ÇETİN BEY’İN TETİKÇİSİYLE YÜZ YÜZE

Çetin Emeç’in katledilişinin üzerinden 23 yıl geçti. Tetikçi cezaevinde ama; olay hâlâ karanlık. Tıpkı Abdi İpekçi, Uğur Mumcu, Hrant Dink, Ahmet Taner Kışlalı suikastleri gibi. Hedef seçilenlerin özellikleri, cinayet yöntemleri “bildik adresi” işaret etse de sis perdesi kalkmıyor.
Yeditepe Üniversitesi Gazetecilik ve Radyo Sinema Televizyon bölümü öğrencileri hazırladıkları “Faili Meşhur” belgesel zinciriyle, bu cinayetlerin perde arkasını sorguluyor. Bugün de zincirin 5. halkası “Faili Meşhur Çetin Emeç” belgeselinin gösterimi var.
Dün, davetiyeye bakarken o günleri anımsadım.
Vurulduğu 7 Mart 1990’ı, tetikçilerin yakalanışını.
Sorgularında hepsi cinayeti tüm ayrıntılarıyla anlatmıştı. Sonra İrfan Çağrıcı’yla ceazevinde yaptığım görüşmenin yer aldığı 17 Haziran 1996 tarihli Milliyet Gazetesi’ni arşivden çıkardım. O günkü manşet aynen bugünü anlatıyordu:

“2. Ağca vakası”
Çünkü; Çağrıcı da Abdi İpekçi’nin katili Mehmet Ali Ağca gibi cinayeti inkar etmiş, hedef saptırıcı açıklamalar yapmıştı.
Ve yıl 2013 tetikçiler belli ama tetiği çektirenler hâlâ yok.
O nedenle belgeseli hazırlayan genç gazeteci arkadaşlarım Damla Yur, Zeynep Korkmaz ve Merve Keser’i kutluyorum. Özellikle onların adını yazdım, çünkü yaşasaydı Çetin Bey de öyle isterdi. (NOT: Gösterim saat 15.00 Yeditepe Üniversitesi Kayışdağı- Ataşehir)

Ölünce kayda giren kadın işçiler
İstanbul İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi’nin raporuna göre; 2012 yılında iş kazalarında 867 işçi yaşamını yitirdi. Bunlardan en az 61’i de kadın. Ancak Marmara Üniversitesi Öğretim Üyesi Yard. Doç. Dr. Berna Güler Müftüoğlu bu rakamın inandırıcı olmadığı görüşünde. Kadınların kayıt dışı ve en güvencesiz çalışan işçiler olduğuna dikkat çeken Müftüoğlu, şöyle diyor:
“Özellikle mevsimlik tarım işçileri SGK verilerinde yer almıyor. Ölümlü, yaralanmalı iş kazalarına ve meslek hastalıklarına maruz kalıyorlar. Ancak bu konuda sağlıklı bir bilgi yok. Muhtemelen kadın ölümleri yüzlerce ama görünmeyen ve saklanmak istenen bir durumda.”
Kadınlar ağırlıklı olarak tarımda çalıştıkları için de trafik kazaları ve ezilmeler ön planda. Servis(!)diye bindirildikleri kamyon kasası ya da traktör romörkünde çocuklarıyla birlikte yaşamını yitirenler de çoğunlukta. İkinci sırada ise büro, eğitim sinema sektörü geliyor. Ölenlerin büyük bölümü de 18-27 yaş grubunda. Trafik kazaları dışında, düşme, yanma, yıldırım - elektrik çarpması ağırlıklı ölümlerin sektörlere göre dağılımı ise şöyle:
“Tarım-Orman (26), Büro-Eğitim-Sinema (7), Çimento-Cam (6), Sağlık (5), Belediye (3), Konaklama (3), Petro-Kimya (2), Tekstil (2), Metal (1), bilinmeyen (5)”
Bunlar kayıtlara girenler. Daha doğrusu hukuki savaş sonrası “iş kazası” diye kabul edilenler. Müftüoğlu, iş kazası sonucu ölümü kanıtlamak için verilen mücadelenin 3 yıl sürdüğünü söylüyor.

- Bir zamanlar İstanbul’da cenaze kaldırmak manevi yıkımın yanında bir de maddi sıkıntı yaratırdı. Artık yıkamada, definde elinizi cebinize atmıyorsunuz.“Kimseye bir kuruş vermek zorunda değilsiniz” diye uyarı da var. Gönüllü bahşiş vermek isteyenler için bir bağış kutusu konulamaz mı? Hamdi Şahin
- Berberlik canlı üzerinde işlem yapan iki meslekten (diğeri doktorluk) biri. Bu emeğin de karşılığı var. O da tarifeye bağlı. Tarife dışı ücretin azı da fazlası da yasak. Aykırı davranmak haksız rekabete girer. Meslektaşlarım şunu unutmasın; Biz ticaret yapmıyoruz, meslek sahibiyiz. Erkek Berberleri Odası Başkanı Şükrü Akyüz.