Bir Bayrampaşa klasiği...

Bir Bayrampaşa klasiği...


     Cezaevleri yine ayakta. Ve gözler her zamanki gibi İstanbul - Bayrampaşa'da... Çünkü artık; isyanların buradan yönlendirildiğini devlet de kabullenmiş durumda. Bu devletin resmi kayıtlarında açık açık vurgulanıyor. Hem de en üst organ TBMM'nin raporlarında... TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu'nun Ulucanlar Cezaevi raporu içinde yer alan Bayrampaşa bölümünde aynen şöyle deniliyor:
     "Bayrampaşa'nın bir özelliği var Türkiye'de cezaevlerindeki terör örgütleri buradan yönetilir, merkez komiteleri buradadır. Dolayısıyla Burdur ya da Erzurum Cezaevi'ndeki bir olayın haberini bunlar alırlar, sonra da oradaki yönetimin yanlışlıklarını düzeltmesi için benimle görüşürler. Yani ben burada aynı zamanda Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin diğer cezaevleriyle koordinasyonunu sağlıyorum."
     Kısaca; Bayrampaşa'dan bağımsız isyan yok. Özellikle de terör suçluları açısından. Bağlantıyla ilgili açıklamalar devam ediyor:
     "Şimdi efendim basın eleştiriyor. Efendim, Bayrampaşa'nın resmi faksı, teröristler için kullanılıyor. Niye kullanılıyor, ne nedenle kullanılıyor? Adam diyor ki; 'Bize faks gelmezse, biz eylemi bitirmeyiz.' Ne yapacaksınız, mecburen eylemi bitirin diyeceğiz. İlla ki buradan kendilerine bilgi verilecek. Dolayısıyla da eylem orada bitecek. Yoksa mümkün değil."
     Sözlerin sahibi İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Ferzan Çitici...

Can güvenliği endişesi

     Terör suçluları bölümünde böyle de, adli kesimde farklı mı?.. Yoo.. Orada da işaret babalardan, koğuş ağalarından geliyor. Komisyon raporuna devam edelim:
     "Yaşadığımız bir olay var. Beyefendiye bildirmişler, tutukluya işkence yapıyorlar, önce 500 milyon, sonra 750 milyon para alıyorlar. Orada rahat edebilmesi için. Hatta diyorlar ki; burada İstiklal Marşı kemençedir. 'Kemençe sesini duyunca ayağa kalkacaksın, bizim İstiklal Marşı'mız bu' diyorlar.
     Gazetelerimiz 'filanca holdingin sahibi tutuklandı Bayrampaşa Cezaevi'ne konulacak' diye yazıyor. Anında herkes 'bize verin' diye ayakta. Niye; ya o adamdan haraç alacaklar ya da gelen imkanlardan yararlanacaklar.
     Bu cezaevinde yaşayan herkesin can güvenliği endişesi var. Şimdi bunu kim sağlıyor; silahlı olan sağlıyor. Silahlı olan 'Bu koğuş benim emrimde, filan filan koğuşlar da bize hürmet eder seni koruruz ama; bir bedeli var' diyor. Diğeri de 'Aman kurban olayım, koru da ne istersen yaparım' karşılığını veriyor. Para da dışarıdaki adamlarından transfer ediliyor."
     Bu sözler de Çitici'ye ait...
       Raporda, başsavcı vekilinin açıklamaları da var. O da cezaevine silah girdiğini, bunları almanın ise mümkün olmadığını itiraf ediyor.
     Sonuç;
       Devlete göre; son isyanın nedeni 'Af beklentisi...' Moralleri bozulan ve gerginleşen tutuklular kazan kaldırmış. Belli ki; içerisi çok sıkı!!!

Varoşun zaferi...

     İstanbul Valiliği'nden açıklanan gayri resmi sonuçlara göre; yerel yönetimlerde aslan payı varoşların. İstanbul'un eski semtleri ise eriyor. Örneğin Kadıköy'de yüzde 7, Bakırköy'de yüzde 10'luk bir nüfus azalması var. Nüfusu eriyenlerin başında da Eminönü geliyor. Azalma oranı yüzde 18'lerde... Tarihi semtler Eyüp, Fatih de bu işten nasibini almış.
     Bu durumda zafer varoşların... Geçmişte ilden büyük ilçe unvanlı Bakırköy'ün Belediye Başkanı Ahmet Bahadırlı nedenlerini şöyle açıklıyor:
     "Depremle ilgisi yok. Yaşlı oranımız çok yüksek. Sadece 50 bini aşkın 65 yaşın üstünde insanımız var. Bir de Ataköy'de artık ev yapılmıyor. Yer kalmadı. Ölüm oranı, doğum oranından daha fazla. Genç nüfus yoğunluğu varoşlarda."


Yazara E-Posta: tbengin@milliyet.com.tr