Basında güven sporda lider

Yıllardır basında güven denildiğinde akla gelen ilk kurumun Milliyet olması tesadüf değildir. Bu olgu “Milliyet yazdıysa doğrudur” dedirten haberciliğinin yanı sıra evrensel gazetecilik ilkelerinin Türk basınına taşınmasına ve yerleşmesine de öncülük etmesinden kaynaklanır. Yani Milliyet’te sadece ilk olmak değil süreklilik de esastır. Dolayısıyla da Milliyet’te gelenek, geleneksel sözcüklerinin de ayrı bir yeri ve anlamı vardır. Kısacası, Milliyet sadece haber, yorum fotoğraf veren bir gazete değil, yenilikçi ama bir o kadar da gelenekçi kimliği ve de sosyal duyarlılığıyla toplumun sesi, daha doğrusu ta kendisidir. Gazetecilik deyimiyle bunun en güncel örneği de 27 Mart’ta verilecek olan Milliyet Yılın Sporcusu ödülleridir... Çünkü ilki 1954 yılında gerçekleştirilen ve o günden bu yana kesintisiz olarak devam eden, son üç yılda da Gillette’in verdiği katkıyla yeni bir boyut, heyecan kazanan bu proje de doğrudan okurun, halkın nabzını tutuyor. Bu yüzden de dünyanın en uzun soluklu, Türkiye’nin ise en eski halk oylaması unvanına sahip. Aslında buna spor servisimizin 65 yıldır süregelen ama finişi olmayan bir bayrak yarışı da denilebilir. Hem de her dönemi başarı, fedakârlık öyküleriyle dolu ve Milliyet’i sporda liderlik koltuğuna taşıyan zorlu bir yarış. Bunu anlamak için de dünya şampiyonu güreşçi Mustafa Dağıstanlı’nın 1957 yılının sporcusu seçildiğinde Abdi İpekçi’nin 6 Ocak 1958 tarihli Milliyet’ten Mektup köşesinde yazdıklarını okumak yeterli:

“Spor kadromuzu her gece saat 1’lere kadar uğraştıran tasnif ameliyesi sona erdi ve 1957 senesi için seçtiğiniz ‘YILIN SPORCUSU’ belli oldu.

Bu sene okuyucularımıza kolaylık olmak üzere bir seyyar ekip kurmuştuk. Ekibimiz 20 gün zarfında 12 fabrika, 12 okul ve çeşitli müesseseleri ziyaret ettiler. On binlerce rey topladılar. Bu işi yaparken karşılaştıkları bazı hadiseleri naklediyoruz:

Bakırköy bez fabrikasında işçi ve memurları reyleri kullanmadan evvel toplayan müdür Nihat Tuygan ‘oyunuzu Metin’e verirseniz memnun olurum’ dedi. Sözünü tam bitirmişti ki işçilerden biri yanındaki arkadaşına herkesin duyabileceği bir sesle Lefter’in soyadını sordu.

Polis okulunda muhasebeci Mustafa Dağıstanlı için propaganda yapmıştı. Reyler sayıldığında 300 talebenin Mustafa’ya, 3 talebenin de Mualla Mukadder’e rey verdikleri görüldü.

Galatasaray lisesinde müdür ile birlikte bütün talebe reyini Değer Eraybar için kullanmıştı. Değer’e rey vermeyen 6 kişiden 5’i Gündüz Kılıç’ı, biri de Fazıl Küçük’ü Yılın Sporcusu seçtiler.

Basında güven sporda liderCibali tütün fabrikasında işin mahiyetini anlamayan bazı işçiler sporculara yardım toplandığını zannederek, rey kutusuna para attılar.”

***

Arşivde tarihe kayıt düşen sayfalarda gezinirken 39 yıl önce kapısından girdiğimiz Milliyet’in Cağaloğlu’ndaki binasını anımsadık. Yazı İşleri ve İstihbarat Servisi olarak biz ikinci, Spor Servisi ise birinci kattaydı ama hep iç içeydik. Dolayısıyla da her yıl yinelenen bu onur ve gurur tablosu için verilen emeğin, yapılan fedakârlıkların en yakın tanıklarından biriyiz. Aylar öncesinden hazırlıklar yapılır, ülkenin her köşesinde oy sandıkları kurulurdu. Hatta ara ara bize de sandık görevleri düşerdi... Yani tam anlamıyla bir seferberlik durumu olurdu... Hâlâ da öyle. O zamanlardan bugünlere tek fark, sandıkların sembolleşmesi ve sadece posta yoluyla kupon gönderme ile milliyet.com.tr üzerinden de oylamaya katılım olması, o nedenle de ilk yıllarda binlerle ifade edilen oyların milyonlara ulaşması. Örneğin, dün sorduğumda, 65’inci yılda katılım sayısı 4 milyona yaklaşmıştı. Yani Türkiye’nin en eski halk oylamasında toplam yedi kategoride 2018’in en iyileri rekor bir katılımla belirlenecek. Ve bu yıldan itibaren 2018’de kaybettiğimiz Milliyet’in sahibi rahmetli Erdoğan Demirören adına özel bir ödül de verilecek. Ayrıca Gillette ve Milliyet’in el ele vermesi ve Spor Bakanı Mehmet Kasapoğlu’nun desteği, TMOK’un katkılarıyla “otuz beş bin” okul öğrencisi spor malzemesine kavuşacak... 27 Mart’taki final gecesinde...