Kitaptaki gibi olsa!..

Kitaptaki gibi olsa!..


     Türkiye'de sorun yasada değil kafada. Çağdaş bir toplum için olması gerekenler kitaplarda mevcut. Her kurumun, kişinin uyacağı kurallar tek tek sıralanmış. Üstelik bunlar bazı meslek gruplarına ders olarak da okutuluyor. Örneğin; polis, şoför, sağlık uzmanı gibi...
     Ama gel gör ki; uygulama tam tersi. Polis işkence, kötü muamele suçlamalarından kurtulamıyor. Şoför her kuralı çiğneyip, trafik canavarlığına soyunuyor. Sağlık görevlisi, hastayı kapıdan kovuyor...
     Bugün olması gerekenlere değinelim dedik. Bakın kitaplar ne diyor:

İşte çağdaş şoför

     Kütahya Meslek Yüksek Okulu bünyesinde ülkemizde ve dünyada tek Otobüsçülük Bölümü bulunuyor. Burada okutulan Otobüs İşletmeciliği adlı kitapta da bir kaptanın nasıl olması gerektiği şöyle anlatılıyor:
     "Kaptan, yolcuya temiz, sağlıklı bir fiziki yapı ile güven vermeli. Çok kilolu veya aşırı zayıf, çok uzun boylu ya da aşırı kısa olmamalı. Düzgün konuşmalı, kişilere hitap etme şekillerini bilmeli.
     Kıyafeti, temiz ütülü gömlek, kravat, ceket, pantalon, siyah çorap, topuksuz koyu renk ayakkabı, hırkadan oluşmalı.
     Sefere çıkmadan önce banyosunu yapmalı. Saçlar kısa kesilmiş, temiz ve taranmış, eller bakımlı olmalı..
     Normal düşünme ve çalışmayı engelleyen, maddi kayıplara sebep olan sigara, alkol ve kumar tutkunu olmamalı."
     Kitapta birde görev sırasında yanında bulunduracağı araç - gereçler yer alıyor. Onlar da şunlar:
     "Yedek iç çamaşır, şampuan ve sabun, terlik, yedek gömlek ve çorap, ayakkabı boyası, diş fırçası ve macunu, traş takımı, tarak ve krem, tırnak makası, kibrit ve tükenmez kalem, üniformaya uygun iplik ve dikiş iğnesi, nevresim ve havlu, mesai saatlerinde giyeceği özel kıyafet, tüm araç ve gereçlerin sığabileceği bir çanta."

İnsanlık dışı muamele

     AB tam üyelik sürecindeki Türkiye, bir süredir polis adaylarına insan hakları dersi de okutuyor. Amaç; kötü muamele ve işkence iddialarına son vermek. Kitapta Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nde ele alınan işkence kavramıyla ilgili tartışmalar da yer alıyor. İnsanlık dışı muamele denilince bakalım neler akla geliyormuş:
     "Avrupa İnsan Hakları Divanı polisin bilgi edinmek ve itiraf ettirmek için kullandığı metodları incelemiştir.
     Duvara karşı ayakta tutmak: Tutuklular bir kaç saat süreyle bir bunalım durumunda ayakta tutmaya zorlanıyorlardı. İlgililerin ifadelerine göre; bacaklar ve kollar açık, ayaklar geride ve vücut ağırlığı parmakların üstüne verilerek, kollar başın üstüne uzanmış, parmaklar duvara dayalı şekilde durmaları gerekiyordu.
     Başa torba geçirmek: Tutukluların başına siyah ya da koyu lacivert bir torba geçirilerek, sorgulamaya kadar bu durumda bekletiliyorlardı.
     Gürültü : Sorgulamadan önce tutuklular, kuvvetli ve devamlı bir ıslık sesi çıkarılan bir odada tutuluyorlardı.
     Katı sıvı ve gıda vermemek: Tutuklulara sorgudan önce cüzi bir miktarda yemek veriliyordu.
     Bu teknikler üst kademelerce onaylanmış olmasına rağmen yazılı belgelerde yer almıyordu. Divan oy birliğiyle bu tekniklerin insanlık dışı ve alçaltıcı bir muamele olduğuna karar verdi."
     Başta da dedik, kitaplar güzel de ya uygulama...

Havada kriz

     Türk sivil havacılığındaki kriz devam ediyor. Dünyanın dev firmalarının Türk özel havayolu şirketlerine uyguladığı ambargodan sonra, taşıma pazarı da elden gidiyor. Sivil Havacılık Genel Müdürü Topa Toker,, 'Türkiye ciddi bir tehlikeyle karşı karşıya' diyor.
     Malumunuz olayın kaynağı mantar gibi bitip paraları hortumlayan paravan bazı uçak firmaları. Kullandıkları uçakların kiralarını vermeyip üzerine yatıyorlardı. Adamlarda haklı olarak Türk firmalarına uçak vermek istemiyorlardı. Topa Toker, uygulamanın aynen devam ettiğini belirterek, şunları söylüyor:
     "Daha da katı kurallar koydular. Bu arada İstanbul Havayolları'nın faaaliyetin durmasını fırsat bilen Almanya'da çok sayıda şirket kuruldu. Hava taşıma pazarı yabancıların geline geçmek üzere, belki de geçti. Önümüzdeki yıl sonuçlarını göreceğiz."



Yazara E-Posta: tbengin@milliyet.com.tr