Barzani her ne kadar herkesin karşı çıkmasına rağmen referandum kararında direniyor görüntüsü verse de bunun bir gölge oyunu olduğu çok net. Zaten gerçek aktörler ABD ve İsrail bunu saklamıyor da. O nedenle, düşük de olsa bir son dakika erteleme olasılığı var ama şu ana kadarki işaretler daha çok Irak’ın parçalanma sürecinin ivme kazanacağı ve bölgede yeni sıcak gelişmelerin yaşanacağı yolunda. Çünkü bu ABD’nin stratejik olarak hayır dediği bir olay değil. Zaten bir erteleme olursa da bunun Barzani’ye bağımsızlığa gidiş yolunu açan taktiksel bir hamle anlamına geleceği de belli. Yani her iki olasılıkta da Türkiye’ye yönelik riskler açık ve net. Dolayısıyla da akla gelen soru Barzani’nin bu niyeti öngörülemedi mi? Bu soruya 1989 - 1991 yılları arasında Diyarbakır Bölge Başkanlığı da yapan MİT eski Müsteşar Yardımcısı Cevat Öneş’in yanıtı şuydu:

“Barzani’nin bağımsızlık meselesi babası Mustafa Barzani’den itibaren bir miras olarak kalan ve Kürtlerin açıkça her zaman söylediği hedeftir, rüyadır. Bu bilindiği halde maalesef öngörülemedi. Esasında Irak Kürdistanı’ndaki yapının oluşmasında Türkiye’nin politikaları da önemli şekilde rol oynamıştır. Bilindiği halde ve bu gelişmeler 1990’lı yıllardan itibaren bugüne gelinen süreç görülebilmesine, analiz edilebilmesine rağmen maalesef Türkiye kendi iç politik tartışmaları içerisinde bu meseleye yeterli ve doğru politikalar üretemedi.”
Bağımsızlık hareketi olacağına ilişkin raporlar var yani?
“Var tabii ki. Araştırılsın arşivlerde bunların hepsi vardır. Saklanan bir olay değil ki zaten. Gerek Irak Kürtlerinin meseleye bakışı, siyasal hareketi gerekse ABD’nin Ortadoğu politikaları içerisinde Kürtlerin kazandığı önem ve ABD’nin politikalarına karşı Rusya’nın da Kürt hareketleriyle kurdukları ilişkiler bilinen, görülen şeyler ancak siyasi planda değerlendirilebilmiş, ön alınabilmiş değil.”
Referandum yapılırsa
Öneş’in referandumun yapılması durumunda yaşanacaklara dönük öngörüleri de şöyleydi:
“Bu hemen bağımsızlığın ilan edilmesi gibi bir durumu ortaya çıkarmıyor ama böylesine bir yapıda Irak’ta da Kürtler ve Araplar, Türkmenler arasında bir çatışmanın ortaya çıkması küresel güçlerin, bölgesel güçlerin, Türkiye’nin müdahalesini ortaya çıkaracaktır ki bu da beklenilmeyen büyük bir çatışmaya davet eden bir olaydır. 1. Dünya Savaşı’nın nasıl çıktığını hatırlarsak, çıkarken böylesine bir savaş çıkacak denilen bir ortam da yok ama bireysel gibi görünen Ferdinand’ın öldürülmesi olayı o günkü Avrupa şartları içerisinde bir dünya savaşına yol açtı ve milyonlarca insanın ölümüne sebep oldu. Günümüzde de bakıyoruz ki gerek ABD’deki yönetim gerek Avrupa’da olsun, oportünist iktidarların çıkar ilişkileri içinde meselelere bakan sistemlerin, Rusya ile ABD ve Çin arasındaki küresel savaşın bölgeye yansıması da Ortadoğu’da yeni bir genel savaşı davet edebilir.”
Bir dünya savaşı riski var yani?
“Dünya savaşı demeyelim bir bölgesel savaş söz  konusu. O nedenle, Türkiye’nin kendi çıkarları bakımından iç politikaya dönük beklentiler için bir maceraya girmemesi gerekir...”