TSK İdlib’e girerken çatışmanın kaçınılmaz olacağı yönündeki senaryolar şu an için açığa düşmüş durumda. Ancak bu ileride olmayacak anlamına gelmez, gelmemeli. Çünkü her ne kadar bu operasyonun birincil muhatabı Heyet Tahrir el Şam (HTŞ) ile bir anlaşmaya varıldığı izlenimi olsa da terör örgütünün bileşenleri arasındaki kayganlık ya da daha radikal unsurlar nedeniyle bu risk her an geçerli. Tabii bunda da en büyük etkenin bu terör örgütlerinin arkasındaki gizli servisler olduğu, olacağı da çok net. Dolayısıyla, TSK açısından oldukça zor ve karmaşık bir süreç söz konusu. Örneğin HTŞ, yani El Nusra kendisine karşı mücadele ettiği için hain olarak kabul ettiği ÖSO’nun İdlib’e girmesini istemiyor, TSK gelsin diyor. Şimdi bu durumda TSK’nın riski ne olur? Gözlem noktalarına doğru yayıldıkça El Nusra ve diğer gruplardaki terörist elemanlardan el yapımı patlayıcı maddeler, yollara döşenen mayınlar, bombalı araçla intihar saldırıları, intihar bombacıları, uzaktan havan ve topçu atışları gelebilir. Şu anda TSK’ya karşı herhangi bir tepki yok uzlaşı var ama ileride Rus uçağının gelip o teröristlerden herhangi birinin komuta yerini, karargâhını ya da gizlendikleri bir hücreyi bombaladığında oluşacak öfkeyi ve nefreti Türk askerine yansıtmayacaklar demek pek mümkün değil. Bu risk her zaman var. Hem de fazlasıyla. Niyesini emekli tuğgeneral Dr. Naim Babüroğlu özetliyor:

“Türkiye’nin orada olmasından Suriye memnun değil. Zaten harekâtın bu kadar gecikmesinin nedeni de Rusya’nın Suriye’yi ikna etmesi. Tüm bu operasyondan İsrail de çok rahatsız. Şu anda ABD bir şey demiyor çünkü oradaki terör örgütü El Nusra’nın etkisiz hale gelmesi ona aykırı gelmiyor. Zaten aykırı gelse mutabık kalmazdı...”
Yani CIA, Mossad ya da El Muhaberat manipülasyonları her an olası. Üstelik de hem İdlib’deki açık hedef radikal unsurlar hem de Afrin’de tetikte bekleyen YPG/PKK üzerinden...
O nedenle de kritik soru bölgedeki 25-30 bin kişiden oluşan bir terörist grubunun durumu. Hepsi masaya oturacak mı ya da buhar olup uçacak mı? Babüroğlu yanıtlıyor:
“Buhar olup uçmayacak. Putin’in buradaki hedefi, 5 bin kadar Rusya’dan, özellikle Çeçenistan’dan, Dağıstan’dan gelen Horasan ekibi denilen bu Reina katliamını yapan teröristler. Bunların Rusya topraklarına gelmesini istemiyor, onları etkisiz hale getirmek için de sürekli hava taarruzlarıyla nokta atışı yapıyor. Şimdi Türkiye de bu konuda yardımcı olacak. İdlib’deki esas amaçlardan biri de muhaliflerle Suriye rejimini masaya oturtmak, şimdi bunların kaçı oturacak, kaçı El Kaide tarafına geçip anlaşmak istemiyorum diyecek. Uzlaşanlar ayrılacak, diğerleri DAEŞ gibi imha edilecek..”
Hatay sınırında sıkışan gruplar Türkiye’ye sızarsa?
“Sızarlarsa yurt içinde ileride bela olurlar. Kaçı neyle, hangi kıyafetle geçti, tespit etmek zor. PKK Irak sınırından nasıl geçiyorsa, terörist buradan da geçebilir. Sınırlar iyi korunuyor ama yine de yüzde yüz geçmedi demek iddialı olur. Bunlar sonuçta terörist.”
Özetle, çok karmaşık bir tablo söz konusu çünkü düşman belli değil...
Etiketler