Seymen’i tiki tipler aklıyor!

Seymen’i tiki tipler aklıyor!

Seymen’i tiki tipler aklıyor!

Bu tiki tiplerin hepsi birbirine benziyor sanki. Ben bilirim halleri, yılışık gülüşleri, en zeki cümleyi kurma konusundaki hevesleri... Nerede Asmalı’nın Seymen’i, nerede ağalık sonrasının zavallı zenginleri...
Kadın di mi?", "Kesin kadın abi!", "Kadındır mutlaka yani", "Kadın tabii, ne olacak?", "Bu kadınları çıkarmayacaksın trafiğe,
o olacak"... Bir köpeğin aniden doğrulup kulaklarını diktiğini görmüş gibiyim. Duymasam da dışarıda sesler olduğunu biliyorum. Fısır fısır
kadın şoför mavrası yapıyorlar.
İyice bozuluyorum ama büzülmüyorum. Zaten canım burnumda... Tanıyan bilir, normalde öyle utanırım ki arabanın altına saklanırım mutlaka. Ama durdu işte araba; öylece yolun ortasında, önü yanlamasına yolda, kıçı park edilmeyi umduğu alanda. Çalışmıyor! Çalışsa, tıkamam herhalde yolu, basar giderim. Basıyorum ama vır vır vır yapıyor; basıyorum tır tır ediyor; basıyorum, çalışmıyor.
Araba dediğim 16 yaşında, bir nevi emektar. Ben de arabaları seven tabiatta bir insan değilim. O bakımdan dökülüyor azıcık. Fren garç gurç ediyor, vites zor geçiyor, otomatik kilit sisteminin gücü arka sol kapıya yetmiyor, camlar da otomatik ama sağ cam inince katiyen bir daha çıkmıyor. Birkaç ay evvel bir arkadaş kapı kolunu tuttu, elinde kaldı. Sağ kapı artık içeriden açılmıyor. En fecisi radyatör bozuk. Araba çalışıyor, o da çalışıyor. Yaz geldi, hava sıcak, bi dur, sıcak üfleme; anlamıyor. Ben park yeri ararken, içeride sıcaklık 60-65, hatta 105 dereceye çıkıyor. Bir de radyo var, kesin antika. Bir gün meraklısına onu satacağım, o parayla sıfır araba alacağım. Ümit işte!

Seymen’i tiki tipler aklıyor
Tiki tip ve çalışkan karıncalar iş başında
Neyse bu duruyor yolun orta yerinde, arkasında bir katar. İlk arabanın şoförü geldi. Tam bir tiki! Bunların hepsi seri üretilmiş gibi ya. Takım elbiseli, parfüm kokulu ve kel! Kötü ihtimal borsacı, bankacı falan. Bu bindi arabaya, benim yapamadığımı yapacak... Yapamadı! Hırsını benim radyodan aldı. "Nasıl kapanıyor bu?" diye suratıma çemkirdi. Bu esnada sokağın tüm erkekleri; bakkalın çırağı, kafenin garsonu filan da kocaman bir ekmek kırıntısı bulan çalışkan karıncalar gibi arabanın başına toplandı. İtelim dendi. İtildi. Adam direksiyonda, giremiyor işte park yerine. Fakat benim araba, "tiki tip"in arabasının geçeceği kadar kenara çekildi sonunda.

Hey tiki tip! Çek de, çek de çek, çektir git...
Tiki tipin trajedisi de işte tam burada başladı. Adamın hayatı boyunca aldığı eğitim ona çektirip gitmesini emrediyordu adeta. Arabasını kurtaran şoför gazı dipler. İşine yaramayacak birine yardım edecek adamlardan değil o katiyen. Bilakis, çevir kafanı, gözün görmesincilerden. Suç onda değil, eğitimi "Kurtar kendini" demekte...
Eğitiminin hakkını da verdi nitekim: "Benim araba geçer buradan" diye geveledi. Sokağın erkekleri inanmaz halde "Nereye yahu, hoop" filan dediler. Adam "kaderine lanet" gidemedi tabii. Arabayı park etmeyi de beceremedi. Sonunda o da itenlere katıldı, ben direksiyona geçip park ettim. Bunu da övünerek söylerim yani!
Yine de adama itinayla teşekkür ettim. Abartmıyorum, 10 saniye suratıma baktı. Eminim, hem bana laf sokan hem espri gibi olan o en zekice cümleyi aradı. Aynı cinsten arkadaşlarım var, biliyorum ben bu tipleri. Neyse ki bulamadı. O sinirle kesin kafa atardım. Sonunda "Rica ederim" dedi de, pespaye bir finalden yırttık böylece.
Geçenlerde Radikal İki’de bir yazar "Özcan Deniz’i kim seviyor?" diye soruyordu. Ben seviyorum! Seymen Ağa’yı seviyorum. O "Tamam, benim araba geçer buradan, gideyim" demez, birrr. Afra tafra gelmişse, o arabayı muhakkak sokar oraya, ikiiii. Teşekkür edilince, "Dur ben şu kadını en zeki cümleyle bir bozayım" demez, üçç!
Yok ağalık sistemini, yanaşmaları mı aklıyormuşuz Seymen Ağa ile. Bizim kendimizi aklayacak halimiz mi var ki alemin yanaşmasını aklayalım? Bu tiki tiplerin altında kaç kişi çalışıyor, kim bilir. Üstelik yanaşma da değil onların yanında çalışanlar. Bu yüzden tiki tipler çalışanlarına en ufak bir hatada kapıyı gösterebiliyorlar. Bunun adı da kapitalizm, serbest piyasa ekonomisi falan oluyor. Kendi arabasını kurtaran şoför, kendi gemisini kurtaran kaptan! Hem yanaşmamız yok ama bizim de evimizi birtakım kadınlar temizlemiyor mu? Üstelik ocağı iyi silmedi diye işten atılanlar bile vardır mutlaka. Yanaşmalar bari işsizlik yüzü görmüyorlar; yalan mı?
Sadece kendi çıkarını kollayan, sürekli en zeki cümleyi üfürmeye çabalayan, ezmezsem ezilirim diye korkan zavallılar, ağalık sonrasının imalatı. Ve hep söylerim, yine söyleyeceğim: İktidarın her türlüsü kötü ama ben en çok zayıfın iktidarından, bir zavallının eline düşmekten ürkerim.






CUMARTESİ