken görülen adam da onlardan biri. Zhu Yu, "Man-eater" adını verdiği bu performans için tıp fakültesinden bir bebek cesedi aşırıp pişirmiş. Yine aynı grupta yer alan Qin Ga ise "Freezing / Donma"da çıplak bir genç kız cesedini boyamış, ona güneş gözlükleri takmış. Sonra buz kalıpları ve güllerle dolu bir yatakta onun fotoğraflarını çekmiş. Zhang Hanzi cam bir yüzeyin altına silindirle düzleştirilen domuz kafalarını yerleştirmiş. Bu performansın adı da "Fortune is Thin as Paper / Servet Kağıt Kadar İncedir"... Öyle çok örnek var ki... Ama benim bile içim kaldırmıyor bazılarını, size nasıl anlatayım?

"Bizi anlamıyorlar"
Zhu Yu, eserlerinde geleneksel ahlak anlayışına karşı tavır aldığını belirtiyor. "İnsanların ölüm korkusu ve ölümsüzlük arayışı gibi geleneksel kültürlerini değiştirip değiştiremeyeceklerini merak ediyorum" diyor. "İnsanlığa dair en ilkel konuları ele alıyorum" da diyor. Ve "Aslında kullandığımız materyaller değil, eserlerimiz bir şey söylesin istiyoruz. Ama şu anda insanlar bu tür şeyleri kabul edecek kabiliyette değiller" diyor.
Doğru söylüyor. Çin hükümeti onları toptan reddediyor mesela. Şangay 2000 Bienali’ne, eserleri "resmi bir sergi için uygun olamayacak ölçüde vahşi" bulunduğu için katılamadılar. Eserlerin sergilendiği özel galerilerden birini polis bastı ve eserlere de el koydu falan.
Ne sanat, ne değil, sanatın bir sınırı var mı, varsa bu sınırı kim çizecek, neye göre çizecek? Zhu Yu ve arkadaşlarının eserlerinin tahammül fersa şeyler olduklarını kabul etmiyor değilim. Galeride, elinizde bir fincan kahve, karşısına geçip bakacağınız şeyler değiller. İnsanın fena halde kafasını karıştırıyorlar. Ama zaten sanatın amacı da bu değil mi? Aksi, sade suya tirit olurdu. Şimdi cenin suyuna çorba...






CUMARTESİ