ABD ile yaşanan vize kriziyle birlikte sıkça dillendirilen ‘Türkiye’de casuslar cirit atıyor’ iddiası sözden çıktı ete kemiğe büründü. Dolayısıyla son günlerde İdlib operasyonunun yanı sıra en çok konuşulanların başında yabancı servislerin özellikle de CIA’nın Türkiye’deki faaliyetleri var. Dahası ABD Büyükelçisi’nin Türkiye’yi terörle tehdit ettiği yönünde yorumlara neden olan sözleri DAEŞ’in arkasında CIA olduğu iddiasını alevlendirdi. Dün bu konular üzerine eski MİT Kontrterör Dairesi Başkanı Mehmet Eymür’le konuştuk:

Çok casus var mı Türkiye’de?

Çok. Türkiye’de yabancılara çalışan çok insan var. Üzüntü verici ama maalesef doğru. 1946’dan beri gizli servisler Türkiye’de cirit atıyor. Ben Ankara’da görevliyken CIA gibi istihbarat yapan ve faaliyet gösteren Amerikan Hava Kuvvetleri’nin Genelkurmay’dan angaje ettiği bir subayın formunu ele geçirdik ve karargâha bildirdik. Cevap dahi gelmedi.

Nasıl ikna ediyorlar sadece para mı?

Genelde oğlunu, kızı okutmak ya da parayla. Paralar da çok büyük rakamlar değil. Bizim Savaşman vardı mesela ABD’de neredeyse çöpçüye verilen 500-600 dolar gibi gibi bir para alıyordu.

Elçiliklerde, konsolosluklarda çok ajan var mıdır?

Akredite olanlar, yani istasyon şefi dediklerimiz belli ama onların dışında hiç bilmediğimiz kişilerde çıkıyor. Eskiden beri var bu. Örneğin bir karı-koca vardı mesela kadın bizim teşkilatla CIA arasında irtibat memuruydu kocası da sefarette çalışıyordu. ABD’ye gittiğimde öğrendim ki kocası da CIA’de çalışıyor.

***

CIA’nın DAEŞ’le bağlantısı var mı?

Kesinlikle var. Onların kullandıkları bir vasıta, İslam’dan soğutmak için de yararlanıyorlar.Hiçbir örgüt kendi kendine ayakta kalamaz para olmadıktan sonra.  Bin küsur dolar maaş veriyorlar. Demek ki bir para kaynağı var bunun.

CIA mı MOSSAD mı?

Müşterek diyebilirsin. Zaten CIA oldu mu İngiliz servisi MI6’yı da düşüneceksin. Hep aynı ekipler. Bölge üzerinde zaten talepleri olan malum kişiler yani.

DAEŞ ABD’lileri de hedef alıyor ama...

Ona bakarsan DHKP-C’de yaptı zamanında ABD’lilere ama ABD bir şey yapmadı. Arada oluyor çünkü bütün DHKP-C’liler anlaşmayı üst taraftaki bağlantıları bilmiyorlar ki. Yani patronunun ne yaptığı kimlerle görüştüğü nereden yardım aldığından haberleri yok.

DAEŞ’in tepe yönetimi de CIA, MOSSAD ya da MI6’nın ortak kurgusu mu yani?

Organize edenlerin içinde muhakkak vardır. Kimin işine geliyorsa ona bakmak lazım bizim işimize gelmediğine göre. PKK’yla da aynı durum söz konusu. PKK’nın silahları nereden geldi, nasıl ayakta kalıyor. Saddam zamanında PKK’ya yardım atıyorlardı helikopterle, uçakla. PKK’lılarla bir sürü fotoğrafları da çıktı.

***

Bu durumda MİT ile CIA birbirine nasıl güvenebiliyor?

Zaten içimizde var adamları ondan alıyor bilgiyi. Yani güvenip güvenmeme meselesi değil. MİT’i baştan aşağı değiştirmeleri lazım. Örneğin MİT’in içindeki ikinci adam halen cezaevinde. Tekniğin başındaki adam bu tüm dinlemeler takipler her şey ona bağlıydı. Ne verdi ne tahribat yaptı bu adam?