Fırat’ın doğusu derken batısı ateşlendi

Fıratın doğusuna dönük güvenli bölge görüşmeleri ve sonuç alınamadığında olası operasyon tartışmaları sürerken, Fırat’ın batısında tansiyon yükseldi. Aslında buna biri diğerini tetikledi demek daha doğru. Çünkü güney sınırımızdaki de facto komşularımız ABD ve Rusya’nın Fırat’ın doğusu ve batısındaki tüm hesapları Türkiye’yi yanına çekmek üzerine. Yani Rusya Türkiye’nin ABD ile ilişkisinin, buna karşılık ABD de Rusya ile Türkiye’nin arasının bozulmasını istiyor ve buna dönük çalışıyor. Bunun için de ellerinde iki büyük koz var. Biri, YPG/PKK’nın işgalindeki Fırat’ın doğusu, diğeri batıdaki İdlib konusu. Dolayısıyla da gelişmelerin hiçbiri tesadüf değil, doğrudan tezgâhlanan kirli oyunun bir parçası. Nasılını Genelkurmay İstihbarat Dairesi eski başkanı,           Em. Korg. İsmail Hakkı Pekin anlatıyor: 

“Güvenli bölge konusunda Türkiye ile ABD arasındaki gelişme ister istemez Rusya’yı rahatsız etti. Çünkü böyle bir mutabakat sonuçta Rusya’nın Kürtlerle arasının bozulmasına, yani Kürtlerin iyice ABD’nin yanında olmasına, Türkiye’nin ABD’yle birlikte hareket etmesine, dolayısıyla da Suriye’de ABD’nin avantaj elde etmesine yaradığı için ‘Bu konuda benden habersiz yapamazsınız’ diye zaten daha evvel söyledi. Şimdi de İdlib üzerinden Türkiye’ye mesaj verdiler. ‘Sadece orası yok, burada bizimle berabersin’ diye...”

İdlib’deki gelişmelerde ABD’nin tetiklemesi de olabilir mi?

“Bölgedeki radikal unsurları kullanarak ABD de tetikliyor, ABD’nin güdümündeki Suudi Arabistan ve ABD’nin diğer destekçileri de tetikliyor ve orada devamlı bir huzursuzluk yaşanıyor. Onun için şimdi ABD’nin ‘Türk konvoyuna ateş ettiler, böyle bir şey kabul edilemez’ gibisinden sözleri timsahın gözyaşları. Aslında onlar ellerini ovuşturarak, ‘Aman ne güzel, Türkiye ile Rusya’nın arası açılıyor’ diyorlar. Böyle bakıyorlar olaya. Yani gerçekten çözüm isteyen var mı? Sanmıyorum.”

Bölgedeki bu gerilimin çatışmasız olarak sonlandırılması gerektiğini, ancak İdlib’in şu anda pimi çekilip ortaya konmuş ve ne zaman patlayacağı belli olmayan bir bomba gibi olduğunu belirten Pekin, devam ediyor:

“Çünkü İdlib’de bütün aktörler var. ABD, Rusya, İran, İsrail, Suudi Arabistan, rejim güçleri HTŞ... Herkes işin içerisinde. Bu bağlamda da bu düğüm değil tam anlamıyla bir kördüğüm gibi. Vurarak mı çözeceğiz, görüşmelerle mi çözeceğiz?.. Göreceğiz bakalım ne olacak?”

Görüşmelerle çözülmezse sonu kötü yani?

“İdlib’deki bu adamların ikna edilip silahlarının toparlanması, belli yerlere götürülmeleri ve oralarda kontrol altında tutulmaları gerekiyor. Alınabilir mi, alınabilir. Afganistan ya da başka bir yere gider, oralarda kontrol altında yaşarlar. Çok taraflı bir anlaşmayla bunu halletmek lazım yoksa ABD ya da Rusya ‘Ben bunu Türkiye’ye karşı kullanırım’ diye bakarlarsa tam bir felaket olur o... Suriye’deki çatışma boyutları çok artar ve bütün bölgeyi içine alır. Yani ABD ve Rusya Türkiye’ye yönelik oynarlarsa o zaman çatışma çok büyür ve ABD de Rusya da onun altında kalır. Evet, olası bir göç nedeniyle en çok zararı biz görürüz ama herkes altında kalır. O zaman belki IŞİD de yeniden hortlar böyle yaparlarsa...”