ABD’nin PYD/YPG sevdası yeni değil. Çünkü Suriye’nin toprak bütünlüğü konuşulduğunda kesinlikle evet diyor ama sütre gerisinden kendi çıkarları doğrultusunda bölme odaklı PYD\YPG’yi kolluyor ya da kullanıyordu. Özellikle de zırhlı araç ve silah veriyordu. Yani Ortadoğu’da tam bir maskeli oyun oynanıyordu. Şimdilerde ise artık maske falan da kalmadı bayrağı ve askerleriyle YPG’lilerle yanyana, kolkola sınırda devriye gezmeye başladı. Dahası ABD Başkanı Trump PKK’nın Suriye versiyonu YPG’ye doğrudan ağır silah vermek için yeşil ışık yaktı. Hem de sorulduğunda “bizim ezeli ve ebedi müttefikimiz”diye tanımladığı Türkiye’nin tepkisine rağmen. Ve de 16-17 Mayıs’ta yapılacak olan kritik Trump - Erdoğan görüşmesi arifesinde. Dahası bir zamanlar yine kendisinin yarattığı ve desteklediği Irak’taki Kürdistan Bölgesel Yönetimi lideri Barzani’nin de PKK’nın güçlenmesini istememesine karşın. Yani neresinden bakarsanız bakın Ortadoğu’da artık alenileşen kirli bir tezgah söz konusu..Bu tezgahın adını da dün konuştuğum eski MİT Müsteşar Yardımcısı Cevat Öneş,”yeni hedef Birleşik Kürdistan” diye koydu. Niyesi ve nasılını da şöyle açıkladı:   

“ABD Ortadoğu’daki yeniden şekillendirilmeye çalışılan yapıda başat güçlerden en önemlisi ve orada bir bağımsız Kürdistan’ın yapılanmasında desteğini açıkça gösteriyor. Tabiki şimdilik Kürdistan Bölgesel Yönetimi ABD’nin öncelikle desteklediği bir yapı fakat bölgede Kürdistan Demokrat Partisi Barzani liderliği dışında önem kazanan siyasi hareketler de var, Tabiki PKK ile PKK’nın kontrolü altında bulunan Suriye’deki yapılanma YPG/PYD’de bunların  arasında. Bugün Kürtler arasında ayrılıklar, iktidar mücadeleleri ve çok başlı bir görünüm var ancak hedefte süper güçlerin ya da Ortadoğu politikasını etkileyen güçlerin ki buna bölge gücü olarak İsrail’i de dahil bir Birleşik Kürdistan arzu ettiklerini görmek gerekir. O bakımdan bugün PKK’ya, onun uzantısı YPG’ye olan ABD’nin desteğini de bölgede yaratmak istedikleri Kürt siyasal yapısıyla bağlantılı olarak değerlendiriyorum.”
Yani hedef Birleşik Kürdistan mı diyeceğiz?
“Uzun vadede evet. Bu orta ve uzun vadeli çatışmalar içerisinde yeni devletler doğma ihtimali giderek güçleniyor ve bunların birtanesi de bağımsız bir Kürt devleti ya da bağımsızlığa yakın bir Kürt yapısı Irak’ta Suriye de. Bunların uzun vadede birleşik bir yapıyı ortaya çıkarmaları süreci yaşanmaktadır. Bu şekillenmenin de Türkiye’ye olan etkisi Türkiye’nin Kürt sorununu çözüp çözememe kabiliyetiyle bağlantılı bir olay. O bakımdan Türkiye bu bölgesel gelişmeler ve küresel politikaların bölgedeki  etkilerini dikkate alarak kendi içinde demokratik bir Türkiye’yi yaratmak zorunda. Bir PKK’nın istediği gibi özerklikler değil, herhangibir Kürt siyasi hareketinin istediği gibi federasyon yapısı değil. Bu her zaman Türkiye için risktir ancak bunların üzerinde bir ülke bütünlüğünü koruyan demokratik bir Türkiye’yi yaratıcı adımların süratle atılması lazım. Bu da tek başına iktidarın yapabileceği bir şey değildir.”
Pozisyon alma hamlesi
Öneş’in Suriye’de alenileşen bu PYD/YPG sevdasının Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın dünkü Putin ve 16-17 mayıstaki Trump görüşmeleri öncesinde alevlenmesinin tesadüf mü yoksa bilinçli mi olduğu ve DAEŞ sorununun artık geri plana mı düştüğüne yönelik sorularımıza verdiği yanıtlar da şunlardı:
“Karşılıklı mesajlar veriliyor. Poziyonlarını almaya çalışıyorlar. Türkiye bu çatışan küresel güçler arasında mutlak surette bir dengeyi sağlamak zorunda..
IŞID Suriye’de, kısmen Irak’ta gücünü koruyor ancak meseleler o noktaya geldiki neredeyse unutuldu. Ama ortada bir tehdit olarak duruyor, ABD’de Rusya’da IŞİD’i öncelikli tehdit olarak bize gösteriyorlar...”
Ya Rakka operasyonu, Türkiye dışında tutulacak büyük olasılıkla?
“Cumhurbaşkanı’nın Trump’la görüşmesinden sonra sanıyorum tarih netleşecek. Umarızki Türkiye koalisyonun dışında kalmasın ve kendi başına Rakka operasyonuna yönelmesin. Yani ABD’nin ‘Peki PYD ile operasyonu yapmak istemiyorum o zaman gelin sizin kara gücünüzü havadan biz destekleyelim’seçeneği Türkiye’yi önü görülemez, gelişmeleri kontrol edilemez bir çatışmanın içine de çekebilir. Bunda Türkiye çok dikkatli olmak zorunda. Koalisyon güçleri içinde her türlü destek ve yardım diğer ülkelerin güçleriyle eşit şekilde tabiki verilebilir ama tek başına Ortadoğu çatışmalarının içine çeken her hareket Türkiye için risk yaratır...”