Ordu'nun 'sızma'ya karşı önlemi

Tunca BENGİN



TOPLUMDAKİ kirlilik, çürüme o kadar had safhada ki, adam gibi adama hasret kaldık. Zırt pırt parti değiştiren Kubi tipi politikacılar, devletin köşebaşlarını tutan çeteler, avanta yiyen bürokratlar, hastane skandalları, işçisinin primini yatırmayan SSK yüzsüzleri, vergi kaçırmayı huy edinen işadamları, bir türlü akıllanmayan rejim düşmanları artık bıktırdı.
Öyle ki; herkeste olması gereken dürüstlük fazilet haline geldi.
Dün bu duygularla gazeteleri karıştırırken bir ilan dikkatimi çekti.
Hava Kuvvetleri Komutanlığı adına "Hava Sınıf Okulları Ve Teknik Eğitim Merkezi Komutanlığı"ndan yapılan duyuruda 1999 - 2000 eğitim - öğretim yılında astsubay yetiştirmek için fakülte ve yüksek okul mezunu öğrencilere çağrı yapılıyordu.
Bundan doğal ne olabilir ki?
Ama değil; zira ilanın içeriği öncekilere oranla farklıydı. Adaylarda aranan koşullar bu defa biraz daha detaylıydı. TC vatandaşı olmak ve yaş sınırlamasını öngeren standart maddelerin devamı şöyle geliyordu:
"Kendisinin, anne, baba ve kardeşlerinin;
Kusursuz ahlak ve karaktere sahip olması, tutum ve davranışları ile yasadışı, siyasi, yıkıcı, irticai, bölücü ve ideolojik görüşleri benimsememiş, bu gibi faaliyetlerde bulunmamış veya karışmamış olmak, Toplumca ayıp sayılan ve toplumca uygun görülmeyen kazanç yollarında çalışmamış ve halen çalışmıyor olmak, Ceza yasalarında tanımlanan (taksirli suçlar hariç) herhangi bir suçtan (beraat edenler veya kamu davasının düşmesine karar verilenler hariç) dolayı ertelenmiş, para cezasına çevrilmiş veya affa uğramış olsa dahi ceza almamış olmak."

Ordu doğruluyor

Önce ilan sahibiyle, yani orduyla konuştuk. Askeri bir yetkili, içeriğin öncekilerden farklı olduğunu doğruladı. "Aksi durumlar, yapılan güvenlik soruşturmalarında sonradan ortaya çıkıyordu. Adayın, tüm şartları taşıyıp taşımadığını net olarak bilmesi daha sağlıklı" dedi.
Sonra da Harp Akademileri eski Komutanı emekli Orgeneral Kemal Yavuz'la yorumunu yaptık.
Yavuz Paşa'nın da ilk sözü "doğru bu kadar açık ve net belirtilmezdi" oldu. Ardından da "bazen ilk inceleme olumlu oluyor. İki üç sene sonra ortaya çıksa dahi çocuk çıkarılıyor" diye ekledi.

Askeri Şura'da gibi mi?

Yavuz Paşa bu sorunun da yanıtını veriyor:
"O göreve başladıktan sonra. Hizmet içi faaliyetleri sırasında sakıncalı faaliyetleri, ideolojileri, saplantıları tespit edilenler için böyle bir yola gidiliyor."
Emekli Org. Yavuz, "ama" diyerek devam ediyor:
"Askeri Şura, bir insan hakkında menfi karara varmak için değme mahkemeden daha fazla inceler. Öyle bir komutanın demesiyle kimsenin canını yakmazlar. Ayrıca pat diye bir adam kapı önüne bırakılmaz. 'Bak yanlış yoldasın, şu kişilerle irtibat halindesin' diye mutlaka uyarılır. Yanlışta ısrar ederse ilişiği kesilir."

Taviz yok

Yavuz paşa, ordunun bu konudaki acımasızlığını vurguluyor. "Ordunun kendi personeline merhameti yoktur. Hocalarımız 'Bir Silahlı Kuvvetler'in disiplini için yüzde 60'ını göz kırpmadan harcayabilirsiniz' derlerdi" diyor.
Yani, gerekirse yarıdan fazlasını...
Yavuz Paşa, bir başka yeniliğe daha parmak basıyor:
"Türkiye'deki Fethullahçı okullar bilinir. Yazılıdan sonra sözlü sınav yapılmasındaki temel neden de budur. Aday eğer o okullardan yetişmişse, yazılı sınavı birincilikle kazanmış olsa da kusura bakma kardeşim deyip gönderilir. Son dönemde bazıları uyanıklık yapıyor. Örneğin, çocuk 'imam hatip okulu'nda yetişiyor. Lise üçte normal bir okula yatay geçiş yapıp, diploma alıyor. Böyleleri yakalandı. Şimdi aday, orta okuldan başlayarak her yıl, hangi okulda okuduğunu kanıtlamak zorunda."
Özetle ordu diyor ki: bölücü, irtica heveslisi, üçkağıtçı, dolandırıcı, tokatçı, düzenbaz adamsan gelme. Hatta, ailende (anne, baba, kardeş, amca, teyze, dayı) sahtekar varsa da heveslenme.
Yani; temiz adamlardan oluşan temiz ordu hedefliyor.
İyi de yapıyor.
Dilerim, siyasi partiler de örnek alıp, adayları belirlerken titiz davranırlar.



Yazara E-Posta: tbengin@milliyet.com.tr