‘AB, Suriyelileri geri gönderemez’

Avrupa Birliği-Türkiye zirvesinde insan hakları ve basın özgürlüğü gibi konular hiç gündeme gelmedi. Tek konuşulan konu mülteciler sorunuydu. Bir başka deyişle bu zirvede AB sadece kendi çıkarları üzerine yoğunlaştı. Nitekim alınan kararlar da o yönde oldu ve AB 3 milyar euro’luk (2 yıl için) katkı karşılığında Türkiye’den mültecileri tutmasını, ayrıca 2013’te imzalanan “geri kabul” anlaşmasına harfiyen uymasını istedi. Bu da “Türkiye toplama kampı mı olacak?” tartışmasıyla birlikte “Geri dönüş şartı Suriyelileri de kapsıyor mu?”, “Sayıları 2.5 milyonu bulan ve hala da gelmeye devam eden mülteciler için 3 milyar euro’luk katkı yeterli mi ya da bu para nerede, nasıl kullanılacak?” gibi soruları gündeme taşıdı. Yani kafalar hepten karıştı. Biz de kafa karışıklığını gidermek amacıyla o soruları Türkiye’nin sayılı göç uzmanlarından, İstanbul Bilgi Üniversitesi öğretim üyesi ve AB Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Ayhan Kaya’ya yönelttik. İşte yanıtları:

Suriyeliler AB sınırlarına ayak bastıkları anda sığınma için başvurma hakkına sahipler. Türkiye’den gitmiş olsa bile geri gönderilemezler. Burada önemli olan şu; AB’nin güvenli ve güvenli olmayan ülke listeleri var. Eğer AB’nin nin güvenli saydığı ülkeler listesinden gelen insanlar varsa bunları Türkiye’ye geri gönderme hakkına sahip. Örneğin İranlı, Pakistanlıysa onları kabul etmez. Biz bunları geri almak zorundayız çünkü onlar ekonomik nedenlerle göç etmiş insanlar. Ancak soykırımın, savaşın olduğu Eritre, Suriye ya da Afganistan gibi ülkelerden hayatlarını kurtarmak için kaçan insanları da AB kabul etmek durumunda.

Onları geri gönderemezler çünkü oraya eriştikleri anda AB’nin mülteci hukukuna göre bu insanların önce 3 yıl, daha sonra da kendi ülkelerindeki kriz sona erene kadar AB sınırları içinde süresiz kalma hakları var. Bugün Almanya’da sadece Suriyeli mülteci sayısı bir milyonu buldu ve onları kendi ülkelerinde güven tesis edilmemişse gönderemezler. Onun için bize diyorlar ki “Bu parayı alın bu insanlara bakın, burada kendilerini daha güvende hissetsinler ki ölümü göze alıp Ege’yi aşmasınlar.” Bütün dertleri o.

‘AB çok ucuza kapattı’

Bu rakamı nasıl buldular onu çok iyi bilmiyorum ama 3 milyar euro çok yüksek bir rakam değil. Örneğin Almanya her bir mülteci için bir aylık maliyet olarak 650 euro hesaplıyor. Yani Alman merkezi hükümeti ülkesine giriş yapan her bir mülteci için yerel otoritelere 650 euro ödeme yapıyor. Bunun yaklaşık 150 euro’sunu cep harçlığı olarak o kişiye veriyorlar, geri kalan 450-500 euro’yu da barınma,yeme-içme, sağlık, eğitim hizmetlerine harcıyorlar.

Kaba bir hesap yapalım. 650 euro çarpı diyelim ki 2 milyon insan ortaya çıkan rakam sadece bir aylık maliyeti karşılar. Mutlaka bizimkiler de bir hesaplama yapmışlardır ama bizde bu işler biraz alaturka gittiği için bence bu biraz aceleye getirilen bir hesaplama gibi geldi. Tabii pazarlık bu. Bence AB bunu çok ucuza kapattı.

Bu para doğrudan mültecilere harcanmak üzere gelecek ve muhtemelen AFAD bünyesinde kullanılacaktır. Mültecilere hizmet veren diğer STK’lar da oluşturulacak 3 milyar euro’luk bütçeden pay alabilmek için projeler oluşturup hayata geçirilmesini sağlamaya çalışacaklardır. Burada bu meblağın doğru kanallara eriştirilebilmesi ve herhangi bir yolsuzluğun olmaması için çok dikkatli olmak gerekir.

Dünya Savaşı krizi gibi

Beş yıl önce Suriye’de iç savaş çıkıp sınırlarımıza yığılma olunca “kimseye gerek yok biz üstesinden geliriz” denildi. Yani yabancı yardım kuruluşlarının destek önerilerine pek sıcak bakılmadı. Çünkü kriz kısa sürede biter, gelenler de geri döner sanıldı. Hatta 100 bin gibi bir kırmızı çizgimiz de vardı. Ama ne oldu? Gelen Suriyeli sayısı 2.5 milyonu, Türkiye’nin yaptığı harcama da 8 milyar doları buldu. Bugünkü durumu Türk Kızılayı Genel Başkan Vekili Dr. Kerem Kınık şöyle özetliyor:
Bu olay 2. Dünya Savaşı’ndan bu yana yaşanan en büyük insani kriz. 300 bin insan hayatını kaybetmiş 1.5 milyon insan yaralanmış, 11 milyon insan evini terk etmiş, Suriye’nin bütün alt yapısı çökmüş, hastaneleri yıkılmış. 36 bin doktorun 30 bini ülke dışına kaçmış, tüm sağlık çalışanlarının yüzde 80’i ülkeyi terk etmiş. Artık yükü kaldırmak Türkiye’nin de sıkletini geçti. Dolayısıyla bir yılı aşkındır uluslararası insani yardım kuruluşları, sınır tanımayan doktorlar, ismini bildiğimiz ne kadar kuruluş varsa çalışma izni alıp Türkiye’de ofislerini açtılar. Şu anda 42 dernek faaliyette.