Bol keseden atmayın...

Bol keseden atmayın...


Tunca BENGİN

     Cezaevinde ne zaman isyan çıksa; o günkü iktidarın ve de Adalet Bakanı'nın çözüm içeren sihirli(!) formülü hazır:
     "70 - 100 kişilik koğuşlar yerine, 3 - 5 kişilik oda sistemi şart."
       Böylece hakimiyet kolaylaşacak, can güvenliği sağlanacak ve cezaevlerinin terör okulu olması önlenecek. Türkiye Cumhuriyeti'nin 57. hükümeti de aynen böyle düşünüyor... Kulağa hoş gelen sözler de; nasıl olacak? Adalet Bakanlığı'nın bunları yapacak parası var mı. Hadi 'var' diyelim, tek başına oda sistemi sorunu kökünden çözecek mi?..
     Sabancı suikastının tetikçisi Mustafa Duyar özel bir odada tek başına kalmıyor muydu?.. Ne oldu? Başka bir odada kalan Nuriş çetesi elini kolunu sallayarak gelip susturuverdi. Ardından da yine başka bir odadaki Selçuk Parsadan'ı vurdu. Demek ki; aslolan sistemi kökünden masaya yatırmak... Gelelim işin mali boyutuna...
       Adalet eski Bakanı Hasan Denizkurdu halen bu tip 400'er kişilik 6 cezaevi yapımının sürdüğünü belirterek, şöyle diyor:
     "Her birinin bir yıl önceki anahtar teslimi fiyatı 2.5 trilyon lira. Bu demektir ki, tek mahkum için yapılacak yatırım 6 milyar lira. Türkiye'deki toplam mahkum sayısı 70 bin. Çarpın 6 milyarla, ortaya çıkan rakam 4.2 katrilyon. Adalet Bakanlığı'nın 1999 bütçesinde ceza ve tevkif evleri yatırımları için ayrılan ödenek ise sadece 4 trilyon lira. Üstelik bunun içinde adliye binalarının yapımı da var. Tamam mahkeme harçlarından bir fon da aktarılıyor, ancak o para da kısıtlı. Peki kaynağı buldun, kaç senede bitecek? Bir yılda 2 bin 400 kapasiteden tamamı 30 yılda bitecek bir proje. Bu kadar gayri ciddi mesajlar olur mu?.."

Raporu açıklayın

       O zaman çözüm nedir? Hasan Denizkurdu, devam ediyor:
     "Kişinin işlediği suç gereği özgürlüğünü kısıtlıyoruz ama; doğuştan elde ettiği insan haklarını ortadan kaldırmaya kimsenin hakkı yok. 70 bin insanı kapatıyoruz, ondan sonra unutuyoruz. İçeri düşen; 'şartlar öyle kötü ki yaşaman mucize' diyor. Toplumun bir kesimi de 'cezaevleri yol geçen hanı; içerde ne ararsan var. Cep telefonu, uyuşturucu hatta kadın' diye düşünüyor. Oraya düşen insan ya gardiyanların baskısına tabi oluyor ya da onlara karşı birleşip başka grupların içine düşüyor. Sonunda da cezaevi suç okulu haline geliyor. MGK'ya sunduğumuz bir rapor var. Orada çözüm önerilerini tek tek sıraladık. Ve bu rapor şimdi bugünkü Adalet Bakanı'nın elinde. Çıksın açıklasın. Kamuoyu tartışsın."

Biliniyor muydu?

     Bayrampaşa Cezaevi eylemlerin kumanda merkezi. Talimatların buradan verildiğini bilmeyen yok. Hatta, zaman zaman bu amaca yönelik cezaevi faksının kullanıldığını da... Ancak bu kez, düğmeye Ankara'dan basıldı, ardından diğerlerine yayıldı. İddia o ki; Ankara İstanbul, Buca, Çanakkale, Bursa, Aydın, izmir arasında yoğun bir haberleşme trafiği yaşandı. Yasa dışı örgüt üyelerine bir ay öncesinden 'Eylül ayı sonunda eyleme hazır olun' talimatı verildi. Sorumlular da her zamanki gibi uyudu!..

Yetki kargaşası

     Cezaevleri'ndeki bir başka sorun da iki başlı yönetim. Mevcut yasaya göre jandarma dış güvenliği sağlıyor. İçeride ise Adalet Bakanlığı bünyesindeki gardiyanlar görev yapıyor. Bu da zaman zaman yetki kargaşasına yol açıyor. Yetkililer; ABD'de olduğu gibi özerk ayrı bir cezaevi yönetimi ve çift güvenlik kamera sistemi öneriyor. Böylece tek bir sorumlu olacak, içerdeki silah, uyuşturucu, cep telefonu ve firarların hesabı da ondan sorulacak.


Yazara E-Posta: tbengin@milliyet.com.tr