Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (IKBY) Başkanı Mesud Barzani,”bağımsızlık referandumu” yapma kararından vazgeçmeyeceği, karşı çıkılması halinde kanlı bir savaşın yaşanacağı iddiası ve tehdidinde ısrarlı. Açıkçası, negatif tepkileri takmam, bildiğimi yaparım havasında. Dolayısıyla da akla gelen soru şu:

Barzani bu cesareti kimden alıyor?
Yanıtı MİT eski Müsteşar Yardımcısı Cevat Öneş veriyor:    
“Küresel güçler savaşı içinde böylesine bir referandumun yapılıp yapılmaması veya bağımsızlık sürecinde yeni bir adımın atılıp atılmaması ABD ve Rusya’nın kararları ve Barzani’yle kurdukları ilişkiler çerçevesi içinde olacaktır.”
Yani iki küresel gücün onayı olmadan Barzani buna cesaret edemez. Öneş, devam ediyor:
“Kendi başına yapma imkânı yoktur. Bugünkü şartlarda evet bir referandum yapabilirler, Irak Kürtleri kararlarını ortaya koyabilirler ancak bağımsız bir devlet yaratma adımının atılması güçtür. Bugünkü şartlarda mümkün değildir. Ancak şunu da görmek gerekiyor ki 1990’lardan itibaren başlayan süreç bu bölgede özellikle ABD’nin öncülüğünde bir Kürdistan’ın kurdurulmak istendiğini bize gösteriyor. İçinde bulunduğumuz şartlarda Irak’ın ve Suriye’nin bölünmesi çerçevesinde gelişiyor. Bunun sonucunda da Irak’ta, Suriye’de bir Kürt statüsünün oluşması ile orta ve uzun vadede bir bağımsız Kürdistan’ın kurulması durumu ortaya çıkacaktır. Ve Batı güçleri ile bölgedeki İsrail de bu irade içerisinde yer alıyorlar. Zaten tehdit yaratan durum da bu.
Rusya da farklı bir eksen; küresel güç olarak ABD’nin öncülüğünde yaratılan bu sürece karşı kendi güç dengesini oluşturmak istiyor. Bu bağlamda da Kürtlerle irtibatını, ittifakını dengelemek ve kendi pozisyonunu güçlendirmek için Kürtlerle olan ilişkilerinde hassasiyet gösteriyor.”
Bu referandum olsa bile kısa vadede Kürdistan devleti kurulamaz mı demek?
“Evet, bugünkü şartlar bunu mümkün kılmıyor ancak gelişmeler böyle bir durumun ortaya çıkabileceğini gösteriyor. Ve özellikle ABD’nin öncülük ettiği güç böyle bir sonucu yaratmak istiyor. Tabii ki bölgesel güçlerden İsrail de bu eksen içinde yer alıyor.”
Peki, Barzani Türkiye’ye dost mu, düşman mı ya da tehdit mi?
“Dost, düşman diye bakmamamız gerekiyor; karşılıklı çıkarlar içinde bugün Türkiye-Barzani ilişkileri ortak paydalarda, ortak çıkarlarda, pozitif istikamette gelişme gösteriyor. Ancak Barzani’nin içinde bulunduğu şartlar, yaratmak istediği hedefler bölgedeki emperyalist güçlerin amaçları çerçevesinde araç olarak kullanılıyor. Sonucunun nasıl olacağını tabii ki bilemiyoruz yalnız Türkiye’yi doğrudan etkilediğini, Türkiye için riskler yarattığını söylemek mümkün. Türkiye kendi içinde Kürt sorununu çözemediği, PKK tehdidini ortadan kaldıramadığı için bu gelişmeler riskleri artırıyor...”

Gökdelenlerin sağlamlık testi depremde

Temmuz başında yürürlüğe girmesi beklenen yeni imar yönetmeliğine göre, şehirlerde artık dikey değil yatay yapılaşma dönemi başlayacak. Dolayısıyla, kentsel dönüşüm planları da toptan gözden geçirilecek, özellikle de hemen her semti gökdelenlerle dolan İstanbul açısından. O nedenle, 1999 depreminden bu yana geldiğimiz durumu vurgulamakta yarar var. İnşaat Mühendisleri Odası Genel Başkanı Cemal Gökçe’nin bu konudaki tespitleri şöyle:  
“Depremden bu yana 18 sene geçti ama tablo hiç açıcı değil. Kentsel dönüşümü bir moda haline getirmemek lazım. Önemli olan, yaşanabilir, güvenli bir çevre oluşturmak. Yoksa yık yap yık yap müteahhit anlayışıyla kent yenilenmez ki. Kent plancıları anlayışıyla kent yenilenir. İstanbul’u yeniden planlamak lazım. Şu binayı yık, 5 katlı yerine 7 ya da 15 kat yap, 10 daire, 20 daire olsun, böyle yenilenme olmaz. Bölgede yeni bir altyapı, trafik sorunu oluşturursunuz yani bir önceki durumdan daha problemli hale getirirsiniz. Bugün İstanbul’da insanların deprem sonrası toplanabilecekleri boş alan kalmadı, İl Afet Merkez Kurulu’nca tespit edilen 493 yerin dörtte üçü yapılaşmaya açıldı.”
Peki ya gökdelenlerin durumu, güvenli mi?
“Ona bir şey söylemek mümkün değil. Bizde yüksek yapılar yönetmeliği halen yok. Bizim deprem yönetmeliğimiz var, o da 20 kat yapıların hesaplarını yapmak için oluşturulmuş. Yüksek yapı 20 kattan daha fazla binalar için ifade ediliyor ama yok.”
Nasıl yapıldı, yapılıyor bu kadar yüksek binalar?
“Onu yapanlara sormak lazım. Biz de onun için eleştiriyoruz; diyoruz ki bizim ülkemizin yüksek yapılarla ilgili bir yönetmeliği yok ama durmadan yüksek yapılıyor, bunları neye göre yapıyorsunuz? Benim bunu söylemem ayıp bir şey ama maalesef bu binaları depremde sınayacağız. Çünkü bu yapılar neye göre yapılıyor, kim denetliyor, neye göre denetliyor; ciddi sıkıntılar söz konusu...”