Batmaması mucize

Batmaması mucize


Tunca BENGİN

SSK hastanelerindeki kuyruk çilesi malum. Rezalet sabahın köründe başlıyor, akşama dek sürüyor. Vatandaş haklı olarak isyan ediyor, SSK ise personel yetersizliğinden yakınıyor. Biz de tanığız; 1200 yataklı Göztepe Hastanesi yarı kadroyla hizmet veriyor, Okmeydanı Hastanesi'nde personel yokluğundan bir blok devre dışı. Çözüm; hastanelerin ivedilikle takviye edilmesi. Ankara da böyle düşünüyor. Ancak; sorunu farklı yorumlayanlar da var... Şöyle ki;
Ülke genelinde 43 - 45 bin çalışanı bulunan SSK'nın kadro ağırlığı Ankara'da. Politik amaçlı açılan dispanserler, torpilli atamalar dengesizliğin baş nedeni. Yıllarını SSK'ya vermiş üst düzey bir yetkili şöyle diyor:
"Sorun kadro yetersizliği değil, adaletsizlik. Özellikle Ankara'daki hastanelerde büyük yığılma var. İstanbul'da da dengesizlik yaşanıyor. Yatak kapasitesi düşük olan hastanede daha çok doktor çalışıyor. Bir hastanede aynı branştan 20 tane uzman olur mu? Sarıgazi, Samandıra, Sultanbeyli dispanserleri tamamen politik amaçlı. Örneğin Sarıgazi'de 25 personel var günde 100 - 150 hastaya bakar. Gelenlerin çoğunu da en yakın hastaneye sevk ederler. Hastanede ise bir doktora yüzlerce hasta düşer."
Köklü çözümün çakılı kadro olduğunu savunan yetkili devam ediyor:
"Sınavla İstanbul'a gelenlerin çoğu bir yıl bitip asaletleri onaylanınca Ankara'ya döndü. Ya da nokta atamalar yapıldı. Şimdi yine sınav yapılacak, aynısı yaşanacak. Oysa kadrolar bulunduğu yer için sabit olsa, keyfi atamalar engellenir. Bugün deseler ki; (X) hastanenin ihtiyacı kaç 100, kaç kişi var 200... Fazlası üç seçenek sunulup dağıtılsa, sorun kökünden çözülür. Ama ne oluyor, başhekime yetki veren bakan, müsteşar, genel müdür telefon açıyor, 'şu memurları yolla' diyor. Yukarı tükürsen bıyık, aşağı tükürsen sakal."
Kuyrukların bir başka nedeni de işyeri hekimliği kurumunun çalışmaması. Yasaya göre 50 kişi çalıştıran her yerde doktor bulunması zorunlu. Gel gör ki; çoğu işyerinde çalışan sayısı 49!..

Parasız olmaz

SSK böyle de Bağ - Kur farklı mı? Daha da beter. Kağıt üzerinde üniversite hastaneleri ile anlaşma mevcut. Ama sistem çalışmıyor. Hastane haklı olarak parasını istiyor, sosyal güvenlik kuruluşu(!) Bağ - Kur ise hastaya 'sen öde ben vereyim' diyor. Ne zaman? Altı ay sonra. Yahu garibin parası olsa sana ne ihtiyacı var.
Haydi bunu geçtik. Diyelim ki; mide ameliyatı olacaksın. İplik, oksijen hortumu vb. malzemelerin parasını da ödemiyor. Gerekçesini de 'Ameliyat parasını ödüyorum. Bunlar içinde olması gerekir' şeklinde açıklıyor. Ama hastane farklı düşünüyor. Sıfır malzeme istersen parasıyla, yoksa kullanılmış... Abartı değil, gerçek. Tümü adı bende saklı bir Bağ - Kur'zedenin başına gelenler...



Yazara E-Posta: tbengin@milliyet.com.tr