Türkiye'de Hz. Muhammed'in resmi nasıl yayımlandı?

Akmerkez inşaat halinde daha. Efe Özal çok popüler. "Merve İldeniz yalnız ölecek" diye bir haber var, Merve İldeniz nasıl genç! "Sibel Tüzün, Ajda Pekkan'ın tahtına aday"; Sibel Tüzün de çok genç. Kim "Yarın daha çok star olacak?" Sertab Erener. Mustafa Koç, Caroline Koç'a aşık, evlenmeye hazırlanıyorlar. Hasan Cemal'den bir haber için görüş almışlar, Hasan Cemal'in gözlükleri kocaman. Ve buldum! Kütüphanelerle ilgili bir haber. "İstanbul'un bilgi hazineleri: Kütüphaneler". Eski eserlere meraklı bir foto muhabiri kütüphaneleri geziyor. Köprülü Kütüphanesi, Süleymaniye Kütüphanesi... Bu kütüphanelerden birinde "Ravzatü's-Safa" adlı, peygamberlerin yaşamını anlatan el yazması bir kitap buluyor. Hz. Muhammed'e ilişkin çoğu minyatürde Peygamber'in yüzü, örtülü olarak tasvir edilmesine rağmen bu kitapta yüzü bütün hatlarıyla tasvir edilmiş. Foto muhabiri bu minyatürün de fotoğrafını çekiyor. Bu fotoğraf da habere konuyor!İşte orada, karşımda duruyor. Sonrasını o dönemde dergide çalışanlardan dinledim. Bu haberin yer aldığı dergi basılırken, onlar bir sonraki hafta için "Hz. Muhammed'in minyatürü yapılabilir mi?" diye bir haber hazırlıyorlar. Din adamları "Bunda şaşılacak ne var? Bizde yok ama İran'da yaygındır" diyor. Nitekim Diyanet İşleri Başkanı Ali Bardakoğlu da birkaç gün önce BBC'nin sorularını cevaplarken söyledi: "Minyatür olabilir ama Hz. Muhammed resmedilemez." Din adamlarının görüşleri cesaret vermiş olabilir, Hz. Muhammed'in minyatürünün olduğu haberde bu mesele hiç köpürtülmemiş, satırarasında kullanılmışken, derginin ilanlarına "Hz. Muhammed'in resmini yayımlıyoruz" diye yazılıyor. Ve ortalık karışıyor. O zaman e-posta yok tabii ama tehdit telefonları, tehdit mektupları yağıyor. İlanı yayımlayan Hürriyet gazetesinin Erzurum bürosu taşlanıyor. Foto muhabiri evine gidemiyor, bir hafta kadar bir arkadaşının evinde saklanıyor. Derginin o zamanki sahibi Sedat Simavi koruma önlemlerini artırmak zorunda kalıyor. Bir ay sonra, gerekçe bu mu bilinmez ama derginin yayın yönetmeni işten çıkarılıyor. Derginin tarihi: 19-25 Ocak 1992. Dergi de işte Tempo dergisi... ***Avrupa kütüphanelerinde Hz. Muhammed'i tasvir eden minyatürlerin yer aldığı bir sürü eski kitap var. Herhalde İran'da da vardır. Diyanet İşleri Başkanı "Karikatürlere gösterilen tepki Hz. Peygamber'in resmi ya da karikatürünün çizilmesine yönelik bir tepki değil, bir yüce peygambere yapılan saygısızlığadır" diyor. Bugünkü krizin sebebi karikatürlerde Hz. Muhammed'e hakaret ediliyor olması... Peki 14 yıl önce bir minyatürün fotoğrafına gösterilen tepkinin sebebi neydi? Belli ki, o minyatürlerin yapıldığı tarihten bu yana, son 500-600 yıldır mesela, İslam dünyasının hoşgörü eşiği biraz gerilemiş... Arşivde bayağı eşelendim. Üstelik aradığım tarih aralığında ciltlerden biri kayıp. Böyle zamanlarda aradığınız şey muhakkak o kayıp cildin içinde olur. Yine de aramaya devam ettim. Çünkü aradığımı bulamayacak bile olsam, eski dergilere bir kez bakmaya başlayınca kendini durduramıyor insan. Yumurta yararlı, yok yok zararlı. Farklı cins gıdaları karıştırmazsanız zayıflarsınız, yok yok mazallah sağlığınızdan olursunuz. Burcunuza göre böyle beslenmelisiniz, kan grubunuza göre şöyle beslenmelisiniz... Peki ama biz ne yiyeceğiz?İngiltere'de uzmanlar sağlıklı beslenelim diye gıdalara kırmızı, sarı, yeşil noktalar koymayı planlıyorlardı. Kırmızı, "Dur; yağ, tuz ve şeker oranı yüksek" demek. Sarı, "Biraz düşün" manasına geliyor. Yeşil ise "Geçebilirsin", yani "Al, ye, iç, eğlen, gül, oyna..." Sağlık için can sıkıntısından öldüğümüz bu dünya batsın! Sonra büyük firmalar bu sisteme karşı ürünlerin üstüne "uyarı etiketi" koymayı önerdiler. Onlar bunu tartışırken Amerika'da 49 bin kadın üzerinde yapılan araştırmanın sonucu açıklandı. Düşük yağ içeren diyetler kalp hastalıkları ve kansere karşı koruma sağlamıyormuş.Şimdi ne olacak? Vıcık vıcık yağlı besinlere "yeşil" nokta mı konacak?60'lı yıllara ait bir duvar yazısı "Açlıktan ölmemek için can sıkıntısından öldüğümüz bu dünya batsın" der. Aradan geçen yıllarda açlıktan da, can sıkıntısından da ölmeyelim diye bir formül bulduk, yemek yemeyi hayatın en manalı, en eğlenceli, en mühim meselesi haline getirdik. Fakat bu defa da işin içinden çıkamıyoruz.Sağlıklı olmak için ne yesek nafile, sağlıklı beslenmeye çalışmak amma can sıkıcı bir hadise! tubaakyol@milliyet.com.tr İçinden çıkamıyoruz