Karakolda ayna var

Karakolda ayna var


     TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu'nun Mayıs 2000'de yayımlanan İstanbul raporu, polisi zor durumda bırakmıştı. Komisyon üyelerinin tespitlerine göre; İstanbul'da işkence ve kötü muamele iddialarına adı karışan çok sayıda karakol vardı. Hatta bazılarında işkence aletleri (Küçükköy Karakolu Filistin askısı vb) dahi bulunmuştu. Ama bu iddiaları İstanbul Valisi yalanlamıştı.
     Aradan yaklaşık 5 ay geçti. Acaba o gün işkenceyle suçlanan karakollar, bugün ne durumda? Raporu hazırlayan ANAP İstanbul milletvekili A. Emre Kocaoğlu periyodik olarak sürdürdüğü incelemelerini şöyle anlatıyor:
     "Çok şey değişti deyip abartmayalım ama; 10 ilçede yaptırdığımız araştırmanın sonuçlarına göre Gaziosmanpaşa dahil her yerde iyileşme var. Hortumla adam dövülen Beşiktaş çiçek gibi karakol oldu. İnsanlar kahve içmeye gidiyor. Ve suç oranı da düşmüş. Benzer bir şey de Üsküdar'da yaşanıyor. Otomobil teybi çalınan hatırı sayılır bir kişi, 'Basın sopayı bulun' diye şikayet etmiş. Polisler 'Biz burada dayak atmıyoruz, kahve ikram ediyoruz' demişler. Buna rağmen suçlu bulunmuş."

Müdüre yargı yolu

     Gelelim, işkence aletinin (Filistin askısı) bulunduğu Küçükköy Karakolu'na. 29 Şubat 2000 tarihli tespitte şöyle deniliyordu:
     "Askı da dahil su bidonu, araba tekerlekleri gibi bazı malzemeler ve ses geçirmemesi için özel çabayla hazırlanmış bir oda keşfedilmiştir. Heyetimize yanıltıcı bilgiler verilmiş ve bu oda saklanmak istenmiştir. Kötü muamelenin ve hatta işkencenin yapıldığı konusunda kanaat oluşmuştur."
     Kocaoğlu bugün, 'O karakol tamamen yıkıldı. Yerine yenisi yapılıyor' diyor. Dönemin Gaziosmanpaşa İlçe Emniyet Müdürü hakkında da yargı kararı alındığını belirterek, şunları söylüyor:
     "Önce disiplin suçu soruşturması açacaklardı, müdahale ettik. Şimdi mahkemede 5 yılla yargılanacak. Bu işler bağırarak değil doğru yerde doğru lafları söyleyerek yapılıyor."
     Yargılama kesin mi? İddialar ortaya atıldığında Vali Bey karşı çıkmıştı?
     "Pazartesi ya da salı günü kendisini ziyarete gidiyorum. O olaydan sonra elini dahi sıkmıyordum. Şimdi ilçe emniyet müdürünün yargılanmasına izin verdiği için teşekkür edeceğim."

İşkence bitti mi?

     Kocaoğlu'nun yorumu; 'Bunlar güzel başlangıçlar. Belki farklı vardiya olsaydı durum değişebilirdi. Ya da başka yerlerde sorun devam ediyor olabilir ama; daha önce olmayan şeyler olmaya başladı. Farklı bir hava var..."
     Bunu doğrulayan bazı gelişmelerin de Ankara'da yaşandığına dikkat çeken Kocaoğlu, devam ediyor:
     "Polis artık kendi pisliğini örtmüyor. Örneğin İçişleri Bakanı Ankara'da dayak atan polisi cezalandırdı. Dayak yiyen doktordan da özür diledi.
     Bir kızı alıkoydu gerekçesiyle kahraman unvanlı bir polisi meslekten ihraç etti. Ve bunu kamuoyuna bildirdi.
     Geçenlerde emniyet genel müdürü yayımladığı tamimde 'Herkes (polisler) mahkemeye gitsin. Eğer korunma istiyorsa bize gelsin. Biz onu ancak avukatla koruruz, mahkemeye gitmemekle değil' dedi. İşte böyle hoş şeyler yaşanıyor."

Suç çocukların mı?..

     Türkiye nüfusunun yüzde 20'si yoksulluk ya da yetersizlik (BM verileri) koşullarında yaşıyor. Yoksul çocuk sayısı ise yaklaşık 6 milyon... Çocuk işgücü araştırmasına göre de Türkiye'de 6 - 14 yaş grubu arasında çalışan çocuk sayısı bir milyonun üstünde. Bu işgücü içindeki her 100 kişiden 5'inin çocuk olduğunu gösteriyor.
     Çocuk Vakfı'nca hazırlanan raporda, ILO'nun çocuk işciliği araştırmasının sonuçları da yer alıyor. O daha da vahim. Şöyle ki:
     Sağlığa zararlı işlerde çalışan çocukların oranı yüzde 60. Ağır sanayide çalışan çocuklarda yaralanma olayı yüzde 26. Çocukların yüzde 50'den fazlası stresli bir ortamda çalışıyor. Yine yarıdan fazlası eve yorgun dönüyor. Neredeyse tamamı kendine zaman ayıramıyor. Yani oyun dahi oynayamıyor. Yüzde 30'u da okula gitmiyor, daha doğrusu gidemiyor... Ve maalesef dörte biri hasta ya da yaralanmış.
     İşte 2000'lerin Türkiye'si...


Yazara E-Posta: tbengin@milliyet.com.tr