Tunca Bengin

Tunca Bengin

tunca.bengin@milliyet.com.tr

Tüm Yazıları

Terör örgütü DAEŞ’i bitirmek yutturmacasıyla bir başka terör örgütü YPG/PKK’yı silahlandıran ABD’nin gerçek niyeti neydi? Suriye’nin kuzeyinde bir terör ordusu kurmak. Nitekim bu konuda sadece binlerce TIR silah vermekle yetinmedi, teröristleri eğitti de. O nedenle, Zeytin Dalı Harekâtı bu açıdan da ders niteliğinde... Çünkü ABD her ne kadar Afrin beni ilgilendirmiyor dese de oradaki teröristler oluşturulmak istenen o ordunun bir koluydu ve onları bir anlamda test etti. Ve nihayetinde de anladık ki bir güç oluşturmak için silah önemli ama bunun adına ordu diyebilmek için yeterli değil. Hele de ortada TSK gibi bir ordunun varlığı söz konusu olduğunda. Niyesini emekli Tümgeneral Ahmet Yavuz anlatıyor:

Haberin Devamı

“O zihniyet öyle kolay oluşmuyor, muharebe sahalarından gelmiş bir şey, yüzyılların birikimi. Sonra bu ordu 1984’ten beri Güneydoğu’da savaşıyor. Birileri bugün çıkıp onu küçümsüyor ama o savaşlar, o mücadeleler olmasaydı bugün Türkiye’nin bu coğrafyada bütünlük arz ettiğini kimse iddia edemezdi. Dolayısıyla, bu ruhu iyi bilmek lazım. Tabii bir de bunun maddi boyutu var. Hava kuvveti var, topçusu var. Yani bir paramiliter güç böylesine düzenli bir ordu karşısında savaşamaz. Bu çok açık.”

5 bin TIR silah da olsa fark etmez yani...

“Tamamen öyle diyemeyiz ama Türk ordusu karşısında o tür güçlerin sürekli bir başarı sağlaması mümkün değil. Hele hele gelişen ortamda hiç mümkün olmayacak. Gelecekte de onu herkesin dikkate alması lazım.”

Gelişen ortamdan kastınız?

“Biz on yıllar boyunca terörle mücadele ederken Güneydoğu’da en çok zahmetini çektiğimiz konu teröristi arayıp bulmaktı, enerjimizin yüzde 80-90’ını bu işi ayırırdık. Şimdi artık teröristi arayıp bulmak gibi bir problem ortadan kalktı. Teröristi İHA’lar gösteriyor, asker de bütün maharetini kullanarak adımını atıyor ve gereğini yapıyor. Yani kırsalda artık bu tür güçlerin barınma imkân ve kabiliyetinin kalmayacağını söyleyebilirim.”

Bir güce ordu diyebilmek için iki temel unsur olduğunu belirten Yavuz devam ediyor:

“Birisi disiplinin, zihniyetin başarıyla endeksli koşullanmışlığı her halükârda ülkesi için vazifesini yapma arzusu ve iradesi. İkincisi de uygun silah donatım ve eğitim. İkisi beraber olacak. Bunlardan biri eksik olduğunda, birincisinin yerine hiçbir şey koyamazsınız, ikincisinin yerine silah koyabilirsiniz ama bu koyma işinin de devamlı olabilmesi için kendi silah sanayiinize sahip olmanız gerekir.”

Haberin Devamı

Türkiye harekâtta kullandığı yerli silahlarla bu konudaki kararlılığını da ortaya koymadı mı?

“Tabii... Bunlar Kıbrıs Barış Harekâtı’ndan sonra ABD’nin koyduğu ambargonun bize armağanıdır. Aklımız o zaman başımıza geldi. Başkalarının planıyla savaşamaz bir ordu. Dolayısıyla da o dönemden alınan ders son dönemde de atılan doğru adımlarla bir ivme yakalandı. Umarım aynı şekilde devam eder çünkü ülkenin bağımsızlığı ekonomik ve Silahlı Kuvvetler bağımsızlığıyla alakalıdır.”

Özetle, gerçek bir ordu diyebilmek için öncelikle lazım olan silah değil, Malazgirt, Çanakkale ve Kurtuluş Savaşı gibi şehit kanlarıyla yazılmış destanlarla dolu en az bir kaç yüzyıllık bir tarih...