İttifaklarda artık oy hesapları

24 Haziran’a dönük yapılan ittifaklar hem milletvekili sayısının hesap-lanmasındaki artılar hem de baraj sorununu kaldırması nedeniyle her partiye yarıyor. Yani tam anlamıyla kazan kazan odaklı bir formül. Dolayısıyla her ortağın mutlu olması gerekiyor ancak yine de tavan ile taban arasında bazı senkron kayma olasılığı nedeniyle çatlak sesler söz konusu. Özellikle de ortakların Cumhurbaşkanlığı seçiminde tercihlerini farklı kullanabilecekleri noktasında. Hem birinci hem de olası ikinci tur açısından. Örneğin ilk turda bazı MHP’lilerin ittifak adayına oy vermemesi ya da olası bir ikinci turda Millet İttifakı’ndan Cumhur İttifakı lehine çözülmeler olması gibi. Doğal olarak bu da her iki ittifakı son derece tedirgin eden bir durum. Nitekim buna dönük çok sayıda tepki ve çağrı açıklamaları da oldu... Yine her iki ittifakı doğrudan ilgilendiren ve tabanda tartışmalara neden olan bir başka detay da parlamento seçimindeki “artık” oyların durumu. Çünkü sisteme göre milletvekili dağılımı, önce ittifakın toplam oyu üzerinden hesaplanacak, ardından ittifaktaki partiler arasında oy oranlarına göre “D’hondt sistemi” uygulanarak dağıtılacak. Bazı seçim bölgelerinde kıl payı sonuç doğuran “artık” oylar da tek partiymiş gibi toplanacak. Böylece de ittifak hanesine artı bir milletvekili daha yazılma şansı doğacak. Bunun hangi partiye ekleneceği de ittifak içindeki oy oranına göre belirlenecek. Bu gerçekten ittifaklar açısından çok avantajlı bir durum ama yine de ortaklar arasında kavga var. Özellikle de seçim bölgeleri düzeyinde. Nedenini dün konuştuğum deneyimli politikacılar anlatıyor:

“Evet sistem avantajlı ancak kavga artık oylardan daha çok asli oy almak için. Çoğunluk taraf diyor ki; kardeşim senin bu verdiğin oy artık oylara girecek çünkü senin buradaki oy kapasiten 2 milletvekilliği için yeterli. Ama siz bu oylardan bir kısmını bize kaydırırsanız bizden iki milletvekili daha çıkar mühim olan bu ittifakın milletvekili sayısının fazla olması değil mi onun için sen MHP’ye tercih kullanarak oyunu artık durumuna sokma bize ver, asil oylar içinde değerlensin diyor. Bahçeli’nin bağırıp çağırması da buna...”

Tamam da sonuçta “artık oylar” toplanıp değerlendirilecek ve oy oranı yüksek olan parti son milletvekilliğini kazanmayacak mı?

“O bölgedeki son milletvekilini Cumhur İttifakı’nın alacağı garanti değil ki. Karşı tarafta da CHP, İYİ Parti, SP var. Onların oyları da aynı şekilde değerlendirilecek. İki ittifak arasında hangisinin artık oyları fazlaysa o alacak.”

Bunlar işin partisel boyutu, bunun bir de doğrudan adaylara odaklı bireysel tarafı da var. Yani daha önceki seçim sonuçları ve son kamuoyu yoklamalarına göre kritik sırada bulunan adayın bölgedeki rakiplerini, seçmenleri yönlendirme çalışmalarını kapsayan faaliyetler. İşte o noktada da adayların il başkanları, ilçe yöneticilerinin kapalı devrelerde yaptıkları öyle konuşmalar var ki oldukça keskin ve kırıcı...

Özetle; parlamentoda çoğunluğu sağlamak adına “artık oylar” da damlaya damlaya göl oluyor ve ittifakın lokomotifine yarıyor ama hangi ittifak noktasında bir fluluk var. Dolayısıyla da gel bu işi riske atmayalım hesapları söz konusu...