14 bin çocuk sokağa mı dönecek?

Sokakta çalışıtılan çocukların sosyalleştikleri ve eğitim aldıkları merkezlere kapatılma kararı çıktı. Karar tepki yarattı.

Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’nın kararı uyarınca, sokakta çalıştırılan çocuklara yönelik koruyucu ve önleyici hizmet veren merkezler kapatılıyor. Sosyal Hizmet Uzmanları Derneği İstanbul Şube Başkanı Kahraman Eroğlu’na göre; bu karar binlerce çocuğun sokağa geri dönüş fermanı demek.
Aileleri ikna edilerek mendil satmak, boyacılık yapmaktan kurtarılan çocukların, bu merkezlerde eğitildiğini anlatan Sosyal Hizmetler eski il müdürü Eroğlu, şöyle diyor:
“Aileden yükü alıyor, çocuğun okula devam etmesini sağlıyorduk. Burada yemek yiyor, resim yapıyor satrançla uğraşıyor, tiyatro izliyor,gitar- saz çalmayı öğreniyorlardı. Şimdi bu merkezler kapatılıyor.” Böyle kaç çocuk vardı?
İl Müdürüyken, Beyoğlu Çocuk Gençlik Merkezi’ne kayıtlı çocuk sayısı 1000’den fazlaydı
Diyarbakır, Şanlıurfa, Adana’da ayakkabı boyacılığı yapanlar, simit- mendil satan çocuklar da böyle merkezlere kayıtlıydı. Bu durumda 14 bine yakın çocuk var. Biz diyorduk ki; ‘Boya sandığını bırak gel bu merkezde eğitim al.’
Okula gitmiyorlar mıydı?
Yarım gün okula gidiyorsa yarım günde bu merkeze geliyorlardı. Cumartesi, pazar günleri de açıktı. Amaç çocuğu sosyalleştirmekti.
Bu çocuklar ne olacak?
Endişemiz de o, hepsi tekrar sokağa dönecek.

Kentsel dönüşüm kolay ama zor

Neden kolay; Öncelikle bu konuda kararlı bir irade var. Kaptan Köşk’ündeki Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar da konusuna hakim. Belediyeler kentsel dönüşüm yasasını destekliyor. Yıkılıp yapılacak milyonlarca konut olmasına karşın, inşaat sektörü kendisine güveniyor. Bu konuda somut örnekler de mevcut (Son 10 yılda Türkiye’de inşa edilen konut sayısı 5 milyon 500. Bunun 565 binini de TOKİ yapmış)
Neden zor; Oturduğu binanın riskli olduğunu vatandaş da biliyor ama; beklentisi yüksek. Herkesin düşünde imar artışı var. Bu nedenle de müteahhitle görüşmeler tıkanıyor, yıkım öteleniyor. Dönüşümün rantsal bölüşüm olduğu iddialarıyla kafalar karışıyor.
Hafta sonu Milliyet’in öncülüğünde gerçekleştirilen toplantının gündemi de buydu. Bakan Bayraktar, kentsel dönüşümü anlattı, ardından da belediye başkanlarıyla, inşaaat sektörünün temsilcilerini dinledi. Vatandaşı da “Bu iş daire kapma yarışına dönüşmemeli” diye uyardı.

Bey değil, efendim!

Mobbingden yakınmayan yok. Hakkını arayacağın yargı çalışanları bile psikolojik baskıdan şikâyetçi. En çok takıldıkları da hâkim ve savcılara hitap ederken “Bey yerine efendim” denilmesinde diretilmesi. Hâkim hâkime “Bey” diyebilir ama; zabıt kâtibi, mübaşir asla.
Türk-Büro- Sen Genel Başkan Yardımcısı Bayram Öztürk, adliye çalışanlarının bu konuda çok dertli olduğunu söylüyor. Öztürk, “2012 sonunda Ankara’da Adalet Çalıştayı yaptık. Her ildeki adliyeleri temsilen gelen 150 kişinin ortak buluştuğu tek nokta buydu” diyor.
Adliye personelinin canını sıkan diğer konularda ise güvencesiz çalışma, sorgusuz, sualsiz cezalandırılma,kaldırılan fazla mesai ödemeleri ve yol paraları. Zabıt Kâtibi E.K.”Memurlara zam verdik diyorlar ama bizim aylık gelirimiz 300 lira azaldı”diye yakınıyor.
Adalet çalışanları sorunlarını 30 bin imzalı bir dilekçeyle Adalet Bakanı’na iletmişler. 27 Şubat Çarşamba günü de bir günlük iş bırakma eylemleri var.