Sonu nereye varacak?

Yaz, seksi artırmıyor muymuş?




Ben ne yaptım ki?"... Bir kitabın giriş cümlesiydi bu. Ve bunu soran adam birçok kişinin katiliydi. Bir apartman dairesinde polisler tarafından kıstırıldığında -az sonra yakalanacağını, belki de öldürüleceğini anladığında- "Ben ne yaptım ki?" diye sordu kendine. Hiçbir şey anlamıyordu. Ne yaptıysa, yapması gerektiği için yapmıştı. Niye ona kızıyorlardı?
Geçen gün, bir zamanların en güçlü ve işten attığı, hakaret ettiği tonlarca insan düşünüldüğünde hakikaten acımasız genel müdürlerinden birini hastanede yalnız başına sıra beklerken gördüğümde bu kitap geldi aklıma.
Bir zamanın o katiyen ulaşılamaz adamı nasıl da ulaşılabilir bir haldeydi şimdi. Hani yanına gitsem, yanına gittiğime sevinirdi ihtimal.
"Acaba" dedim, "o debdebeden kalan şu yalnızlığının nedenini anlamış mıdır? Yoksa o da 'Ne yaptım ki?' diye mi soruyordur şimdi kendine?"

"Günahım neydi Allahım / Ben nerde yanlış yaptım?"
Ya Uzanlar? Villaları didik didik aranıyor, çiftlikleri basılıyor, yatlardan bayrakları indiriliyor, ciplerine el konuluyor... Sabah gazetesi Uzan imparatorluğu için "Bir zamanlar kartaldı" diye yazıyor.
İnsan merak ediyor. Ne söylediklerini boş verin; hakikaten, en içeriden ne düşünüyor acaba Uzan ailesinin fertleri? Acaba onlar bile şu cümleyi tekrar ediyor olabilirler mi: "Ben ne yaptım ki?"
İnsanın kafası böyle çalışıyor zira. Ne yapıyorsa, bunu bir şekilde kendine izah ediyor zihin. Mantığını kuruyor. Aklına yatırıyor.
Çoğu kez "doğru" olduğunu düşündüğü, "doğru" olduğuna inandığı, yapması gerekenin bu olduğunu sandığı için "yanlış" yapıyor insan. Karısını döven koca da, töre cinayetine kurban giden kızının ardından zılgıt çeken ana da "doğru" bildiğini yapıyor mesela.
Ya da her yönetici adil olduğunu, her öğretmen güzel öğrettiğini, her terzi hatasız diktiğini, her yazar en doğruyu yazdığını sanıyor... Kendi tarafını tuttuğu, yalanına en önce kendi inandığı, kendi vicdanında beraat edebildiği için...
İşler ters gittiğinde, "doğruları" başka olan bir "güç" çıkıp da "bi dak'ka" dediğinde...
Hakikaten anlamıyor, merak ediyor: "Ben ne yaptım ki?"
Herkes kendi durduğu yerden gördüğü kadarıyla ne kadar da haklı! Peki kim haksız?
Günah ne, yanlış nerede?

"Masum değiliz hiçbirimiz." Masumiyet de bir yanılsama!
Felsefeciler, 21'inci Dünya Felsefe Kongresi'nin ardından İstanbul'dan ayrılmadan önce bir araya gelip sohbet ediyorlar. "İyi ve kötü içi boş kavramlardır" diyorlar.
"Masumiyeti iyinin ve kötünün ötesinde evrensel tek payda yapabilmenin, hegemonik bir güce ulaştırabilmenin yollarını" düşünüyorlar birlikte.
"Belki de" diyorlar sonra, "masum olan tek iktidar masumiyetin iktidarı olacaktır." (Sinan Evcan-"Masumiyetin İktidarı" / Cumhuriyet, 19 Ağustos)
Kulağa hoş gelmesinden başka bir anlamı var mı bunun?
***
Belki günahımız güce tapmaktır. Çareyi iktidarın gücünde aramak yanlıştır belki.
Masumiyetin kendisi iktidara gelmiş olsa bile... İktidar masum olur mu?
Masumiyet iktidar olduğunda, onun tarifini de iktidar olma konumu belirleyecek zira.
Buyrun işte...
Masumiyetin bile masuniyeti* yok!
O da bir yanılsama...

