Kamyon mu, gemi mi?

Kamyon mu, gemi mi?


Tunca BENGİN

Türkiye'nin acilen 2000'lerdeki ulaşım politikasını gözden geçirmesi gerekiyor. Yıllardır herkesin dilinde moda olan tek slogan toplu taşımacılık. Ancak uygulama tam tersi. Yük ve yolcu ulaşımında ağırlık ısrarla karayolunda...
İhmal edilen demiryollarımızdaki sorunları ve olası tehlikeleri dile getirdim. Sırada denizyolu var. Maalesef raylı ulaşım gibi, o da S.O.S. veriyor. Üç yanı denizle çevrili Türkiye, AB ülkelerinin toplamından fazla olan kamyon sayısıyla övünürken, köhnemiş deniz filosu (yolcu - yük) üvey evlat muamelesi görüyor.

Haklı tepki

Bu görüntüye Gemi Mühendisleri Odası Genel Sekreteri Metin Koncavar, isyan ediyor. Nasıl etmesin ki; dünya yük taşımacılığının yüzde 90'ı deniz yoluyla yapılırken, bizdeki oranı sadece yüzde 5... Yolcu taşımacılığı ise yüzde 0.3 gibi komik bir rakamda kalıyor. Koncavar, bunun ekonomik kayıplarını şöyle açıklıyor:
"Denizyolu taşımacılığıyla kıyaslandığında, demiryolu 2, karayolu 10 kat fazla enerji sarfiyatı demektir. Toplam enerji tüketimimizin yüzde 25'i ulaşıma gidiyor. Yıllık petrol ithalatımız 4 milyar dolar. Denizyolunun temiz ve sağlıklı oluşu da önemli. Trafikte yakıt ve zaman kaybı yanında, zehirli egzoz gazları, gürültü kirliliği herkesçe biliniyor."
Kıyas bu kadarla kalmıyor, devam ediyoruz:
"Denizde arazi sorunu yok, otoyol inşaatları ise büyük istimlak gerektiriyor. Köprüler, yeni otoyollar yeşil alanların yağmalanmasına, su kaynaklarını tehdit eden yapılaşmalara yol açıyor. Kilometre başına 2 milyon dolardan başlayan otoyol maliyetleri, viyadüklü kesimlerde 12 milyon dolara çıkıyor. Oysa denizler bedelsiz. Karayollarında her yıl on bine yakın insan ölüyor, 100 bin kişi yaralanıyor."

İstanbul'a gelince

Megaköy'ün sorunu da aynı. Yollar arapsaçı, denizden yararlanma lafta kalıyor. Şehir Hatları filosu eskidi, takviye yeni gemi yok, birçok iskele kapandı.
Koncavar, Harem - Kabataş araba vapuru hattının bir yıldır onay beklediğini söylüyor. "İstinye - Kavacık, Üsküdar - Kabataş araba vapuru olsa binmez misiniz" diyor. Ardından da köprü mü, tüp mü tartışmasına değinerek ekliyor:
"Köprüler insanları değil, özel otomobilleri iki yaka arasında taşıyor. Üstelik de kent içi ulaşımındaki payı sadece yüzde 11. Raylı tüp geçit ya da reddettiğimiz yeni köprü en az 4 yılda biter. Şehir nasıl bekleyecek? Acilen kentin uygun yerlerine gemi seferleri konulmalı. Yurtdışından pahalı gemi ithali yerine tersanelerde yerli üretim yapılmalıdır. Çünkü yakında GAP bölgesinde de gemi taşımacılığı önem kazanacak..."




Yazara E-Posta: tbengin@milliyet.com.tr

DİĞER YENİ YAZILAR