Bu eşya değil, çocuk!..

Eve, otoya, paraya “icra takibi” bildik şeyler de, konu çocuk olunca anlamak zor. Çocuğu isteyen alacaklı vermeyen borçlu. Yedi gün içinde vermezsen de “Çocuk nerede bulunursa bulunsun ilam kararı zorla uygulanır” hükmü. Yani polis kapıya dayanacak ya da gördüğü yerde el koyacak. Bir masa ya da dolap gibi. Buna da “Çocuğun yüksek yararı” denilecek!..
Devletin korumaya aldığı ve 20 günlükken Ankaralı D.M ve M.M. çiftine evlatlık verdiği C.D’yi bekleyen son da bu. Bugün 3 yaşındaki C.D. anne-baba olarak M. çiftini biliyor ve Ankara 5. Aile Mahkemesi’nin kararıyla da(17.4.2012) onların soyadını taşıyor. Ama yarını belirsiz. Çünkü doğduğu gün kendisini terkeden ve hiç görmediği biyolojik annesi yıllar sonra Ankara 11. Aile mahkemesi’nde açtığı “evlatlık iptali” davasını (6.11.2012) kazandı. C.D’yi almak içinde “icra emri” çıkarttı. Kütahya 2. İcra Müdürlüğü’nün 5 Temmuz 2013 tarihli kararı şöyle:
“Teslimi hükmolunan çocuğu iş bu icra emrinin tebliği tarihinden itibaren (7) gün içinde teslim etmeniz, aksi halde çocuk nerede bulunursa bulunsun İcra ve İflas Kanunu’nun 25/25-a maddesi gereğince ilam hükmünün zorla icra olunacağı....”
8 Temmuz’da kararı tebliğ eden M. çiftinin kapısına henüz polis dayanmadı. Nedeni Yargıtay’a yapılan “Karar düzeltme” başvurusu. Şimdi yüksek yargı daha önce onadığı kararı bir kez daha gözden geçiriyor. Karar değişmezse, A.Ü. Tıp Fakültesi profesörlerinin “Yüksek yararı gözetilecek olursa, çocuğun böyle bir ortamdan uzaklaştırılıp farklı bir ortama geçiş yapması travma yaşamasına neden olacaktır” raporuna rağmen C.D. polis zoruyla Ankara’daki evinden alınıp, Kütahya’ya gönderilecek. Mahkeme kararıyla adı soyadı yine değişecek...

‘Keneral’ ordudan attırdı

Twitter hesabı üzerinden “Keneral” yazdığı iddiasıyla 28 gün tutuklu kalan astsubay M.A.B, TSK’dan da atıldı. M.A.B. hakkında “Zincirleme üstlerine hakaret” ve “Mesajların çok sayıda paylaşımı” suçlamalarıyla açılan dava ise Askeri Ceza Mahkemesi’nde sürüyor.
Ağrı’nın Eleşkirt İlçesi’ndeki 12. Mekanize Piyade Tabur Komutanlığı’nda görevli M.A.B. “(G) yerine (K) harfi kullanılarak yazılan mesajlardaki twitter hesabı bana ait değil” dedi ama inandıramadı. 15 Temmuz’da da 21 yıllık askerlik yaşamını bitiren karar kendisine tebliğ edildi. Gerekçe; 926 sayılı Askeri Personel Kanunu’nun “Disiplinsizlik ve ahlaki durumları sebebiyle Silahlı Kuvvetlerde kalmaları uygun görülmeyen astsubayların hizmet sürelerine bakılmaksızın çıkarılmalarını “öngören 94. madde. Üstelik uyarı ya da ikaz vermeden direk ihraç. Tazminatsız atılan M.A.B.‘nin avukatları; aynı suçtan yargılama sürerken verilen bu kararın çok ağır ve insan haklarına aykırı olduğunu söylüyor.

Elli bin bomba

Sanayi bölgelerindeki her yangında yüreğimiz ağzımıza geliyor. Yalova’daki plastik fabrikası yangınında da aynı korkuyu yaşadık. Ama sonrasında her zamanki gibi “Tesellimiz can kaybı olmaması “deyip geçiştirdik.
Böyle bir olayın hafif yaralanmalarla atlatılması elbette sevindirici, ancak hafife alınması garip. Çünkü; faciayla sonlanan öyle örnekler var ki...
TMMOB Kimya Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Besleme’nin verdiği bilgiye göre; ülke genelinde Yalova’dakine benzer patlayıcı ve parlayıcı madde üretimi yapan 50 bin işyeri var. Bu bir anlamda 50 bin bomba demek. O nedenle önlem ve denetim şart. Peki yapılıyor mu? işte Besleme’nin yanıtı:
“Denetlemeyi yapacak Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’ndaki müfettiş sayısı 257. Bu kadar kişinin 50 bin işyerini denetlemesi mümkün mü? Çok sayıda mühendis var, onlardan yararlanın dedik, cevap bile vermediler. Yine endüstriyel tesislerin AB kriterleri kapsamında uygulaması gereken yangın-kazaların yönetimi ve önlenmesine yönelik direktifler var. Ama sekiz yıldır sürekli erteleniyor. Çünkü kimse yatırım yapmak istemiyor.”