* Masuniyet: Korunmuş olma durumu. Dokunulmazlık.

Cameron Diaz ile başladı, Asena ile devam ediyor. Ünlüler, ünlü olmak için çektirdikleri çıplak fotoğrafları eski bir hata, cahillik olarak görüp, kullanımını yasaklatmak için mahkemeye koşuyor. Asena mahkeme kararı çıkartırsa; sırada Hülya Avşar'dan tutun da Gülben Ergen'e kadar birçok ünlü var, çıplak pozları internette dolanan...
Toplatsınlar fotoğraflarını, gözümüz yok. Benim merak ettiğim, bu maziyi reddetme hadisesinin ucu nereye varacak? Yarın bir yönetmen çıkıp "Ben bu filmi gençken çektim, yasaklansın" diyebilir mi? Ya bir şarkıcı eskiden söylediği şarkıları beğenmezse? Bir yazar, yazdığı kitap gözden uzak olsun isterse... Ya da bir köşe yazarı da çıkıp dünkü yazısını inkardan gelirse...
Nereye kadar?

manik depresif köşe
Utançtan ölüyorum sandım. Küfür denemez yani bunlara. Aşmışlar. Küfür ötesi. İnanılmaz bir yaratıcılık. Kırk yıl düşünsem, kırk binde biri gelmez aklıma. Hani muhatabı ben olmasam, edebi bir eser gibi bile bakabilirim bu küfür kıyamet mesajlara.
Neymiş? Galatasaraylılar dalga geçmiş Fenerlilerle. Bana da komik gelmiş, yayımlamışım. Gülelim diye. Ama Fenerliler hiç komik bulmamışlar belli ki. Bir de üstüne acayip sinirlenmişler. Alıp benim fotoğrafımı karşılarına...
Köşe yazarları bazen küfürlü mesajlar aldıklarını söylerler ya. İnanın, bunlara küfür demek çok ince, fazlaca kibar bir yaklaşım! Mahcup bir mani halindeyim. O da nasıl oluyorsa?

Yaz aylarında seks artmıyormuş. Prezervatif firması Durex, İspanya'nın tatil bölgelerinde bir araştırma yapmış. İnsanların temmuz ve ağustos aylarında tükettiği prezervatif sayısı, kış ayları ile aynıymış. Diyorlar ki ya gençler daha az seks yapıyor ya da güneş cinsel istekte sanıldığı kadar çok etkili değil.
Durex'in hiç aklına gelmemiş belli ki ama şu da bir ihtimal değil mi:
Gençler yazın daha ani ilişkiler kurup prezervatifi atlıyor olabilirler mi?

Burnu estetikli olanların yüzde 90 küsurunun burnunda et vardır, biliyorsunuz! Maksat kalkık, küçücük bir buruna sahip olmak değildir de nefes alma sorununu çözmektir.
Son bomba da botoksun migrene çare olduğu...
Migrenlilerin sayısında patlama olacak demek ki.





YAŞAM


Kötü restorasyona bilimsel muhtıra
Hamilelikte formda kalmanın yolları
Fakir evlerde 'hazine' saklı!
Atkins diyetinin ilk kurbanı!
Ev işleri erkeği 'SEKSİ' yapıyor
Eşine değil cama üzüldü
Gülümseyin Marslılar! Hubble çekiyor
'Yaman' köpek gözaltına alındı
Aspirini başka ağrı kesiciyle almayın
Çocuklarına 'köpek muamelesi' yaptılar
Parayla saadet olmaz
Şeytan yerine 'can' çıkarıldı
Faciaya kıl payı: 37 yaralı
Dövülerek evden atıldılar
Öldürüp tribüne astılar
Yasemin disiplin kuruluna veriliyor
Balıkesir'de grizu faciası
Deveyi yardan uçuran bir tutam ottur...
Suçluluk tasması
"Daimi balayı" oyunu!