İYİ Parti kurtuluşu küskünlerde arıyor

Eklenme Tarihi11.08.2018 - 1:30-Güncellenme Tarihi11.08.2018 - 1:46

Daha yeni başlıyoruz sloganıyla yarınki olağanüstü kongreye odaklanan İYİ Parti’nin öncelikli hedefi hareketi siyasi bir yörüngeye oturtmak. Çünkü 24 Haziran öncesinde farklı konumlarda nitelendirilen ancak “sandık şokuyla” hem genel başkanlık hem de parçalanma kaosuna sürüklenen İYİ Parti’nin daha doğru dürüst bir yol haritası bile yok. Evet, çıkış noktasında milliyetçi, muhafazakâr, liberal hatta demokratik sol gibi farklı eğilimleri birleştirmeye dönük, Özal’ı anımsatan bir felsefe hevesi vardı ama ortaya çıkan vitrin ve aday görüntüleriyle bunların hepsi havada kaldı. Yani bırak farklı siyasi eğilimleri birleştirmeyi, partinin ana omurgasını oluşturan MHP’den kopanlar arasında dahi kırgınlıklar, küskünlükler patlak verdi. Bu hâlâ da önlenebilmiş değil. Dolayısıyla, İYİ Parti’nin kongreye dönük “Daha yeni başlıyoruz” sloganını duyunca akla gelen ilk soru da şu:

“Bunun içi nasıl doldurulacak? Umduğunu bulamayıp partiden ayrılanlara veya geçmişte göz ardı edilen kırgınlara, küskünlere ‘Hadi gel barışalım, kendimize yeni bir yol çizelim mi’ denilecek? Denilirse de bir yararı olacak mı?..”

Bu konuyu soruştururken öğreniyoruz ki gerçekten böyle bir durum söz konusu, hatta küskünler aranarak derinden yoklamalar yapılmış bile. Örneğin, dün konuştuğum, İYİ Parti’nin kuruluş aşamasında Akşener’in ismini en çok zikredenlerden, MHP’nin eski bir yöneticisi kendisinin de arandığını belirterek şunları anlattı:

“Kuruluş sürecinde farklı eğilimler denildi ama bu bağlamda toplumsal karşılığı yüksek olan isimler yönetim oluşturma ve özellikle seçimlere dönük liste aşamasında dışlandı ya da göz ardı edildi. Çünkü Meral Akşener kendi popülaritesinin çok yüksek olduğuna, dolayısıyla, netice alacağına inanıyordu. Onun için, benim oyum yüzde 26’larda, partimin oyu da yüzde 16’larda diyebilecek kadar özgüven patlaması yaşıyordu. Genel Başkan böyle düşünürken, etrafında oluşan İYİ Parti’nin vitrinindeki bazı kişiler de ondan geri kalmadılar ve Akşener isminin arkasına saklanarak kendi dar kadroculuklarıyla parti yönetimini organize ettiler. Sonunda da bedelini ağır ödediler. Şimdi ise partiyi toparlayabilmek, geleceğini kotarmak adına daha önce göz ardı edilen, toplumsal karşılığı olan isimler hatta umduğunu bulamadıkları için bir şekilde istifa etmiş kırgınlar aranarak, ‘Gel beraber siyaset yapalım’ diye teklif götürülüyor.”

Bunlar “siyasi tutkal” noktasındaki sorunların bir boyutu, bunun bir de parti içindeki dengeler ve çekişmeler tarafı var. Çünkü ilk bakışta hareketlilik MHP kökenliler, ANAP, DYP orijinliler ve sayıları az da olsa muhafazakârlar arasında; üç boyutlu gibi görünse de aslında her gruba göre kendi ekseni etrafında yaşanan sıkıntılar da söz konusu. Özellikle de ana omurgayı oluşturan MHP orijinliler açısından. Zira onlar da Koray Aydın, Müsavat Dervişoğlu organizasyonu, Prof. Ümit Özdağ grubu ve Meral Akşener’le birlikte hareket eden eski MHP il başkanları ve yöneticileri olmak üzere üç ayaklı bir görüntü içinde...

“Partideki Meral Akşener ısrarı da bundan” diyen İYİ Partili bir yönetici, niyesini şöyle açıklıyor:

“Meral Akşener olmazsa içerideki gruplardan biri veya hepsi başkan adayı çıkaracak. Neticesinde de kazananın dışındaki diğer gruplar kendisini tasfiye edilmiş, dışlanmış hissedecek.”

Bakalım yararı olacak mı yoksa iş işten geçmiş mi? Göreceğiz...