Kadife eldivenli yumruk!

Kadife eldivenli yumruk!


Tunca BENGİN

     'Bıçağı Bırak, Kalemi Al' kampanyasıyla adını duyuran Elazığ Polisi'nin 2000 hedefi 'Vatandaş ile El Ele, Daha Huzurlu Günlere...' Emniyet Müdürlüğü bünyesinde oluşturulan ekipler kapı kapı dolaşıyor. Vatandaşa polisle ilgili sorular yöneltiyor. Amaç; halka yakınlaşmak. Polise duyulan güveni artırmak...
       Malumunuz AB kapısındaki Türkiye hala işkenceyi tartışıyor. Devleti yönetenler dahi bunu kabulleniyor. Yargısız infaz iddiaları gündemden düşmüyor. Şeffaf, pembe denilse de vatandaş karakola gitmekten çekiniyor. Araştırmalar da bunu kanıtlıyor. O açıdan Elazığ polisine bravo...
       Aslında bu adım ilk değil. 1999 yılında da 'Trafik Kurallarına Uyalım, Uymayanları Uyaralım' ve 'Bıçağı Bırak, Kalemi Al' kampanyaları düzenlenmişti. Emniyet Müdürü Feyzullah Arslan, ölümlü trafik kazalarında yüzde 50, bıçakla yaralama olaylarında da yüzde 30'luk azalma olduğunu söylüyor. Ardından da devam ediyor:
     "Sizin içinizden çıkan ve size hizmet etmekle görevli olan bizlerin, sizlerle ilişkilerimizde beğenmediğiniz yönlerimiz olabilir. Suçlular için çelik yumruk olan elin, sizler için kadife gibi yumuşak, dost bir el olabileceğini göstermeye hazırız."

Ne yapılıyor?

     Yaklaşık iki aydır süren kampanyada vatandaşa polisle ilgili 'Ne ölçüde tanıyorsunuz, Halkla ilişkileri kötü ise neden, Güveniyor musunuz, Karakola gittiniz mi, Çocuğunuzu polisle korkutuyor musunuz, Size yaklaşımı nasıl olmalı' gibi 20 soru yöneltiliyor. Çekinen kimliğini saklı tutuyor (Demek ki; korku var). Şu ana kadar 2 bin ev dolaşılmış, sıra esnafta. Ayrıca 10 bin aileye de mektup yollanmış. Kampanya sorumlularından Emniyet Müdür Yardımcısı Ahmet Kocabal, şöyle diyor:
     "Vatandaşın düşüncesini değiştirmeye çalışırken, polisimizin düşüncesi de değişti. Vurduyu kırdıyı yapmadan, ikili konuşmayla da sonuca ulaşabileceğini görüyor. Örneğin; stresli maçlarımız olur, copla dağıtmak yerine ikili konuşmalarla ikna edebileceğini anlıyor."
       Ya işkence iddiaları; Elazığ'da var mı?
     'Mümkün değil. Vali'miz, başta idari kadromuz, hem de vatandaş izin vermez. Benden kötülük görse, Müdürüme, Valimize çok rahatlıkla iletilir.."

Yönetmelik tartışması

     Devlet 17 Ağustos faciası sonrası apar topar (2 Eylül 1999) Büyükşehir Belediyesi sınırları dışında kalan belediyeler için (il, ilçe, belde) Deprem Yönetmeliği yayınladı. İnşaatlarda uyulması gerekenleri sıralıyor. Ancak, Mimar Mehmet Emin Ertürk, bunun Türkiye geneli için düşünülmeden hazırlandığını iddia ediyor.
       Öncelikle teşkilatsız, teknik eleman ve ekipman altyapılarından yoksun yerlerin hesaba katılmadığından yakınan Ertürk, şöyle diyor:
     "Anılan belediyelerin imar sınırları içinde üç kattan fazla yapılarda yangın merdiveni, asansör vs. gibi yaptırımlar zorunlu tutulurken, büyükşehir belediyelerinde beş kattan sonra uygulanmaktadır.
     Jeolojik rapor istenmesi çok yerinde. Ancak raporlar sıhhatli mi anlayan bilen yok. Bazı belediyeler raporu mühendisin hazırladığı kaşe imzasıyla kabul ediyor, bazıları Jeoloji Mühendisleri Odası'nın onayını istiyor. Bayındırlık Bakanlığı, İller Bankası, DSİ gibi resmi kuruluş onayı isteyenler de var.
     Astronomik proje ücretleri vatandaşta olumsuz etki yapıyor. Çünkü taşra belediyelerinde 'Oda proje ücret' listesini uygulamak olası değil. Buralarda anahtar teslimi, kat karşılığı, müteahhit işi yani kar ve rant amaçlı inşaat yapılmaz. yapılsa bile çok azdır.
     Teknik u5ygulama sorumlusu olarak mimar, inşaat, makina, elektrik, peyzaj mühendisi imzalarının aranması görüşüne katılıyorum. Ancak, taşrada bu branşlardaki serbest mühendisleri bırakın, anılan insanlar belediye kadrolarında dahi yok.
     Ruhsat için belediyelere sunulan projeler, sanat okulu mezunu, teknik kurs görmüş elemanlarca inceleniyor. Devletin belediyelere nüfusa ve yapılaşma sayısına göre teknik kadro ve ekipman vermesi gerekiyor."



Yazara E-Posta: tbengin@milliyet.com.tr