3 milyar euro için ilk söz Kızılay’ın

Türk Kızılay’ının yeni Genel Başkanı Dr. Kerem Kınık, aylar önceki ilk konuşmamızda (o zaman Genel Başkan vekiliydi) Rus uçaklarının bombaladığı Hama ve İdlib’den kaçarak Türkiye’ye doğru yola çıkan on binlerce insan için sınırın Suriye tarafında Türk Kızılay’ının lojistik desteğiyle 50 bin kapasiteli iki kamp oluşturulduğunu anlatmıştı. Biz de 23 Kasım 2015 tarihli yazımızda şöyle demiştik:
Aslında bunlara “de facto (fiili) güvenli bölgeler” demek daha doğru. Çünkü savaşın başından bu yana çok konuşulan güvenli bölge konusunda resmen ilan edilmiş bir durum söz konusu değil ama fiiliyatta olacak. Buna göre de yeni bir dalgayla gelenler Suriye topraklarında karşılanacak, ihtiyaçları orada giderilecek.
O günden bu yana dört ay geçti. İki olarak öngörülen sınır ötesindeki bu kampların sayısı bugün 10’u Kilis’in, 10’u da Reyhanlı’nın karşısında olmak üzere 20’yi buldu. Kamplarda yaşayan toplam Suriyeli sayısı da 500 bine yaklaştı. Yani Kınık’ın sözünü ettiği fiili güvenli bölgeler oluştu, böylece de korkulan göç dalgası ateşkesin de katkısıyla (umarız devam eder) gündemden düştü. Sonrasında da ülke olarak daha çok mülteci krizini önlemeye yönelik AB ile yapılan anlaşma kapsamında gönderilecek mülteciler ile 3 milyar euroluk desteği tartışmaya başladık. Çünkü hem gelecekler için öngörülen kampların yer seçimi, hem de Kızılay üzerinden kullandırılacağı söylenen para konusunda sıkıntılar vardı. O nedenle de hafta başındaki kongrede Kızılay Genel Başkanlığı’na seçilen Dr. Kınık’la yeni dönemdeki ilk konuşmamızın ağırlık noktası bu kamplar ile 3 milyar euroluk desteğin ne zaman, nereye geleceği ve nasıl kullanılacağına yönelikti. İşte anlattıkları:
- 3 milyar euronun tamamı olmasa bile büyük bir kısmı Kızılay üzerinden kullanılacak. Yani gerek AB ile hükümetin yaptığı gerekse de bizim yaptığımız müstakil görüşmelerde böyle bir yaklaşım var. Bizim mevzuat gereği Avrupa’da bir ofisimizin olması gerekiyordu, dolayısıyla, Avrupa’daki ofisimizi açmaya çalışıyoruz. Brüksel, Lüksemburg ve Almanya var ajandamızda.

- İlk paket 40 milyon euro serbest bırakıldı, o Kızılay’a gelecek. 50 milyon euroluk bir kısımda UNICEF üzerinden gelecek, o da daha çok çocuk koruma, çocuk dostu alanlar ve eğitim alanında harcanacak ama asıl önemli olan diğer kısım yani 3 milyar euronun büyük kısmı bunu bizim bir yıl içerisinde harcamamız gerekiyor. Bunun için de projeleri koyup AB’nin istediği standartları sağlayıp harcamaları gerçekleştirmemiz ve raporlamamız lazım.
- Kızılay üzerinden muhtelif programlar yaptık bu para “Kızılay kart” üzerinden doğrudan mültecilere destek veya AFAD kamplarındaki Suriyeli mültecilerin buradaki ihtiyaçlarına yönelik sosyal programlar şeklinde harcanacak. Tamamı Suriyelilere harcanacak ve geçmişte harcanan kısmın ödenmesi şeklinde değil bundan sonra harcanacak olan kısmın desteklenmesi şeklinde olacak.
- 3 milyar euro Avrupa Komisyonu’nun doğrudan Türkiye’ye aldığı bir destek kararı. AB’nin başka fonları var, örneğin insani destek fonu, biz daha önce de bunun üzerinden 310 milyon liralık destek alıp Kızılay kart sahibi 200 bin Suriyeliye harcadık. Yani kendi öz kaynağımızdan bu anlamda çok fazla nakit harcamadık. Bu yıl da bütçemizde geçmişten aldığımız fonlarla 140 milyon liramız vardı. Onları da harcayacağız. Şimdi 3 milyar euronun ilk 40 milyonunu da bu havuzun içerisine koyacağız. Dolayısıyla, gelen yardımlar büyük oranda nakit destek olarak Suriyeli mültecilere Kızılay kart üzerinden verilmiş olacak.
- Beş bin kapasiteli olarak düşünülen Manisa-Akhisar kampı iptal oldu. Dikili de sadece geçici kullanılan bir yer olacak. Orada göçmenlerin sadece parmak izleri alınıp, kimlik tespitleri yapılacak, sonra da diğer kamplara gönderilecek.
- Şu an Avrupa’da büyük bir tartışma var. Kamuoyu “Bu insani değildir, sığınmacı bunlar Türkiye’ye geri göndermeyin” gibi çok ciddi protestolar yapıyor. O tartışma bu hafta içinde neticelenir. Türkiye attığı imzaya sadık ama Avrupa göndermezse yapacak bir şey yok tabii.
Soruyoruz Dr. Kınık’a: Ya AB parayı yollamaktan da vazgeçerse?
Yok, o ona bağlı değil. Bizde mülteciler var, sonuçta sadece Avrupa’dan gelen mültecilere bakmak için bu para desteğini vermiyorlar. Büyük oranda da Türkiye’deki mültecilerin durumu iyi olsun, Avrupa’ya göçmesin diye yapılıyor. Yani göçü önlemek için yapılıyor...