İdlib’den yeni bir göç dalgası olabilir

Suriye’de beş yıldır süren iç savaşa çözüm bulma yolunda kritik eşik olarak değerlendirilen iki haftalık ateşkes yürürlükte ancak savaşan tarafların bu anlaşmaya ne kadar uyacakları ya da kimin tarafından bozulacağına yönelik kuşkular, tartışmalar sürüyor. Bu konudaki olasılıkların başında da “terörist” olarak gördüğü gruplara yönelik hava saldırılarına devam edileceğini açıklayan Rusya ve Esad rejiminin hedef saptırma riski var. Çünkü hem bu gruplar hakkında net bir tanım yok hem de IŞİD gibi ateşkese dahil edilmeyen El Nusra’nın kontrolündeki yerler muhaliflerin bulunduğu İdlib’de... Yani Rusya veya Esad rejimi El Nusra diye İdlib’i vurabilir. Bu durumda da muhalifler kendilerine dönük saldırı olduğunu gerekçe göstererek ateşkesi bozabilir. Bu da hem Suriye’de öngörülen çözüm sürecinin çökmesine hem de Türkiye’nin yeni bir göç dalgasıyla karşı karşıya kalmasına yol açabilir... Nasılını ve nedenlerini hafta sonu konuştuğumuz CHP Ardahan Milletvekili ve Dış İlişkilerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Öztürk Yılmaz şöyle sıraladı:
- Bundan sonraki sürtüşme alanı İdlib merkezli olacak. O bölgede nereden baksan 1.5 milyon nüfus var ve şimdi daha da arttı. Çünkü Halep’ten kaçanlar da Türkiye yolu kapandığı için idlib’e geldiler. Halep-Kilis koridorunda ise sadece Azez bölgesinde 70 bin civarında bir nüfus kaldı. Yani Halep’teki nüfusun büyük bölümü de muhaliflerin kontrolündeki İdlib’de sıkıştı.
- Esad rejiminin karardaki boşluklardan yararlanıp Rusya desteğiyle buradaki El Nusra diye tanımlanan bölgeleri bombalaması durumunda BM Güvenlik Konseyi ‘El Nusra terör örgütü’ diyecek. Dolayısıyla bu El Nusra adı altında muhaliflere dönük bir operasyona da dönebilir. Bu da ateşkes ve Cenevre’deki süreci sıkıntıya sokmasının yanı sıra Türkiye’ye dönük büyük bir göç dalgasına neden olabilir.
Bunlar Suriye’de yaşanabileceklere dönük öngörüler ama bu süreçte Türkiye’ye dönük göçün dışında başka tehditler de söz konusu. Nitekim bunu Başbakan da “Türkiye’ye herhangi bir taraf tehdit teşkil ettiğinde, Türkiye’nin güvenliği söz konusu olduğunda bu ateşkes bizim için bağlayıcı değildir” diye ifade etti. Yani baştan uyardı. Bu konuda ne düşündüğünü sorduğumuz Yılmaz’ın yanıtı ise şu oldu:
“Teknik olarak bu ateşkes anlaşması Suriyeliler için ama şu var Türkiye’ye dönük ateşkes olsun olmasın Türkiye’ye dönük herhangi bir ülkeden bu Suriye değil örneğin başka bir ülkeden de saldırı gelmesi halinde meşru müdafaa hakkı, uluslararası hukuk çerçevesinde zaten karşılık verecek. Bu sanki olamayan bir hakmış da biz bunu kullanacağız gibi takdim edilmesi yanlış. Olması gereken bu.”
Yılmaz’ın “Rusya’nın oyuna girmesinden sonra Suriye krizinin geldiği bu noktada Türkiye’nin atacağı öncelikli adımlar ne olmalı?” sorusuna verdiği yanıt ise şöyleydi:
- ABD Suriye denkleminde geri durmaya başladı. Kendi bölgesel çıkarları açısından da alanda daha fazla bir varlık gösterme konusunda ABD üzerinde bir baskı oluşturmak lazım.
- Diplomatik görüşmeler yani Cenevre’deki görüşmelerin başlaması halinde orada Uluslararası Suriye destek grubunun bir üyesi olarak, diplomatik çabalara uluslararası toplumla birlikte katkı sağlaması gerekiyor. Artık savaşla bunun olmayacağını belirtmesi şart...

MHP’de hamle sırası Bahçeli’de
MHP’de 1 Kasım seçimlerinden sonra “yönetim değişikliği” isteyen muhalif kanadın “olağanüstü kongre” talebiyle topladığı imzalar mahkemede. Sinan Oğan, Koray Aydın ve Meral Akşener’in bu hamlesine, MHP Genel Merkezi de muhalifler için imza veren teşkilatları kapatmayla karşılık verdi. MHP’deki sürpriz ise muhaliflere destek vererek Genel Başkan Yardımcılığı’ndan istifa eden Ümit Özdağ’dan geldi. Bunu Özdağ’ın adaylık çıkışı, hatta Devlet Bahçeli’yle danışıklı dövüş olduğu şeklinde yorumlayanlar da oldu. Özdağ, adaylığını henüz açıklamadı ancak yalanlamadı da. Özetle bir siyasi parti için en demokratik hak olan kurultay talebi MHP’de tam bir satranç oyununa dönüştü. Ve hamle sırası şimdi Bahçeli’de... Bakalım ne yapacak? Dün konuştuğum MHP’nin önde gelen bir isminin öngörüsü şuydu:
Bahçeli mahkemenin sonucunu açıklamasına birkaç gün kala 2018’deki kongre tarihini bu yıl yapacağım diyerek erkene çekecek. Aralık muhalifleri kesmez Ekim derse bir manevra alanı yaratmış olur. Bu durumda da mahkemeden tarafların anlaşmasına yönelik havada kalan bir karar çıkabilir. Bu da Bahçeli’ye zaman kazandırır. Son günlerde ülkede ne konuşuluyor? HDP ile MHP barajın altında AKP erken seçime gider mi? Giderse asla kongre olmaz. Erken seçim Bahçeli’yi olağanüstü kurultaydan kurtarır ama MHP’yi bitirir...