Hayatımız tehlikede

Hayatımız tehlikede


Tunca BENGİN

     Gelişen teknoloji elektromanyetik kirliliği de beraberinde getirdi. Bunların başında da telekomünikasyon amaçlı cihazlar, radyo yayınları, televizyon vericileri, yüksek gerilim hatları ve radarlar geliyor. Daha da açığı, bunlar radyasyon yayıyor. O nedenle eloğlu önlemini almış, gelişigüzel kullanımını yasaklamış. Bizde ise malum; her semtte radyo - TV istasyonu, her çatıda uydu anteni. Mevzuat - standart hak getire...
       Daha da komiği; devletin yeni uyanması. Yüksek Çevre Kurulu Mart 1999'da yaptığı toplantıda, Çevre Bakanlığı'nın eşgüdümünde Sağlık, Çalışma ve Sosyal Güvenlik, Ulaştırma bakanlıkları ile TÜBİTAK işbirliğiyle ihtisas komisyonu oluşturulmasını kararlaştırıyor. Haziran 1999'da komisyon toplanıyor, mevzuata yönelik bilgi toplanılmasına karar veriyor. Ardından Çevre Bakanlığı, Dışişleri Bakanlığı kanalıyla farklı ülkelerdeki mevzuatlar ve Dünya Sağlık Örgütü çalışmalarının peşine düşüyor. Ama; 2000'e girdik hala sonuç yok. Çevre Bakanlığı, 'Söz konusu dokümanların intikal etmesi devam etmekte olup, değerlendirilmesine başlanılmıştır. İlgili kurum ve kuruluşlarla yapılacak periyodik toplantılarla radyasyon konusunda gereken mevzuat tespit edilecektir' diyor.
       Ya risk?.. Elbet o devam ediyor. Antenler, istasyonlar mantar gibi bitiyor. Bakanlık, iç içe yaşadığımız radyasyon kaynaklarını, 'Cep telefonları, cıva buharlı lambalar, mikrodalga fırınlar, mikrodalga iletişim antenleri, magnetik rezonans ve nükleer magnetik rezonans, radar, yüksek gerilim hatları, radyo - TV yayınlarını izlemek için geliştirilen antenler, uydu antenleri, 60 Hz elektrik güç sistemleri, UV ışığı, ısıl ışıma' olarak sıralıyor...
       Olsun; kim korkar radyasyondan!..

Uyuşturucu patladı

     Dünyada uyuşturucu madde kaçakçılığı günden güne artış gösteriyor. Trafik ise siyasal konjonktür ve ekonomik dengelere bağlı olarak değişiyor. Son yıllarda Avrupa'dan Ortadoğu'ya eroin yapımında kullanılan asit anhidrit ve captagon akışı yoğunlaşırken, Afganistan kaynaklı uyuşturucu trafiğinin Sovyetler Birliği'nin dağılmasından sonra hızlandığı biliniyor. Ve Türkiye, bu güzergahların odak noktasında bulunuyor.
       Gümrükler Muhafaza Genel Müdürlüğü verilerine göre; 1998 yılında ele geçirilen uyuşturucuların toplam değeri 27 trilyon 669 milyar lira. 1999'da ise rakam tam ikiye katlanmış. 55 trilyon 562 milyar liralık uyuşturucu yakalanmış. Üstelik bu Türkiye fiyatı, Avrupa ve ABD'deki değeri dört - beş kat daha fazla. Asit anhidrit artışı da dikkat çekici. 1998'de 1385 kilo, 1999'da 19 bin 55 kilo... Bu ne demek? Türkiye geçiş yolu. Hammadde Ortadoğu'ya gidiyor, işlenip zehir olarak dönüyor. Veriler, Suudi Arabistan'da kelle kopartan hap olarak tanınan captagon ile eroin geçişinin de bir önceki yıla oranla üç dört kat arttığını gösteriyor. Tablo vahim ama; yetkililer aksini iddia ediyor. Ele geçirilen uyuşturucu miktarındaki artışın, kapılardaki etkin önlemler ve köpeklerden kaynaklandığını söylüyor. Dilerim doğrudur...

Bu seslere kulak ver

       . Deprem bölgesinde evi ağır ve orta hasarlılara yardım ediliyor ama, kooperatifler hava alıyor. Tek suçumuz o tarihte evin içinde olmamak. Oysa yüzde 90'ı biten taşınmaya hazır binalar da yıkıldı. Ne yapacağımızı şaşırdık.
       - Depremzedeler
       . Hükümetin yaptığı vicdansızlık. Reva gördükleri yüzde 5.9'luk zammı alsınlar, onlara hediye ediyoruz. Belki biraz gözleri doyar. Ya da bizleri süründüreceklerine, birer iğne yapıp öldürsünler. O zaman bütçeyi ayarlarlar. - SSK emeklileri
       . Beykoz - Şahinkaya Mezarlığı duvarı dibinde bir ahır var. Karşısında da Meslek Lisesi. Üstelik yolu da işgal ediyor. Beykoz Belediyesi'ne bildirdik, oralı bile olmadılar. Bu saygısızlığa ve tevacüze dur diyecek yetkili yok mu?
       - Şükrü Soykök


Yazara E-Posta: tbengin@milliyet.com.tr