Cumhuriyet Partisi

Ülkenin gündemi dört ay sonra yapılacak Cumhurbaşkanlığı seçimi ve olası adaylar. CHP ise ‘’Sağa mı kayıyoruz, cemaat yakınlaşması, devşirme adaylar partiyi çizgisinden mi saptırdı?” sorularının yanıtını arıyor. Kaybedilen bir seçim sonrasında “Nerede hata yaptık” tartışması doğal ancak, bunu kronik parti içi hizipleşmelere çevirmek ve uzatmak anlamsız. Ama görüyoruz ki CHP bu geleneğini(!) sürdürmekte kararlı. Bunun işaret fişeği ise Kemal Kılıçdaroğlu’nun Halk TV’deki söyleşisinde, Abdüllatif Şener, Sadettin Tantan ve Ertuğrul Yalçınbayır’a yaktığı yeşil ışık. Çünkü bu durum, partinin birleştirici, bütünleştirici güç sloganına uygun gibi görünse de, parti içi yeni kafa karışıklıkları yaratabilir. Tabii bir de zikredilen, isimlerin CHP’nin politikasına, duruşuna uyum sorunu var.
Bu konuda da kafalar net olmayabilir. Örnek mi? İşte Abdüllatif Şener’in düşünceleri:
“Çizgime uygun bir hayat yürüyüşüne sahibim zaten şu ana kadar geldiğim nokta da ortadadır. CHP’nin çizgisi hakkında, yakınlarımla çevremle muhasebesini yapmadım. Ancak şunu söyleyebilirim CHP dahil, siyasi partiler hakkında olumsuz bir kanaate sahip değilim. Partileri olumlular olumsuzlar diye tasnif etmek çok sağlıklı değildir. Çünkü kavramların karıştığı bir dönemdeyiz.”
CHP’nin politikalarını benimseyen herkesin partiye gelebileceğini belirten bir başka isim de Gürsel Tekin. Ancak onun ‘birleştirici güç’ olmaya yönelik başka tespitleri de var:
“Toplumsal beklentiye cevap vermemiz ve halka kendi politikalarımızı kabul ettirmemiz gerekir.”
Demek ki, asıl ve kalıcı çözüm neymiş?
İsimlerden çok sorunun temeline inmek ve partinin unuttuğu ‘H’ harfini yani halkı kazanmayı denemek...

Kuşu halkına tek kalan cenaze aracı

Nüfusu 2 binin altına düştüğü gerekçesiyle beldelik statüsü köye dönüştürülen Kütahya’nın Simav ilçesine bağlı Kuşu halkının protestosunu biliyorsunuz. Bin 648 seçmenin bulunduğu yerde tek kişi bile 30 Mart’ta sandığa gitmeyince, YSK 1 Haziran’da yeniden muhtar ve ihtiyar heyeti seçimi yapılmasına karar vermişti. O güne kadar da okul müdürü Feridun Aktay, muhtar vekili olarak atanmıştı. Sorun giderilmiş gibi görünse de değil. Çünkü Kuşu halkı, 1 Haziran’da da sandık başına gitmemeye kararlı. Peki, bu durumda ne olacak? Yani vatandaş yine muhtar seçmezse... İşte o belirsiz. Zira mevcut yasalarımıza göre buna yönelik bir çözüm yolu yok...
Yaşanan bir başka sorun ise bugüne dek Kuşu’nun ihtiyaçları için kullanılan 20 civarında araç ve makine parkına İl Özel İdaresi’nin el koymasıyla ilgili. Bu duruma tepki gösteren Kuşuluların Kütahya Valiliği’ne yaptıkları başvuru da var. Şöyle diyorlar:
“Belediyemize ait onca araçtan, sadece cenaze yıkama aracı ile cenaze taşıma aracı bırakıldı. Yani bize reva görülen ölülerimize ait araçlar... Peki, yaşayan insanlarımızın midibüs, çöp kamyonu, itfaiye,traktör ve iş makineleri gibi araçlardan hizmet alma hakları yok mu? Sadece öldükten sonra mı araçlardan yararlanabileceğiz?”

Trafik canavarı ‘cep’te

Gazetede bir haber: WhatsApp öldürdü. Almanya’da 21 yaşındaki bir Türk kızı araba kullanırken telefonuyla da ilgilenince hayatından oldu.
Geçtiğimiz günlerde radyoda trafik haberlerini dinlerken, telefonla bağlanan sürücü “Yanımdaki araçtaki hanım cep telefonuyla mesaj çekiyor bir yandan da dikkatsizce ilerliyor” demişti.
Bunlar üst üste gelince insanın ister istemez, ‘pes’ diyesi geliyor. Direksiyonda telefonla konuşmak yasak... Peki, mesaj çekmek, oyun oynamak serbest mi? Bununla ilgili kontroller sıklaştırılmalı, caydırıcı cezalar artırılmalı... En yararlı yasaklardan biri bu olsa gerek hem kendi hayatına, hem de başkasının hayatına kastedenler var...

Tacize karşı omuz omuza

İstanbul Feminist Kolektifi, toplu taşıma araçlarında “Bacaklarını topla, yerimi işgal etme” sloganıyla bir kampanya başlattı. Olumlu bir girişim hatta kapsamı daha da geniş olmalı. Aynı saygısızlıktan yaşlılar, çocuklular da payını alıyor. Yani kasıtlı yapanların dışında toplu taşımada oturmasını bilmeyen bir toplumuz. Metroda dört kişilik yere dördüncü zor sığıyor. Bugüne kadar bunun nedeninin oturma yerlerinin dar olabileceği konusunda düşüncelerimiz vardı. Ama kampanyadan sonra emin olduk ki sorun oturulacak yerde değil, oturanda ya da “adam” gibi oturamayanda...
İşte bu nedenler bu harekete aklı başında herkes destek olmalı, “Bacaklarını topla” bir toplumsal bilinç geliştirme sloganı olabilir.

DİĞER YENİ YAZILAR