NATO’nun patronuna üyeler ne diyecek?

Eklenme Tarihi17.01.2018 - 23:39-Güncellenme Tarihi17.01.2018 - 23:39

Sınırının hemen ötesinde bir terör gücü oluşturulmasına seyirci kalmayacağını çok net ortaya koyan ve bu konudaki duyarsızlığı nedeniyle üyesi bulunduğu NATO’ya tepki gösteren Türkiye’ye verilen yanıt bundan önce yaşanan her gerilimde olduğu gibi bildik yuvarlak sözler:

Türkiye, NATO için önemli bir ülke. Ya da Türkiye önemli katkılarda bulunan değerli bir NATO müttefikidir...

Peki ya icraat veya Genelkurmay Başkanı Orgeneral Akar’ın ABD’li mevkidaşına “IŞİD ile mücadele ne kadar önemliyse PKK/PYD/YPG, FETÖ ile mücadele de o kadar önemlidir” çıkışına yanıt var mı? Yok. Daha doğrusu var ama dalga geçer gibi:

Türkiye’nin güvenliğine katkı sağlamaya devam edilecek. Türkiye’nin Suriye’den gelebilecek balistik füzelere karşı hava savunmasını güçlendirdik...

Yani NATO üyesi ABD’nin desteğiyle Suriye’nin kuzeyinde kurulan terör ordusu ve o ordunun bir başka NATO üyesi Türkiye’nin bekasına yönelik bir tehdit oluşturması umurlarında bile değil. Dahası, ABD’nin aleni gönderdiği 5 bin TIR dolusu silah ve terör örgütünü devletleştirme çabalarına karşı tam anlamıyla üç maymunu oynuyorlar. Niyesini 1998-2001 yıllarında Belçika’daki NATO karargâhında görev yapan emekli tuğgeneral Dr. Naim Babüroğlu birkaç cümleyle özetliyor:

“NATO’nun patronu nerede? Fırat’ın doğusunda 13 yerde yerleşmiş, üs kurmuş her yerde. Ve NATO’nun patronu diyor ki ben Suriye’de kalıcıyım, gitmeyeceğim. Dolayısıyla, Türkiye ABD’nin yerleştiği bir yere NATO’yu davet ediyorum, tehdit altındayım derse üye ülkeler ne yapacak? NATO kolordusunu konuşlandı-racağız ve oradan bir harekât mı yapacağım diyecek? Kaldı ki terör örgütünü onlar terör örgütü olarak kabul etmiyor.”

NATO’dan bir şey çıkmaz yani?

“Hayır, ABD’den de bir şey çıkmaz. Genelkurmay başkanlarının katıldığı askeri komite toplantısından da. Üstelik orada sınır birlikleri sanki yeni çıkmış gibi anlatılıyor. Oysa 60 bin PYD’li var ve ABD aleni silah yardımı yapıyor. Çünkü PYD’yi terör örgütü olarak kabul etmiyor. Şimdi oradaki ABD Genelkurmay Başkanı ne diyecek? Haklısınız, biz sınır birliği kurmaktan vazgeçiyoruz PYD’yi de terör örgütü olarak kabul edeceğiz ve artık silah göndermeyiz mi diyecek?”

Türkiye’nin bu konuda NATO’ya yapacağı bir şey yok mu?

“Yok. NATO’ya hiçbir şey yaptıramazsınız ancak askeri kanadından çıkarsınız. Bunun da geçmişte iki örneği var. Biri Fransa, diğeri Yunanistan. Her ikisi de daha sonra tekrar geri döndü. Hatta 1974’teki Kıbrıs Barış Harekâtı nedeniyle ayrılan Yunanistan Demirel ve Ecevit hükümetlerinden veto yedi. 12 Eylül 1980 döneminin ilk icraatı da Yunanistan’a karşı yapılan vetoyu kaldırmak oldu.”

NATO’ya değil ama ABD’ye yaptırımın söz konusu olabileceğini belirten Babüroğlu, nasılını yine yaşanmış bir örnekle anlatıyor:

“Türkiye 1974’te ambargo uygulayan ABD’nin 21 üssünü kapattı. ABD 1976’larda ambargoyu kaldırdı fakat buna rağmen üsleri açmadı. Ne zaman açıldı? 12 Eylül 1980 döneminde 2. icraat olarak. Şimdi durum ambargoyu da geçen bir uygulama. ABD, PKK’yı komşu yaptı, modern silahlar veriyor. Türkiye’ye beka sorunu yaşatıyor. ABD üslerini kapatmak gerekirdi...”