Kömür kıymetli ya insanlarımız...

229 Nisan 2014: TBMM’de Soma’daki maden ocaklarında “geliyorum” diyen facianın tartışması var. Ana muhalefet “Maden ocaklarında sürekli patlamalar oluyor, işçilerimiz ölüyor” diyor ve bu konuda Araştırma Komisyonu kurulması için önerge veriyor. Ancak istem, iktidarın karşı oylarıyla reddediliyor. 14 gün sonra facia yaşanıp madenciler öldüğünde Cumhurbaşkanı, Başbakan, bakanlar, milletvekilleri Soma’ya koşuyor, kömür ocağının kapısında görünüyor. Günler sonra ortaya çıkan maden sahibi “Ben bu işletmeye 3 seneden beri gelmedim. Ocağa hiç inmedim” diyor.
26 Ağustos 1931: Zonguldak kömür madenlerinin en verimli ve ileri düzeyde işletilmesinin tartışıldığı günlerde, Başbakan İsmet İnönü, Meclis’te, “Kömür meselesini bütün memleket için büyük bir dava telakki ediyorum” demektedir. İstanbul’da bulunan Atatürk, Ertuğrul Yatı ile boğaz turundayken ani bir karar ile Kaptan’a; Karadeniz’e, Zonguldak’a doğru yol almasını söyler ve kamarasına çekilir. Yanında, o zamanki İş Bankası Genel Müdürü Celal Bayar, Afyon Milletvekili Ruşen Eşref, Gaziantep Milletvekili Kılıç Ali, Aydın Milletvekili Reşit Galip, Sinop Milletvekili Recep Zühdü, Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri Tevfik Bıyıklıoğlu, Özel Kalem Müdürü Hasan Rıza Soyak ve Başyaver Rusuhi Bey de vardır. Heyetle birlikte Türkit 63 ocaklarına giderek öğle yemeği yer. Ardından ocak yetkilisi Kazım Bey’den üretim durumuyla ilgili harita üzerinde bilgi alarak havzada inceleme yapar. Sonra da bizzat ocaklara inerek işçilerle konuşur. Aynı gün dönerken de tarihe bir not düşer:
Zonguldak’ın derin toprakları altındaki maden serveti ne kadar kıymetli ise, bizim nazarımızda Zonguldak’ta o kadar çok kıymetli bir vilayetimizdir. (Kaynak: Zonguldak Valiliği, www.isteataturk.com)
Soma’da derin toprakları altında kıymetli maden serveti olan bir başka yerimiz. Ancak orada insanlar günlerce yakınlarından haber alamadı, cenazelerini almak istediğinde de itilip kakıldı. Protesto olur diye de polis baskısı altında yaşadı, yaşıyor. Bu durumda Soma’nın kendini çok kıymetli hissetmesi mümkün mü?

19 Mayıs’ta gençlik manzaraları

Soma Belediye Mezarlığı’ndaki şehitlik ve köylerde gömülenler arasında 90 kuşağından birçok madenci bulunuyor. Askerliğini dahi yapmadan “kapkara” kömür ocağına inenler bile var... Birçok yaşıtı gibi üniversitede olması gerekirken, ekmek kavgası ve 19’unda, 20’sinde sonlanan yaşamlar... Mezar başlarına çakılan tahta parçalarındaki doğum tarihleri ve üzerlerine örtülen futbol taraftarlık atkılarını görünce yüreği yanıyor insanın. Hele o kara toprağın üzerine bırakılan mektuplar:
“Oğlum, canım arkadaşım, birbirimizi tanımasak da sen benim kardeşimsin...”
***
Soma’daki mezarlıklar çevresi, hastanelerin önleri ise İstanbul, Ankara, İzmir ve ülkenin dört bir yanından gelen kızlı-erkekli üniversite ve lise öğrencileriyle dolu... Hepsi sosyal medya üzerinden Soma’da ihtiyaç olduğunu duyunca koşup gelmişler. Kızılay gönüllüsü olarak çalışan gençlerin kimi su dağıtıyor, kimi lokum kumanya... Bazıları da mezarların temizliği ve kolonya dökme işini üstlenmiş... Adlarını soruyorsunuz “İsmimizin önemi yok. Ahmet, Can, Ayça, Tuğçe ne fark eder ki, hepimiz kardeşiz” diyorlar...
***
Soma’da bir de madenci adayı gençler var; Ahmet, Mehmet, Fevzi, Mert... 18’ine yeni girmişler. Köyleri ve ilçe merkezi dışında bir yer görmemişler. Babaları, dayıları, amcaları herkes madenci ama onlar ocağa inmek istemiyor. Korkuyorlar, ancak çaresizler...