Hani istihbaratı gelmişti!..

Başbakan, hükümet sözcüsü ve bakanlar, Gezi Parkı olaylarının planlı bir kalkışma hareketi olduğunu, bu konudaki duyumların, senaryoların üç ay öncesinden kendilerine ulaştığını sık sık yinelediler. Hatta AB Bakanı Egemen Bağış, zamanı daha da geri çekerek, “Bunun en az 6 ay öncesinden başlamış bir hazırlığı var. Buna dair elimizde belgeler mevcut” dedi.
Mesaj açık ve net. İstihbarat elemanlarımız bu olayları aylar öncesinden gördü, ilgili birimleri ve bizi uyardı...
Hafta sonunda yapılan ve ‘yaz dönemi tayinleri’ diyerek rutin bir olaymış gibi açıklanan emniyet teşkilatındaki değişikliklere bakıyoruz. Görevden alınanların başında İstanbul ve Ankara istihbarat şube müdürleri var. İzmir’in de içinde bulunduğu çok sayıda ilin istihbarat müdür ve amiri de başka görevlere kaydırılmış. Aralarında elbetteki terfisi gelip, kaçınılmaz olarak görev yeri değişenler mevcut. Ancak bu atamaların Gezi Parkı eylemlerinin faturası olduğu gerçeğini değiştirmez. Özellikle de İstanbul ve Ankara istihbarat müdürleri için. O nedenle burada da mesaj açık ve net:
Gezi Parkı istihbaratını önceden alamadılar. Ya da eksik bilgiyle yanılttılar. Bir üçüncü şık da üç ay öncesinden kendilerine duyum geldiğini söyleyenler istihbaratı önemsemediler...
Halen emniyet müdürü rütbesinde görev yapan görüştüğüm kişi ise şıkları daha da genişletti:
“Başbakan’ın ofisinde çıkan böcek (dinleme cihazı) nedeniyle polisteki ‘cemaat’e yönelik başlayan operasyonun devamı niteliğinde bir taşla iki kuş vurulmuş ya da MİT, ‘açılım sürecinde yalnız bırakıldık, kösteklendik’ demiş olabilir.”

Koruyucu baba beraat etti, Ali ne olacak?

Dokuz yaşındaki zihinsel engelli Ali ve kız kardeşi Sıla’nın (8) “Müstehcen görüntü bulundurmak ve satmak” iddiasıyla suçlanan koruyucu babaları Murat Demir mahkemece aklandı ama aile hâlâ kavuşamadı. Gerekçe; Bursa Aile ve Politikalar İl Müdürlüğü’nün “Demir ailesi yuvanın bahçesine dahi alınmayacak” diyerek koyduğu yasak.
Gerçekten bu sosyal hizmet uzmanlarının dillerinden düşürmediği “Çocuğun yüksek yararı, çocuk psikolojisi, travma etkisi” öngörüsünü anlamış değilim.
İlknur-Murat Demir çifti aylardır aklanmak, çocukları geri almak için hukuk savaşı veriyor. Hiç olmazsa arada bir görelim diye çalmadık kapı bırakmıyor. Devlet bırak göstermeyi çocuklar için yeni koruyucu aileler arıyor.
Zihinsel engelli Ali’nin durumunu daha geçen hafta yazdık. Çocuk Balıkesir’deki evine gitmek için son bir ayda üç kez yuvadan kaçtı. Sonuncusunda da karşıdan karşıya geçerken arabanın altında kalarak ağır yaralandı. Üç hafta kıpırdamadan yatması gerekiyor, iyi bakılmazsa da sakat kalabilir
Ama Ali’nin, altı yıldır anne-baba bildiği insanlarla görüşmesi yasak.
Hadi önceden baba hakkında “acaba” diye bir kuşku söz konusuydu. Artık ortada Balıkesir 3. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 27 Haziran tarihli beraat kararı da var.
Bakalım Balıkesir Aile ve Politikalar İl Müdürlüğü Demir çiftinin yeniden ‘koruyucu aile’ olmak için yaptığı başvuruya ne yanıt verecek?

Doğrudan demokrasi

Ordu’ya bağlı Mesudiye, çoğu Anadolu ilçesi gibi göç veren bir yöremiz. 1960’ta 37 bin olan kayıtlı nüfusu 2012’de 13 binlere düşmüş. Yaz aylarında nüfus 4-5 kat artsa da erime sürüyor.
Mesudiye Kurultayı ise göçenlerin ve kalanların ortaklaşa tasarlayıp 1991 yılında başlattığı, ilçe geleceğinin tartışıldığı sosyal bir olgu. Doğrudan demokrasinin geçerli olduğu bir yerel kalkınma çabası. Her yıl temmuz ayının ilk cumartesi günü toplanıyor. Herkese de açık. Bu yolla, amaç doğrultusunda çok şey başarılmış. Çok programlı lise, Meslek Yüksek Okulu, 4 öğrenci yurdu, sağlık merkezi, 18 bin kitaplı köy kütüphanesi gibi. Bu yılki kurultay 6 Temmuz’da. Sonrasında ise ilk Türkiye Demokrasi Forumu gerçekleştirilecek. Katılımın demokrasinin özü olduğunu belirten TDF 2013 Başkanı Prof. Dr. Aziz Ekşi şöyle diyor:
“Demokrasiden yana olan herkesi, belediyeleri, meslek odalarını, kooperatifleri, vakıfları, dernekleri, şirketleri, kent konseylerini, üniversiteleri bekliyoruz. Herkesin söz hakkı var. Herkesin oyu eşit.”