Astana zirve- sinden çıkan, İdlib’deki çatışmasızlık anlaşması Suriye’deki hesapları altüst etti. Özellikle de ABD ve onun Suriye’deki kara gücü YPG/PKK açısından. Çünkü 2014-2015’te Tel Abyad ile Ayn el Arab’ı (Kobani) DAEŞ’ten kurtarma bahanesiyle PYD/PKK’ya teslim eden ABD şimdi de aynı oyunu El Nusra’ya müdahale gerekçesiyle Afrin-İdlib hattında uygulama, yani “terör koridoru” projesini gerçekleştirme niyetindeydi. Dolayısıyla, dört ülkenin anlaşmasıyla ABD’nin bu kirli tezgâhı da bozulmuş oldu. Hatta dün konuştuğum Genelkurmay İstihbarat Dairesi eski Başkanı emekli Korg. İsmail Hakkı Pekin’e göre, bu anlaşmayla ABD köşeye sıkıştı. Niyesi de şu:     

“Tel Rıfat bölgesini Suriyeliler kontrol ediyor Deyrizor, Haseke’de Suriye güçleri var, dolayısıyla Kamışlı’nın ya da Suriye’nin kuzeyindeki PYD/PKK bölgesinin Irak’la bağlantısı yok. El Bab’da da Türkiye kesti bağlantıyı. Yine kuzeyde Türkiye, güneyde Suriye güçleri var. Dolayısıyla, çok rahatlıkla kuzey Suriye’de yapılmak istenenler, yani koridor önlenmiş oluyor.”
Bu durumda ABD’nin tavrı ne olabilir?
“Bütün bunlara baktığımızda, yapılan hamle ABD’yi sıkıştırdı. YPG/PKK’nın belli bölgelere gitmeden bu hareketin ortaya çıkması tam bir şah mat operasyonu. Şu anda ABD köşeye sıkışmış vaziyette. Dört ülke anlaştığı sürece ABD’nin yapabileceği çok fazla bir şey yok. Ne yapabilir? Kimyasal gaz kullanabilir. Şam’ın güneyinde farklı bir şey yapabilir. Barzani’nin bağımsızlığını destekleyebilir. Tabii Barzani’nin bağımsızlığı o kadar basit bir şey değil. Ya da PYD/PKK kazanımlarının kurumsallaştırılması için adım atabilir. Bundan sonrasını bekleyip göreceğiz.”

‘İnsan olan hayvanları sever’

Bodrum’daki bir ısırık (ısırılanın ünlü olması magazin tarafı) olayı nedeniyle tüm sokak köpeklerini hedefe koyan Rahmi Turan abimiz şimdi de büyük olasılıkla kuyruğu ya da ayağına basıldığı için yaşanan bir tırmık vakası e-postasından hareketle sokak kedilerini topun ağzına sürdü. Çünkü her ne kadar “İnsan olan hayvanları sever” vurgusu yapsa da yazdıklarının 17 yaşındaki sokak köpeği Çıtır’ı barınakta ölüme taşıyan akademisyen hanım gibilerini tetiklediği çok açık. O nedenle, kendisine e-posta gönderemeyen, işkence yapılan, kasıtlı öldürülen, tecavüz edilen ve de barınaklarda aç susuz bırakılan sayısız kedi, köpek örneğini de anımsatmakta yarar var. Tabii onların da bir yaşam hakkının olduğunu ve bunun 5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu’nda hükme bağlandığını da. Hem de bulundukları (saldırganlar savunuluyor anlaşılmasın) ortamda... Örneğin 6. madde şöyle diyor:   
“Hayvan bakımevlerinde kısırlaştırılan, aşılanan ve rehabilite edilen sahipsiz hayvanların kaydedildikten sonra öncelikle alındıkları ortama bırakılmaları esastır.”
Yani barınaklarda ağırlaştırılmış müebbet cezası yok. İdam hiç yok. Dahası, o yasada “Hayvanlara kötü davranmak, dövmek, aç ve susuz bırakmak yasak” diye “insanlara(!)” dönük bir madde de var...