Meclis'te Ulucanlar hesaplaşması

Meclis'te Ulucanlar hesaplaşması


Tunca BENGİN

     Günlük terör giderimiz 2.5 trilyon (kaynak: TBMM tutanakları), ancak cezaevleri yol geçen hanı. İçerde hakimiyet idarede değil, örgüt liderlerinde. Bunu devlet dahi kabul ediyor. En babası Kartal dedik, onun da suyu çıktı. Ankara Ulucanlar'da 10 tutuklu ve hükümlünün ölümüyle sonuçlanan olayların tartışması ise sürüyor. En çok konuşulan müdahale yöntemi ve silahların nasıl girdiği. Bu TBMM İnsan Hakları Komisyonu'nda da sert eleştirilere neden olmuştu. İşte tutanaklara yansıyan konuşmalar:

       * * *
       Bahri Zengin (İstanbul FP) - Devletin hakimiyeti olmayan bir yerde ne sorulabilir? Silahlar nasıl giriyor? Gerçekten can güvenliklerinden endişe eden insanlar varsa istifa etsinler.
       Ali Suat Ertosun (Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürü) - Silahların nasıl girdiği konusunu yıllardan beri araştırıyoruz. Bulsak idari ve adli yönden gereğini yapacağız. Herkese soruyorum; burada demokratik unsurların, kamuoyunun bir karar vermesi lazım. Devlet hakimiyetini tesis edeceğiz. Etmek istiyor muyuz; istiyoruz. O halde müdahale edelim. Ediyoruz 10 kişi ölüyor. Herkes ayağa kalkıyor.
       Zengin - Girsin diyoruz işte.
       Ertosun - Girsin diyorsunuz, o zaman ölümler oluyor. Ölümler olunca ne yapacaksınız? Eğer ölümlere karşıysak onun da yolunu gösterin.

       * * *
       Mehmet Gözlükaya (Denizli DYP) - Bunlara kim taviz verdi, kimler aracı oldu ki; bu siyasi teröristler hep bir yerde olma imkanı sağladılar?
       Ertosun - Biz kimseye taviz vermedik. Sadece haklı bazı isteklerini kabul ediyoruz. Operasyona kalkışıyorsunuz, niye operasyon yapılıyor deniliyor. 1996'da 12 kişinin ölümüyle sonuçlanan açlık grevleri oldu. Bugün hala kalıntıları var, bu insanların bazıları sakat.
       Gözlükaya - Mafya ve teröristlerle ilgili ne gibi tedbirleriniz var? Ne zamana kadar taviz verilecek?
       Ertosun - Beyefendi bakın ben bunlara cevap verdim. 6 tane F tipinin temelini attık.

       * * *
       Mehmet Nuri Tarhan (Hatay MHP) - Müdür beyin alınganlığı beni incitti gibi geliyor. Alıngan olmamalı. Bu silahlar - ben eskiden cezaevinde yattım maalesef - eski bir mahkum olarak biliyorum ki, içeriye giren soğanın, salatalığın bile birkaç yerinden kesildiğini biliyorum. Yani gelen eşyalarla cezaevine girmesi mümkün değil. Burada bir idari zaaf var.
       Ertosun - Biz alınganlık göstermiyoruz. Bugüne kadar gerek jandarma gerekse bakanlık personelinden içeri yasak madde sokanlarla ilgili her şey yapıldı ama; önleyemiyoruz.
       Tarhan - Sorumun cevabı olduğu kanaatinde değilim.
       Başkan (Sema Pişkinsüt - Aydın DSP) - Çoğu cevap değil zaten. Yani içeriye girmek veya yeterli kalmamak bir devletin aczi olamaz.
       Tarhan - Sayın yüzbaşım, Kalaşnikof'u, bir çıkın, paket içinde sokamazsınız ki.

       * * *
       Sebğatullah Seydaoğlu (Diyarbakır ANAP) - Operasyon emrini kim verdi? Adalet mi, İçişleri Bakanlığı mı? İkincisi Sayın Genel Müdür devletin bürokratı, memurudur. Bu Meclis insanı sorgular da, yargılar da. Buna saygı göstermemiz lazım, haddimizi aşmamamız lazım.
       Zengin - 7.5 metre tünel bulundu diyorsunuz. Kaç günde kazılabilir? 2 Eylül'den önce mi sonra mı kazılmıştır?
       Seydaoğlu - Veya operasyondan sonra mı?
       Ertosun - Öncelikle şunu söylemek istiyorum. Benim TBMM'ye karşı bir davranışım söz konusu olamaz. Bu Meclis'i Atatürk kurmuştur. Operasyon emrini kimin verdiğine gelince; istihbari bilgilerin sonrasında arama yapılmasına karar verilmiş, cumhuriyet başsavcılığına yazı yazılmıştır. Aslında kendi personelimizle arama yapmak istedik, fakat nedense THKP ve TİKKO örgütleri karşı çıktılar. PKK çıkmadı. Onların burunları dahi kanamadı.
       Başkan - Belli bir süre verip, yemeklerini - sularını kesmek gibi tedbir alamaz mıydınız?
       Ertosun - Bingöl'de bunlar yapılmaya çalışıldı, fakat içeriden ateşle karşılık verildi. 13 subay, astsubay, er, erbaş ve uzman çavuş yaralandı. Bunları biz de istemiyoruz.

       Ve son söz: Bu tartışma 30 yıldır sürüyor...



Yazara E-Posta: tbengin@milliyet.com.tr