Çocuk tacizine cezaya soruşturma engeli

Çocuklara cinsel istismarda bulunanlara en ağır cezaların verilmesinde herkes hemfikir. Bu konuda yeni yasa tasarısı da var. Tasarıda öngörülen en önemli maddelerden biri ise mağdurun ruh sağlığını yitirip yitirmediğinin tespiti için istenen rapor işkencesine son verilmesi. Bu gerçekten çok önemli, çünkü sistemin elinde oyuncak olan çocuklar, koca koca adamların önünde olayı anlatarak, aynı taciz ve tecavüzü yaşıyorlardı. Hem de defalarca...Umarız lafta kalmaz...
Bu temennimizin nedeni, çözümün kâğıt üstündeki değişikliklerden çok, uygulamadaki kararlılıkla bağlantılı olmasından. Zira, mevcut uygulama sonucu verilen raporların bile dikkate alınmadığı bir adalet söz konusu. Dahası, öğretmen, memur olup da “soruşturma izni verilmeme” zırhı nedeniyle üstü örtülen iğrençlik örnekleri o kadar çok ki...30 yıldır çocuk davalarıyla ilgilenen, Çocuk İstismarını ve İhmalini Önleme Derneği kurucularından avukat Türkay Asma, yaşanan olaylara karşın açılan dava sayısının yüzde 5’i bulmadığını söylüyor. “Türkiye’de sadece milletvekillerinin değil memur olan herkesin dokunulmazlığı var”diyen Asma’nın tespitleri çok vahim:
“Delil getir deniliyor. Cinsel istismar suçunda herkesin içinde çocuğa tecavüz edilmiyor ki.. Çocuğun anlattığı annesi,öğretmeni, arkadaşını tanık olarak gösteriyoruz,’ Çocuğun doğru söylediği ne malum’ diye geçiştiriliyor. Travma yaşadığını belgeleyen bilimsel raporlara itibar edilmiyor.
Ya baştan takipsizlik kararı veriliyor ya da mahkemeden sonuç çıkmıyor. Suçlanan öğretmen ve memur olduğunda da da bakanlık ‘ben idari işlem yaparım’ diyerek soruşturma izni vermiyor. Böyle onlarca örnek var...”

Bir ‘engel’ öyküsü
Bu da bir başka “soruşturma zırhı” örneği... Balıkesirli İlknur-Murat Demir çifti, isimsiz mail ihbarıyla iptal edilen “koruyucu aile” statüsünü bir yıl sonra mahkeme kararıyla geri aldı.. Ama devlet zihinsel engelli Ali ve kız kardeşi Sıla’yı aileye vermedi. Baba Demir’ Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdürlüğü yetkilileri hakkında “mahkeme kararını uygulamıyorlar” diye suç duyurusunda bulundu. Ancak, Vali’den soruşturma izni çıkmadı. Vali şikayet edildi, onu da İçişleri Bakanlığı engelledi...

Ya teşhis doğru olsaydı
Adana’da yaşanan sağlık skandalını gördük. Kocasıyla doktoru kavga eden kadın kolunda serum şişesiyle ameliyathaneden gönderildi. Dahası bıçak altına yatması için konulan teşhis(apandisit) de yanlışmış denildi. Yani eşinin dediği gibi boş yere kesilecekmiş. Ya teşhis doğru olsaydı? Sorunun yanıtını TBMM Sağlık Komisyonu üyesi CHP İzmir Milletvekili Dr. Aytun Çıray veriyor:
“Bir hekim ne olursa olsun duygusallaşma hakkına sahip değildir,yakınlarına kızabilirsin ama soğukkanlılıkla karşılayacaksın. Aksi kabul edilemez. Teşhis doğru olsaydı zaman kaybı bir hayati riski ortaya çıkarabilirdi.
Bu durumda hekim, görevi ihmal, kötüye kullanma ve bu nedenle hayatı tehlikeye düşürmekten suçlanabilir.Ne olacağını göreceğiz...”

Çocuk tacizine cezaya soruşturma engeli

* İstanbul Kayaşehir’de TOKİ’nin alt ve orta gelirli ailelere yaptığı daireler emlakçılar için büyük rant kapısı oldu.
Emlakçılar ellerinde olmayan daireleri bile, kiralık ya da satılıkmış gibi yüksek fiyatla internete koyup manipülasyon yapıyorlar. Sonra da her kim olursa olsun kontratı yaparak daireyi kiraya veriyorlar. Ev sahipleri memnun ancak, komşular rahatsız. Hamza Yenilmez