2B arazilerinde rant paslaşmaları

Orman özelliğini yitirmiş arazilerin hak sahiplerine satılmasına başlandı. Yani her seçim öncesi ısıtılarak gündeme getirilen kronik sorun, yine bir seçim öncesinde çözüldü. Ve kimine göre işgalci kimine göre de koruyucu diye tanımlanan İstanbul’da 82 bin 105, Türkiye genelinde ise 500 bin hak sahibinin rüyası gerçek oldu. Ödeme tebligatını alan, üç ay içinde parayı yatırıp tapusunu cebine koyacak. Ya da hakkını devredip aradan çekilecek.
Bakalım bu arazilerin ne kadarı “hak sahibinin” elinde kalacak? Çünkü; vatandaş ucuza kapatma derdinde, devlet yüksek gelir beklentisinde, mütehahhit ise rant peşinde. O nedenle açıklanan rayiç bedelleri yüksek bulan hak sahipleri protesto eylemleri yapıyor, arazi mafyası ve müteahhitler ise 2B kapsamındaki köylerde cirit atıyor.

Muhtarlar konuşuyor
Acarkent’in 2,5 kilometre uzağındaki 6 bin 500 nüfuslu Elmalı köyünde bulunan 1280 konutun tamamı 2B kapsamında. Muhtar Ömer Aydoğan’ın verdiği bilgiye göre; hak sahiplerinden istenen rakamlar 200 ile 350 bin lira arasında değişiyor. Kendisine ait 2 dönüm araziye 450 bin lira istendiğini belirten muhtar, “Mısır, fasulye ekip geçinenler bu parayı nasıl öder?” diyor.
İstanbul’da 2B’nin gözde ilçesi Beykoz’un diğer köylerinde de “rantçı baskısı” yaşanıyor. Beykoz Muhtarlar Derneği Başkanı Cavit Gül, şöyle konuşuyor:
“Emlakçılara sorup bedel belirlediler. Bizim yerler tarım arazisi. Bu paraları kimse ödeyemez. Arsaları toplayan insanlar var. Ama köylü satmamakta direniyor. Bu nereye kadar sürer bilemem.”
CHP İstanbul Milletvekili Kadir Gökmen Öğüt,arazilerin hak sahipleri yerine rantçının eline geçeceğini söylüyor. Müteahhitlerin yan yana arazileri alarak tek parsele dönüştürme yarışında olduğunu belirten Öğüt şöyle diyor:
“İstenen paraları vatandaşın ödeme imkânı yok. Zaten vatandaş görüşmeye gittiğinde kapıda mütehahhit bekliyor. Vatandaşa söylenen; ‘Öde yoksa dışarıda iki katı para veren var.’ Ödeyemeyen ne yapacak, 3. şahıstan parayı alıp kenara çekilecek. Hakkını devreden çok ama söylemiyor. Zaten sistem de hak sahibini buna zorluyor.”

Termik santral gölgesinde turizm alanı mücadelesi
İğneada, Demirköy, Vize, Kıyıköy Kırklareli’nin önemli turizm varlıkları. Istranca dağları ve Longoz Ormanları’nın içinde bulunduğu bu bölgenin turizm alanı ilan edilmesi için el ele veren 4 belediye başkanı, (Tahir Işık-İğneada, İsmail Gök-Kıyıköy, Muhlis Yavuz-Demirköy, Selçuk Yılmaz-Vize) Bulgaristan ile İğneada arasında sınır kapısı açılmasını istiyor. Kırklareli’nin Ak Parti milletvekili Şenol Gürşan da başkanlara destek veriyor. Başkanlar, daha önce 14 dosya halinde verdikleri taleplerini bir de sözlü anlatmak istiyorlar. O nedenle mayıs ayında Ankara’da olacaklar. Umarım hayal kırıklığı yaşamazlar.
Malum bu bölge için çılgın proje! çok. Önce İstanbul’un su ihtiyacını karşılayacak dediler. Sonra termik ve nükleer santral konuşuldu. Şimdilik her üçü de gündemde yok. Ama; yarın ne olacağı bilinmez. Çünkü; siyaseten verilen sözlere güvenilmez. Turizm alanı ilan ederler sonra da “çevreci teknoloji” deyip termik santrali kondururlar. Gökova’da olmadı mı? Bakalım ilgililer ne düşünüyor:

Muhlis Yavuz (Demirköy Belediye Başkanı-MHP): “Termik santral konusunda Çevre Bakanımız Longoz Ormanları’na bakarak uygun olmayacağını söyledi. Ama güvenmek zor.”

Tahir Işık (İğneada Belediye Başkanı-CHP): “Turizm alanı ilan ederler. Üç sene sonra termik santrali gündeme getirirler. Bugün belediye olarak direniyoruz ama yarın bakanlar kurulu kararı çıkarsa ne yapabiliriz.”

Şenol Gürşan (AKP Kırklareli Milletvekili): “Öncelikli hedefimiz bölgeyi turizm alanı ilan etmek. Ama bu santral olmayacak anlamına gelmez. Bölgede insan ve doğaya zarar verecek bir şey olmayacağı sözünü verebilirim.”